Dünyada Müslümanlara Yapılan Zulüm: İslami Öğretiler Işığında Bir Değerlendirme
Dünyada Müslümanlara Yapılan Zulüm: İslami Öğretiler Işığında Bir Değerlendirme
Dünyanın çeşitli coğrafyalarında Müslüman topluluklar, tarih boyunca ve günümüzde sistematik zulümlere maruz kalmaktadır. Filistin’de İsrail işgali altında yaşanan katliamlar, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Müslümanlarına uyguladığı kültürel soykırım, Myanmar’da Rohingya Müslümanlarının etnik temizliğe uğraması, Suriye’de iç savaş sırasında Esed rejiminin bombardımanları ve Hindistan’da Keşmir Müslümanlarının haklarının gasp edilmesi gibi örnekler, bu zulümlerin somut yansımalarıdır. Bu olaylar, sadece fiziksel şiddet değil, aynı zamanda kültürel baskı, zorla asimilasyon ve temel insan haklarının ihlali şeklinde kendini göstermektedir. İslam dini, zulmü en ağır günahlardan biri olarak nitelendirir ve Müslümanlara, mazlumun yanında durmayı, zalime karşı direnmeyi emreder. Aşağıda, Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadisleriyle bu konuyu destekleyeceğiz.
Kur’an-ı Kerim, zulmün her türlüsünü lanetler ve zalimlerin ahirette ağır bir ceza ile karşılaşacağını vurgular. Örneğin, Enam Suresi 21. ayette şöyle buyurulur:
“Kim Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.”
Bu ayet, zulmün temelinde yalan ve inkarın yattığını, dolayısıyla Filistin gibi bölgelerde hakikatlerin çarpıtılarak Müslümanlara yönelik saldırıları meşrulaştırmaya çalışmanın da büyük bir zulüm olduğunu hatırlatır. Benzer şekilde, İbrahim Suresi 42. ayette:
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.”
denilerek, zulmün cezasının ertelenmiş olsa da kaçınılmaz olduğu belirtilir. Bu, Uygur kamplarında yaşanan işkencelerin veya Rohingya mültecilerinin dramının, ilahi adalet önünde hesap sorulacak eylemler olduğunu gösterir.
Zulüm, sadece bireysel değil, toplumsal bir felakettir. Hud Suresi 113. ayette:
“Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.”
buyurulur. Bu ayet, zulme sessiz kalan veya zalime meyil gösteren toplumların da cezaya ortak olacağını uyarır. Örneğin, Keşmir’de Müslümanlara yönelik baskılara uluslararası toplumun sessizliği, bu ayetin bir yansımasıdır. Ayrıca, Lokman Suresi 13. ayette şirk en büyük zulüm olarak tanımlanır:
“Şirk büyük bir zulümdür.”
Bu, zulmün kökünde adaletsizlik ve Allah’ın hükümlerine karşı gelmenin yattığını vurgular.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadisleri de zulme karşı net bir duruş sergiler. Bir hadiste:
“Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır.”
buyurarak, zalimlerin ahiretteki karanlık akıbetini tasvir eder. Bu, Suriye’de masum Müslüman sivillerin bombalanmasının zalimler için sonsuz bir pişmanlık kaynağı olacağını hatırlatır. Başka bir hadiste:
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez.”
denilerek, ümmetin birlik içinde mazlum kardeşlerine sahip çıkması emredilir. Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım etmek gerektiğini belirten hadis:
“Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et.” (Zalime yardım: Zulmünden vazgeçirmek.)
ise, zulmü engellemenin bir yardım biçimi olduğunu öğretir.
Ayrıca,
“İnsanlar bir zalimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”
hadisi, sessizliğin de bir zulüm olduğunu vurgular. Bu, dünyanın çeşitli yerlerindeki Müslüman zulümlerine karşı Müslüman ümmetin ve insanlığın ortak tepki göstermesi gerektiğini hatırlatır. Son olarak,
“Mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.”
hadisi, mazlumların dualarının kabul edileceğini müjdeler ve zalimleri uyarır.
Sonuç olarak, İslam, zulmü kökünden reddeder ve mazlumların yanında durmayı farz kılar. Dünyadaki bu zulümler, geçici olsa da, ilahi adalet er ya da geç tecelli edecektir. Müslümanlar olarak, dua, yardım ve farkındalıkla bu zulümlere karşı durmalıyız, çünkü zulüm payidar olmaz.