Hakikat ve İhanet: Tarihin Işığında İsrailoğulları’nın İnkâr ve Zulüm Çizgisi
Hakikat ve İhanet: Tarihin Işığında İsrailoğulları’nın İnkâr ve Zulüm Çizgisi
İnsanlık tarihi, hak ile batılın, hidayet ile dalaletin bitmek bilmez mücadelesine sahne olmuştur. Bu kadim mücadelede, Allah’ın gönderdiği elçilere, hidayet rehberlerine ve ilahi vahye karşı sergilenen tavır, bazı toplulukların tarihsel karakterini belirlemiştir. Kur’an-ı Kerim’de genişçe yer verilen İsrailoğulları kıssaları, sadece geçmişe dair bir anlatı değil, aynı zamanda nefsin ve sapkınlığın sınır tanımayan doğasına dair ibret verici bir aynadır.
İlahi Mesajın Reddi ve Elçilere Yönelen Zulüm
Kur’an-ı Kerim, İsrailoğulları’nın kendilerine gelen hakikati kabul etmek yerine, dünya menfaatleri uğruna elçilere nasıl düşmanlık ettiklerini açıkça zikreder. Onlar, sırf kendi arzularına uymadığı için Allah’ın elçilerini ya yalanlamış ya da öldürmüşlerdir.
“Andolsun biz İsrailoğulları’ndan söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman onlara bir elçi, nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şey getirdiyse, bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.” (Mâide Suresi, 70. Ayet)
Bu ayet, bir topluluğun hakikate olan tahammülsüzlüğünün en somut delilidir. Elçileri öldürmek, sadece şahıslara değil, bizzat Allah’ın hükmüne ve hidayet yoluna yapılan bir saldırıdır.
Hz. İsa (Mesih) ve İhanet Girişimi
İsrailoğulları’nın zulüm çizgisi, Hz. İsa (a.s.) döneminde zirveye ulaşmıştır. Hz. İsa, onlara şefkat ve hidayetle geldiği halde, onun getirdiği ruhaniyet ve tevhid mesajı, maddeye boğulmuş bu topluluğun liderleri tarafından bir tehdit olarak algılanmıştır.
İslam inancına göre, İsrailoğulları (o dönemdeki Yahudi ileri gelenleri), Hz. İsa’yı öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Ancak Allah, kendi elçisini onların bu tuzağından kurtarmıştır. Kur’an-ı Kerim bu durumu şöyle ifade eder:
“…’Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük’ demeleri yüzünden (onları lânetledik). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi…” (Nisâ Suresi, 157. Ayet)Bu ayet, Mesih’i ortadan kaldırma arzularının ve bu uğurda giriştikleri teşebbüsün, onların karanlık tarihindeki en büyük cürümlerden biri olduğunu vurgular.
Sonuç: Tarihsel Bir İbret
Tarih boyunca İsrailoğulları içerisindeki bazı grupların sergilediği bu tutum, sadece belirli bir kavme özgü değildir. Bu, hakkı batıla, nuru zulmete tercih eden her topluluğun düşebileceği bir çukurdur. Elçileri öldürme cüreti, insanın kibrinin ve dünyevi hırslarının barbarlığının, Allah’ın elçilerine karşı aldığı en büyük tavırdır.
Bugün bizlere düşen, bu tarihsel gerçeklerden ders alarak, hakikatin yanında dimdik durmak, zulme karşı sesimizi yükseltmek ve Kur’an’ın rehberliğinde adaleti ve merhameti yeryüzüne hakim kılmaya gayret etmektir. Zira Allah, hiçbir zulmü karşılıksız bırakmayacak olan Adl (Mutlak Adalet Sahibi) olandır.