Mehdi-Mesih’in İkinci Gelişinde Kur’an-ı Kerim’i Okuyacağına Dair İşaret

Mehdi-Mesih’in İkinci Gelişinde Kur’an-ı Kerim’i Okuyacağına Dair İşaret
09.05.2026 22:38 | Son Güncellenme: 09.05.2026 22:39
99
A+
A-

Mehdi-Mesih’in İkinci Gelişinde Kur’an-ı Kerim’i Okuyacağına Dair İşaret

Kur’an-ı Kerim, Hz. İsa Mesih’in (a.s.) hem dünya hayatındaki mucizelerini hem de ona verilen ilahi nimetleri açıkça beyan eder. Özellikle iki önemli ayette, Allah Teâlâ’nın Hz. İsa’ya öğrettiği “Kitab” ifadesi dikkat çekicidir. Bu ayetler, Mesih’in ikinci gelişinde (nüzulünde) Kur’an-ı Kerim ile ilişki kuracağına dair önemli bir perspektif sunar.

Âl-i İmrân Suresi 3/45-48’de meleklerin Meryem’e müjdesi şöyle anlatılır:

“Hani Melekler, dediler ki: ‘Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ‘seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.’ ‘Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?’ dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona ‘Ol.’ der, o da hemen oluverir. Ona Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.

Mâide Suresi 5/110’da ise Allah’ın kıyamet günü Hz. İsa’ya hitabı yer alır:

“Allah şöyle diyecek: ‘Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim…

Bu iki ayette geçen “Kitab” ifadesi, Tevrat ve İncil’den ayrı olarak zikredilmiştir. Tevrat Hz. Musa’ya, İncil ise Hz. İsa’ya verilen kutsal metinlerdir. Dolayısıyla “Kitab” kelimesinin burada Kur’an-ı Kerim’i kastettiği anlaşılmaktadır. Zira Kur’an, bütün semavi kitapların tasdik edicisi, korunmuş son ilahi Kitap’tır. Allah’ın Hz. İsa’ya hem dünyadaki ilk hayatında hem de ahiret hesabında hitap ederken “Kitab”ı öğrettiğini vurgulaması, onun bu son Kitab’la özel bir ilişkiye sahip olacağını gösterir.

Hz. İsa (a.s.), yeryüzüne ikinci kez indiğinde, beşikte iken ve yetişkinliğinde insanlarla konuştuğu gibi, yeniden insanlıkla iletişim kuracaktır. Bu kez ise, bozulmamış ve korunmuş tek ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim’i okuyacak, onunla hükmedecek ve ümmet-i Muhammed ile birlikte tevhid çağrısını yenileyecektir. Ayetlerdeki “dünyada ve ahirette seçkin ve onurlu” oluşu, onun ikinci gelişinde de bu ilahi nimetten (Kitab’dan) istifade edeceğini işaret eder.

Bu perspektiften bakıldığında, Mesih’in nüzulü, sadece Deccal’le mücadele ve adaleti tesis etmekle sınırlı kalmayacak; aynı zamanda insanlığa son ilahi hitap olan Kur’an’ı yeniden hatırlatmak ve onunla amel etmeyi canlı tutmak şeklinde tecelli edecektir. Allah’ın ona öğrettiği “Kitab”, Tevrat ve İncil’den müstakil olarak zikredildiği için, Kur’an-ı Kerim’in bu mübarek şahsiyetin ikinci gelişindeki rehberi olacağı kuvvetle anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, Âl-i İmrân 45-48 ve Mâide 110 ayetleri, Hz. İsa Mesih’in hem ilk gelişinde hem de ikinci gelişinde ilahi ilimle donatıldığını ve özellikle “Kitab” (Kur’an) nimetiyle mümtaz kılındığını göstermektedir. Bu ayetler, inananlar için Mesih’in nüzulünü heyecanla beklerken, Kur’an’a daha sıkı sarılmanın ve onunla amel etmenin önemini de hatırlatmaktadır.