Hz. Harun (a.s.): Sadık Bir Yardımcı ve Peygamber

Hz. Harun (a.s.): Sadık Bir Yardımcı ve Peygamber
13.01.2026 21:05 | Son Güncellenme: 14.01.2026 12:42
29
A+
A-

Hz. Harun (a.s.): Sadık Bir Yardımcı ve Peygamber

Hz. Harun (aleyhisselam), Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Musa’nın (a.s.) kardeşi ve Allah’ın lütfuyla kendisine verilen peygamberlik makamıyla anılan önemli bir peygamberdir. O, özellikle zorlu tebliğ döneminde kardeşine en yakın yardımcı, kavmin ıslahında görevli ve Firavun’un zulmüne karşı mücadelede yoldaş olarak öne çıkar. Kur’ân’da adı sıkça Hz. Musa ile birlikte zikredilir ve selamlanan peygamberler arasında yer alır.

Allah Teâlâ, peygamberlerini hidayete erdirdiğini bildirirken Hz. Harun’u da şöyle anar:

“Ve ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh’u ve onun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun‘u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.”
(En’âm Suresi, 84. ayet)

Hz. Harun’un peygamberliği ve vahiy alması da açıkça belirtilir:

“Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun‘a ve Süleyman’a da vahyettik.”
(Nisâ Suresi, 163. ayet)

En çarpıcı anlatımlardan biri, Hz. Musa’nın (a.s.) Rabbine dua ederek kardeşini yardımcı istemesi ve Allah’ın bunu kabul etmesidir:

“Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver, kardeşim Harun‘u. Onunla arkamı kuvvetlendir. Onu içimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok teşbih edelim ve seni çok çok zikredelim.”
(Tâhâ Suresi, 29-33. ayetler – meal özeti)

Allah bu duayı kabul eder ve Hz. Harun’u peygamber olarak kardeşine yardımcı kılar:

“Ona Rahmetimiz’den kardeşi Harun‘u da bir peygamber olarak armağan ettik.”
(Meryem Suresi, 53. ayet)

Hz. Musa Tur Dağı’na çağrıldığında, kavmini emanet ettiği kişi yine Hz. Harun’dur:

“Musa, kardeşi Harun‘a ‘Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma’ dedi.”
(A’râf Suresi, 142. ayet)

Bu emanet sırasında yaşanan buzağı fitnesinde Hz. Harun’un samimiyeti ve üzüntüsü şöyle ifade edilir:

“Kardeşi (Harun): ‘Annem oğlu! Bu topluluk beni zayıflattı ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni zalimlerle bir tutma’ dedi.”
(A’râf Suresi, 150. ayet – meal özeti)

Firavun’a gönderilen peygamberler olarak ikisi birlikte zikredilir:

“Sonra bunların ardından Firavun’a ve onun önde gelen çevresine Musa’yı ve Harun‘u ayetlerimizle gönderdik.”
(Yûnus Suresi, 75. ayet)

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Musa ve Hz. Harun’a selam gönderilir:

“Selâm olsun Musa ve Harun‘a!”
(Sâffât Suresi, 120. ayet)

Hadis-i şeriflerde ise Hz. Harun (a.s.), özellikle sadakat ve yardım makamı olarak örnek gösterilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ali’ye (r.a.) hitaben buyurmuştur:

“Senin bana olan konumun, Harun‘un Musa’ya olan konumu gibidir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.”
(Buhârî, Megâzî 60; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe – Menzilet Hadisi)

Bu hadis, Hz. Harun’un kardeşine olan sadık yoldaşlığını, vekâlet ve destek konumunu ne kadar yüce bir mertebe olarak gösterdiğini vurgular.

Hz. Harun (a.s.), Kur’ân ve hadislerde sadakatin, ıslah çabasının, kardeşlik hukukunun ve Allah yolunda fedakârlığın timsali olarak yer alır. O, en zor anlarda bile tebliğden taviz vermeyen, kavmini düzeltmeye çalışan ve Rabbine tam teslim olan bir peygamberdir. Onun hayatı, Müslümanlara “yardımcı olmak, emanete sahip çıkmak ve ıslah için çalışmak” dersini verir.

Allah ondan razı olsun, selâm olsun Musa ve Harun’a!