Zekât ve Sadaka’nın Yetimler Açısından Önemi

Zekât ve Sadaka’nın Yetimler Açısından Önemi
09.01.2026 18:10
61
A+
A-

Zekât ve Sadaka’nın Yetimler Açısından Önemi

İslam dini, toplumsal dayanışmayı ve zayıf kesimlerin korunmasını en önemli ilkelerden biri olarak kabul eder. Özellikle yetimler, Kur’ân-ı Kerîm’de sıkça zikredilen ve haklarının korunması emredilen bir gruptur. Zekât, farz bir ibadet olarak malların temizlenmesini sağlarken, sadaka ise gönüllü infaklarla toplumdaki yardımlaşmayı güçlendirir. Her ikisi de yetimlere yardım etmenin en güzel yollarından biridir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Yetimler ve Zekât/Sadaka

Allah Teâlâ, gerçek iyiliğin (birr) tanımını yaparken yetimlere mal vermeyi açıkça belirtmiştir:

Bakara Suresi 177. Ayet:
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenene ve kölelere veren; namazı kılan, zekâtı veren ve sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenlerle zorluk, hastalık ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerindir. İşte doğru olanlar onlardır ve takvâ sahipleri de onlardır.”

Bu ayet, zekât ve infakın yetimlere yöneltilmesinin takvanın bir gereği olduğunu vurgular.

Zekâtın sarf yerleri ise Tevbe Suresi’nde sekiz sınıf olarak sıralanmıştır. Yetimler doğrudan “fakirler” (fukara) ve “düşkünler” (mesakin) kapsamında yer alır, çünkü çoğu yetim bu kategoriye girer:

Tevbe Suresi 60. Ayet:
“Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan memurlara, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda cihada çıkanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”

Yetimlerin mallarının korunması ve haklarının yenmemesi de ayrı ayetlerle emredilmiştir:

Nisâ Suresi 2. Ayet:
Yetimlere mallarını verin, temizi pisle değiştirmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.”

Nisâ Suresi 6. Ayet:
“Yetimleri evlenme çağına gelinceye kadar gözetleyin. Eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz, mallarını kendilerine verin…”

Nisâ Suresi 10. Ayet:
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Onlar alevlenmiş bir ateşe gireceklerdir.”

Bu ayetler, yetimlere sadece yardım etmeyi değil, haklarını korumayı da emreder. Sadaka ve zekât, bu korumayı maddi olarak destekler.

Hadis-i Şeriflerde Yetimlere Yardım

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisi de yetim olarak büyümüş biri olarak, yetimlere merhameti sıkça teşvik etmiştir:

  • Buhârî ve Müslim’de rivayet edilen hadis:
    Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) anlatır: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu:
    Ben ve yetime kol kanat geren kimse cennette şöylece yan yana olacağız.
    Buyururken işaret parmağı ile orta parmağını birleştirip aralarını biraz açarak gösterdi. (Buhârî, Edeb 24; Müslim, Zühd 42)

Bu hadis, yetime bakanın (zekât, sadaka veya doğrudan yardım ile) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) cennette komşu olacağını müjdeler.

  • Başka bir hadis:
    “Bir kimse Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir günah işlemedikçe Allah Teâlâ onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizî, Birr 14)
  • Yine:
    “Dul ve yetimlerin ihtiyaçlarını karşılayan, Allah yolunda cihad eden veya gündüz oruç tutup gece ibadet eden kimse gibidir.” (Buhârî, Talak 25)

Sonuç

Zekât ve sadaka, yetimlerin korunmasında en etkili araçlardır. Zekât farz olarak fakir yetimlere verilebilirken, sadaka gönüllü olarak her türlü yardımı kapsar. Bu ibadetler, hem veren için günahları temizler hem de toplumda adaleti sağlar. Yetimlere yardım etmek, Allah’ın rızasını ve ahirette Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yakınlığını kazandıran büyük bir sevaptır. Unutmayalım ki, yetimlerin yüzünü güldürmek, cennetin kapılarını aralamaktır.