Elçilere Atılan “Sapıklık” İftirası ve Kur’ânî Red

Elçilere Atılan “Sapıklık” İftirası ve Kur’ânî Red
17.05.2026 18:38
62
A+
A-

Elçilere Atılan “Sapıklık” İftirası ve Kur’ânî Red

Kâfirler ve inkârcılar, tarih boyunca Allah’ın elçilerine çeşitli iftiralar atmışlardır. Bunlardan biri de “sapıklık” (dalalet, azgınlık, derin bir sapıklık içinde olmak) ithamıdır. Bu iftira, peygamberlerin getirdiği hakikatleri reddetmek için kullanılan klasik yöntemlerden biridir. Kur’ân-ı Kerim, bu iddiayı en çarpıcı şekilde Kâf Suresi 27. ayette ortaya koyar:

“Arkadaşı (olan şeytan) der ki: ‘Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.’”

Bu ayette, ahirette suçlu ile şeytanı arasında geçen diyalog tasvir edilir. Şeytan, sorumluluğu üzerinden atarak “Ben azdırmadım, o zaten sapıklık içindeydi” der. Allah Teâlâ ise bu tartışmayı keser ve gerçeği hükme bağlar. Ayet, sapıklık ithamının aslında inkârcıların kendi halini yansıttığını ve elçilere yöneltilen bu iftiranın temelsiz olduğunu vurgular. Elçiler, sapıklık içinde değil, tam aksine insanlığı sapıklıktan kurtarmak için gönderilmiş hidayet rehberleridir.

Peygamberlere Yöneltilen Benzer İftiralar

Kur’ân, önceki peygamberlere de aynı iftiraların atıldığını bildirir. Nuh (a.s.) kavmi ona “sapık” ve “deli” demiş, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e de “mecnun”, “şair”, “kahin” ve sapıklık ithamları yapılmıştır.

  • “Mecnun (deli)” iftirası: Kalem Suresi’nin başında Allah, Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) korur: “Nûn. Kalem’e ve yazdıklarına andolsun ki sen, Rabbinin nimeti sayesinde deli değilsin.” (Kalem, 68/1-2)
  • Şair ve kahin ithamı: “Onlar: ‘O bir şairdir, onun için zamanın felaketini bekliyoruz’ dediler.” (Tur, 52/30). “Bu ancak bir beşerin öğretmesidir” (Nahl, 16/103) diyerek vahyi inkâr etmeye çalıştılar.
  • Genel sapıklık/saptırıcılık ithamı: “… ‘Bu, eski zamanların uydurma masallarından başka bir şey değildir. O, bunları başkalarına yazdırıyor; sabah akşam kendisine okunuyor’ dediler.” (Furkan, 25/5) ve “Bu, sizi ilahlarınızdan vazgeçirmek isteyen biridir” (Sâd, 38/5) gibi ayetler, inkârcıların taktikleri ni ortaya koyar.

Tüm bu iftiralar, elçilerin doğruluk, eminlik ve hidayet niteliklerini gölgelemeye yönelik çaresiz saldırılardır. Kur’ân, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) hitaben şöyle buyurur: “Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.” (Ahzâb, 33/45-46 ve benzeri ayetler).

Hadislerde İftira ve Sapıklık İthamının Ağır Yükü

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), iftiranın, özellikle namus ve dine yönelik olanının büyük günahlardan olduğunu vurgulamıştır. Müflis hadisinde buyurur:

“Ümmetimin müflisi, namaz, oruç ve zekâtla gelip de şu kişiye sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş… olarak gelen kimsedir. Sevapları biter, hak sahiplerine dağıtılır; yetmezse onların günahları kendisine yüklenir ve cehenneme atılır.” (Müslim, Birr 59-60)

Başka bir hadiste: “Bir mü’mine iftira eden veya onu küçük düşüren kimse, tevbe etmedikçe Allah’ın himayesine girmez.” (Hadis kaynakları). İfk hadisesinde (Hz. Âişe validemize atılan iftira) Nur Suresi’nin ayetleri inmiş ve iftira edenler ağır şekilde uyarılmıştır. Bu, elçilere ve onların yakınlarına atılan iftiraların Allah katında ne kadar büyük bir suç olduğunu gösterir.

Sonuç: Hakikat Karşısında İftira

Şeytanın ahiretteki itirafı (“Ben azdırmadım, o zaten sapıktı”) aslında kendi yalanını itirafıdır. Gerçek sapıklık, Allah’ın elçilerini yalanlamak ve onların getirdiği hidayete karşı çıkmaktır. Elçiler, “Ben size apaçık bir uyarıcıyım” (Şuarâ, 26/115 ve benzeri) diyerek doğruyu tebliğ etmişlerdir.

Bugün de aynı iftiralar farklı kılıflarla devam etmektedir. Kur’ân ve Sünnet’in ışığında bu ithamlara karşı durmak, her müminin görevidir. Zira Allah, elçilerini korumuş ve onların yolunu aydınlatmıştır. Sapıklık ithamı, itham edenin kendi kalbine döner; hidayet ise elçilerin ve onlara tabi olanların yoludur.

“De ki: ‘Ben size ancak bir uyarıcıyım.’” (Sebe’, 34/46)

Bu yazı, Kur’ân’ın rehberliğinde elçilerin masumiyetini ve iftiracıların aczini vurgulamak için kaleme alınmıştır. Allah, bizi hak üzere sabit kılanlardan eylesin.