İslam Bilimi ve İlim Öğrenmeyi Nasıl Teşvik Eder?
İslam Bilimi ve İlim Öğrenmeyi Nasıl Teşvik Eder?
İslam dini, ilim öğrenmeyi ve bilimi en yüksek değerlerden biri olarak görür. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk inen emri “Oku!” (Alak Suresi, 1) ile başlar ve bu emir, hem vahiy bilgisini hem de evreni, yaratılışı, doğayı anlamayı kapsar. Kur’ân’da yüzlerce ayet insanı düşünmeye, gözlem yapmaya, evrenin işaretlerini incelemeye ve ilim ehline sormaya davet eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadislerinde ilmi farz kılar, âlimleri peygamberlerin varisleri olarak tanımlar ve ilim yolunu cennet yolu olarak müjdeler.
Kur’ân-ı Kerîm’den Bilime ve İlme Teşvik Eden Bazı Ayetler
- “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak Suresi, 96/1-5)
Vahyin ilk emri “oku”dur. Bu, hem Kur’ân’ı hem de evren kitabını okumayı, yani bilimi teşvik eder. - “De ki: Rabbim! İlmimi artır.” (Tâhâ Suresi, 20/114)
Peygamberimize bile emredilen dua, ilmin sürekli artırılması gerektiğini gösterir. - “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Suresi, 39/9)
İlim sahipleriyle cahillerin eşit olamayacağını vurgular; bilenlerin üstünlüğünü beyan eder. - “Allah’tan ancak âlimler hakkıyla korkar (ittaat eder).” (Fâtır Suresi, 35/28)
Gerçek takva ve Allah korkusunun ilimle birlikte olduğunu ifade eder. - “…Allah, içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin…” (Mücâdele Suresi, 58/11)
İmanla birlikte ilim sahibinin makamının kat kat yükseldiğini müjdeler. - “Eğer bilmiyorsanız zikir (ilim) ehline sorun.” (Nahl Suresi, 16/43; Enbiyâ Suresi, 21/7)
Bilinmeyen konularda uzmanlara (ilim ehline) danışmayı emreder; bu, bilimsel yöntemin temelidir.
Kur’ân, göklerin ve yerin yaratılışını, gece-gündüzün değişimini, yağmuru, embriyoyu, dağların hareketini vb. birçok fenomeni işaret ederek insanı araştırmaya, düşünmeye ve bilim yapmaya davet eder.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hadislerinden İlim ve Bilime Teşvik
- “İlim öğrenmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır.” (İbn Mâce, Mukaddime, 17)
İlim, cinsiyet ayrımı olmaksızın tüm Müslümanlara farz kılınmıştır. - “Kim ilim öğrenmek için bir yola çıkarsa, Allah ona cennet yolunu kolaylaştırır.” (Tirmizî, İlim; Ebû Dâvûd)
İlim talebi, Allah yolunda cihad gibidir. - “Âlimler peygamberlerin varisleridir.” (Tirmizî, İlim; Ebû Dâvûd)
Âlimlik makamı, peygamberlik mirası olarak en yüce mertebedir. - “İlim Çin’de bile olsa gidip alınız.” (Beyhakî)
Hakikat nerede olursa olsun aranması gerektiği vurgulanır; coğrafi sınır tanımaz. - “Dünya ve içindekiler değersizdir. Ancak Allah’ı zikreden, zikre vesile olan, âlim ve ilim talebesi bundan müstesnadır.” (Tirmizî, Zühd)
Dünya malı geçicidir; kalıcı değer ilim ve onu öğreten/öğrenendir. - “İlim öğrenmek için yola çıkan kimseye, Allah yolunda olduğu sürece melekler kanat gerer; göklerde ve yerdekiler, hatta denizdeki balıklar bile onun için istiğfar eder.” (Tirmizî)
İlim yolcusu, tüm yaratılmışların duasını alır.
İslam’ın altın çağında (8.-13. yüzyıl) Müslüman âlimler, bu ayet ve hadislerin ışığında astronomi, matematik, tıp, optik, kimya gibi alanlarda öncü oldular. İbn-i Sina, El-Harezmi, İbn-i Heysem, Biruni gibi isimler, Kur’ân’ın teşvikiyle evreni anlamaya çalıştılar.
Sonuç olarak İslam, bilimi dinin düşmanı değil, Allah’ın yarattığı âlemi tanımanın ve O’na yaklaşmanın bir yolu olarak görür. Cehalet değil, ilim ve hikmet Müslüman’ın yoludur. Rabbimiz hepimize faydalı ilim nasip etsin. Âmin.