Ahir Zaman Hadislerinin Müteşâbih Boyutu: Mehdi ve Mesih Kavramları
Ahir Zaman Hadislerinin Müteşâbih Boyutu: Mehdi ve Mesih Kavramları
İslam düşünce geleneğinde kıyamet alametleri ve ahir zaman hadisleri, genellikle ilk bakışta anlaşılan zahiri (görünen) manalarından ziyade, mecazlar barındıran müteşâbih (manası yoruma açık) metinlerdir. Bu hadisleri kelime anlamlarıyla, düz bir mantıkla ele almak yanılgılara ve çelişkili yorumlara yol açabilir. Dolayısıyla ahir zaman hadislerini şerh ederken son derece dikkatli olunması, kelimelerin arkasındaki işaretlerin doğru okunması gerekir.
Bu bağlamda sıkça değerlendirilen hadislerden biri şu şekildedir:
“İmamınız sizden olduğu hâlde, Meryem oğlu İsa içinize indiği zaman hâliniz nasıl olur?” (Buhârî, Enbiya 50; Müslim, Îmân 244)
Bu hadis-i şerif, ahir zamandaki “Mehdi” ve “Mesih” kavramlarının aslında aynı hakikatte birleştiğini gösteren önemli bir işaret taşımaktadır.
“İmamınız Sizden” İfadesi ve Babasının Mesleği
Birçok yorumcu, bu hadisteki “imam” ifadesini doğrudan “Mehdi” adında ayrı bir şahsiyet olarak ele almış ve Mesih’in o imamın arkasında namaz kılacağını öne sürmüştür. Ancak bu yaklaşım, hadisin müteşâbih ve sembolik dilini gözden kaçıran bir yorumdur.
Hadiste geçen “imam” vurgusu, Mesih’in ikinci gelişindeki soyu ve toplumsal aidiyetiyle ilgilidir. Ahir zaman hadislerinin sembolik dilinde bu ifade, Mesih’in ikinci gelişinde babasının mesleğinin “İmam” olduğunu ve onun tamamen İslam ümmetinin içinden, sizden biri olarak doğup yetişeceğini anlatır. Buradaki imamlık, onun dini ve ilmi birikime sahip bir babanın evladı olarak dünyaya geleceğini sembolize eder. Dolayısıyla Mesih, dışarıdan gelen yabancı bir figür değil; bizzat ümmetin içinden, babası imam olan bir aileden yetişen, “sizden” bir lider olacaktır.Mehdi ve Mesih’in Aynı Şahsiyet Olması, “Hidayete Eren” Vurgusu ve Tebliğ Vasfı
Yaygın inanışın aksine, rivayetler bütüncül bir yaklaşımla incelendiğinde, Mehdi ve Mesih kavramlarının iki ayrı kişiyi değil, aynı şahsiyeti ifade ettiği görülür.
Kelime anlamı itibarıyla “hidayete eren” (doğru yola ulaştırılmış, hidayet bulmuş kişi) demek olan Mehdi unvanı, bu zatın bizzat Allah tarafından hidayete erdirilmesini, toplumsal adaleti ve doğruluğu tesis etme yönünü kapsar. Mesih unvanı ise, hidayete eren bu aynı şahsın hakikati insanlara duyurma ve geniş kitlelere ulaştırma niteliğini, yani tebliğ vasfını temsil etmektedir. Dolayısıyla karşımızda iki ayrı lider yoktur; hidayete eren bu tek şahsiyetin bir yanda adaleti sağlama gücü, diğer yanda ise irşad ve tebliğ görevi gibi farklı fonksiyonlarına işaret eden unvanlar vardır.Konuyu Destekleyen Hadisler ve Kaynakları
Bu iki kavramın tek bir zat üzerinde birleştiğini doğrudan destekleyen en net rivayet şu şekildedir:
“Mehdi, Meryem oğlu İsa’dan başkası değildir.” (İbn Mâce, Fiten 24; Hâkim, Müstedrek, 4/441)Bu hadis-i şerif, zihinlerdeki ikiliği net bir dille ortadan kaldırmaktadır. Ahir zamanda gelecek olan ve hidayete eren o lider (Mehdi), aslında tebliğ vasfıyla öne çıkan Mesih’in kendisidir.
Yine bu birliği destekleyen bir diğer rivayette şöyle buyrulur:
“Meryem oğlu İsa adil bir hakem ve adaletli bir imam olarak aranıza inmedikçe kıyamet kopmaz…” (Buhârî, Büyû’ 102; Müslim, Îmân 242)Bu hadiste de İsa (a.s) için doğrudan “adaletli bir imam” sıfatı kullanılmaktadır. Bu durum, ilk hadisteki “imamınız sizden olduğu hâlde” ifadesinin, ayrı bir Mehdi’ye değil, bizzat Mesih’in kendi imametine, tebliğ makamına ve ümmet içindeki konumuna işaret ettiğini gösterir.
Ahir Zaman Hadislerini Yorumlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ahir zaman, deccaliyet, nüzul-i İsa ve Mehdi hadislerini okurken yüzeysel yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), geleceğe ait bu gaybi hakikatleri ümmetine aktarırken dönemin ve vahyin getirdiği sembolik bir dili tercih etmiştir.
Hadislerde geçen ifadeler; manevi mertebelerin, ilahi yardımın, hakikat tebliğinin ve zihniyet dönüşümlerinin sembolleridir. Bu metinleri, kelimelerin mecazi yönlerini ve dönemin sosyo-politik şartlarını hesaba katmadan, tamamen düz mantıkla yorumlamak asırlar boyunca hatalı beklentilere ve yanılgılara yol açmıştır. Bu nedenle ahir zaman hadisleri yorumlanırken çok dikkatli olunmalı ve metinlerin müteşâbih yapısı göz önünde bulundurulmalıdır.