Hz. Hûd (a.s.) ve Âd Kavmi: Kur’ân-ı Kerîm’den ve Hadislerden Bir İbret Tablosu
Hz. Hûd (a.s.) ve Âd Kavmi: Kur’ân-ı Kerîm’den ve Hadislerden Bir İbret Tablosu
Kur’ân-ı Kerîm’de ismiyle anılan nadir peygamberlerden biri olan Hz. Hûd (aleyhisselâm), Âd kavmine gönderilmiş büyük bir uyarıcıdır. Kendisi kavminin “kardeşi” olarak nitelendirilir; yani aynı soydan, aynı milletten bir peygamberdir. Onun kıssası, özellikle Hûd Suresi’nde ve A’râf, Şuarâ, Fussilet gibi surelerde detaylı olarak anlatılır.
Hz. Hûd’un tebliğ ettiği temel mesaj çok nettir:
“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Hâlâ korkup sakınmayacak mısınız?”
(A’râf Suresi, 65)
Bu çağrı, insanlığın ortak dertlerine ve şirkin temel problemlerine işaret eder: Allah’tan başka ilâhlar uydurmak, güç ve servete güvenip kibirlenmek, peygamberleri yalanlamak…
Âd kavmi, tarihin en güçlü, en uzun boylu, en ileri yapılara sahip topluluklarından biriydi. Kur’ân onları şöyle tasvir eder:
“Hatırlayın ki; sizi Nûh kavminden sonra halifeler kılmış ve sizi yaratılışta (boy-pos ve güç bakımından) onlardan üstün kılmıştı…”
(A’râf Suresi, 69)
Fakat bu üstünlük onları şükür yerine kibre, Allah’a kulluk yerine putperestliğe ve azgınlığa sürükledi. Kavmin ileri gelenleri Hz. Hûd’a şöyle karşılık verdi:
“Ey Hûd! Sen bize apaçık bir mucize getirmedin. Biz senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Sana inananlardan da değiliz.”
(Hûd Suresi, yaklaşık 53-54. ayetlerin meali)
Hz. Hûd’un sabrı, tebliğdeki kararlılığı ve ümitsizliğe kapılmayan tavrı ise çok öğreticidir:
“De ki: Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana katından bir rahmet vermişse…?”
(Hûd Suresi, 28 – meal)
Yıllarca süren tebliğden sonra ilâhî azap geldi: Şiddetli bir rüzgâr (sarsıcı, uğultulu, soğuk ve yakıcı bir kasırga). Bu azap tam yedi gece sekiz gün devam etti.
“Biz onları bir rüzgâr ile helâk ettik ki, o rüzgâr uğursuz, peş peşe esen, çok şiddetliydi. Öyle ki, insanları sanki kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savuruyordu.”
(Hâkka Suresi, 6-7)
Sonuç dehşet vericidir:
“İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler, peygamberlerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular. Bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğradılar. Bilin ki Âd kavmi Rablerini inkâr etti. Bilin ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.”
(Hûd Suresi, 59-60)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Hûd Suresi
Hz. Peygamberimiz’in (s.a.v.) Hûd Suresi ile olan derin irtibatı meşhurdur. Sahâbeden birinin “Ya Resûlallah, seni erken ihtiyarlattığını görüyorum” demesi üzerine Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Beni Hûd Suresi ve kardeşleri (Vâkıa, Hâkka, Mürselât, Nebe’ ve Tekvîr sureleri) ihtiyarlattı.”
(Tirmizî, Tefsîr, 3297 – sahih bir rivayet)
Bu hadis-i şerif, geçmiş ümmetlerin kıssalarının ve “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hûd, 112) emrinin ağırlığını ne kadar derinden hissettiğini gösterir. Önceki peygamberlerin yaşadığı zorluklar, kavimlerinin inatları, azap sahneleri… hepsi Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) bir uyarı, bir teselli ve aynı zamanda büyük bir sorumluluk hatırlatmasıydı.
Bizler İçin Ne İfade Ediyor?
- Güç ve servet insanı azdırabilir. Âd kavmi gibi en güçlü olmak, Allah’a karşı gelme hakkını vermez.
- Tebliğde sabır şarttır. Hz. Hûd yıllarca tek başına mücadele etti.
- İnkârın sonu hüsrandır. En muhteşem yapılar bile bir rüzgârda kökünden sökülüp gitti.
- Dosdoğru olmak ağır bir yüktür. Ama kurtuluşun da tek yoludur.
Günümüzde de aynı davet devam ediyor:
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben gerçekten sizin için O’nun katından bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” (Hûd Suresi, 2)
Allah bizleri Hz. Hûd’un yolundan, onun sabrından, tebliğindeki samimiyetinden ve dosdoğru oluşundan nasiplendirsin. Âd kavminin akıbetinden de bizleri korusun.
Âmin.