Hakikate Kör Bir Kibir Abidesi: Ebu Cehil ve İslam Tarihindeki İbretlik Sonu
Hakikate Kör Bir Kibir Abidesi: Ebu Cehil ve İslam Tarihindeki İbretlik Sonu
Ebu Cehil (Amr bin Hişam), İslam tarihinin en karanlık, ancak ibret devşirilmesi gereken en önemli figürlerinden biridir. Kelime anlamı “Cahilliğin Babası” olan bu lakap, ona bizzat Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından verilmiştir. Asıl adı Amr olan ve Mekke’nin en saygın, zeki ve nüfuzlu liderlerinden biri sayıldığı için halk arasında “Ebu’l-Hakem” (Hikmetin Babası) olarak anılan bu adam, hakikate karşı körü körüne sergilediği düşmanlık nedeniyle tarihe “cehaletin sembolü” olarak geçmiştir.
Ebu Cehil’in cehaleti, okuma yazma bilmemek veya bilgisizlik anlamında bir cehalet değildi; aksine kibir, inat, menfaat ve kabilecilik taassubu yüzünden gerçeği bile bile reddetme cehaletiydi.
Hadisler Işığında Ebu Cehil
Hz. Peygamber (s.a.v.) ve sahabiler, Ebu Cehil’in İslam’a ve Müslümanlara çektirdiği eziyetleri, onun karakterini ve sonunu hadis-i şeriflerde açıkça ortaya koymuşlardır.
1. Bu Ümmetin Firavunu
Ebu Cehil, kibirde ve inkarda sınır tanımadığı, Müslümanlara işkence ettiği için bizzat Allah Resulü tarafından eski çağların en büyük zalimine benzetilmiştir. Bedir Savaşı’nda Ebu Cehil öldürüldüğünde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Bu (Ebu Cehil), bu ümmetin Firavunudur!” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, I, 444; İbn Hişam, Sire, II, 288)
2. Mekke’nin İki Güçlü Adamından Biri
İslam’ın ilk yıllarında Ebu Cehil o kadar güçlü ve nüfuzlu bir liderdi ki, Hz. Peygamber onun veya Ömer bin Hattab’ın Müslüman olmasının İslam’a büyük bir güç katacağını biliyordu. Bu sebeple şöyle dua etmişti:
“Allah’ım! İslam’ı şu iki adamdan sana en sevimli olanıyla aziz kıl: Ebu Cehil (Amr bin Hişam) veya Ömer bin Hattab ile.” (Tirmizî, Menâkıb, 17)
Not: Allah bu duayı Hz. Ömer lehine kabul etmiş, Ebu Cehil ise kibri yüzünden hidayetten mahrum kalmıştır.3. Namaz Kılan Peygamber’e Kastetmesi
Ebu Cehil, Hz. Peygamber’i Kabe’de namaz kılarken gördüğünde ona eziyet etmekten çekinmez, hatta üzerine deve işkembesi attıracak kadar ileri giderdi. Bir defasında Hz. Peygamber’in secdeye vardığında boynuna basacağına dair yemin etmişti. Bu olayla ilgili Ebu Hureyre’den aktarılan bir hadiste şöyle anlatılır:
Ebu Cehil, Peygamberimiz namaz kılarken yanına gitmeye yeltenmiş ancak birden bire korkuyla gerisin geri kaçmış ve elleriyle kendini korumaya çalışmıştır. Kendisine ne olduğu sorulduğunda, “Benimle onun arasında ateşten bir hendek, korkunç bir şey ve bazı kanatlar belirdi” demiştir. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Eğer bana yaklaşsaydı, melekler onun uzuvlarını parça parça koparıp kapışırlardı.” (Müslim, Münâfıkîn, 38)4. Bedir’deki Sonu ve Peygamberimizin Hitabı
Ebu Cehil, Müslümanları yok etmek için topladığı orduyla geldiği Bedir Savaşı’nda, Medineli iki genç sahabi (Muaz ve Muavviz) tarafından ağır yaralanmış ve Abdullah bin Mesud tarafından kafası kesilerek öldürülmüştür. Savaş bittikten sonra müşriklerin cesetleri Bedir’deki kör kuyulardan (Kalib) birine atılmıştır. Hz. Peygamber bu kuyunun başına gelerek ölen müşrik liderlerine, bu arada Ebu Cehil’e de ismiyle hitap ederek şöyle seslenmiştir:
“Ey filan oğlu filan, ey Ebu Cehil!.. Rabbinizin size vaat ettiği şeyi gerçek olarak buldunuz mu? Şüphesiz ben, Rabbimin bana vaat ettiği (zaferi) hak ve gerçek olarak buldum.”
Sahabiler, “Ya Resûlallah! Ruhsuz cesetlere mi sesleniyorsunuz?” diye sorunca, Efendimiz: “Siz onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz, fakat onlar cevap veremezler” buyurmuştur. (Buhari, Megazi, 8; Müslim, Cennet, 76)Ebu Cehil’den Kalan İbret
Ebu Cehil, aslında Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğru söylediğini, dürüst olduğunu çok iyi biliyordu. Nitekim bir keresinde gizlice Peygamberimizin Kur’an okuyuşunu dinlemiş ve yanındaki arkadaşına “Onun söyledikleri gerçektir” itirafında bulunmuştu. Ancak “Eğer peygamberliği kabul edersek, Abdümenâfoğulları ile olan liderlik yarışını kaybederiz” diyerek kabilecilik, makam sevdası ve kibir yüzünden ebedi hüsranı seçti.
Tarih boyunca “Ebu Cehil” ismi, sadece bir şahsın adı değil; hakikati gördüğü halde menfaati, ırkçılığı veya kibri yüzünden ona sırt çeviren her zihniyetin ortak adı olmuştur.