Umrenin Hükmü ve İmkânı Olanlara Hac Gibi Bağlayıcı Oluşu: Ayet ve Hadislerle Delili
Umrenin Hükmü ve İmkânı Olanlara Hac Gibi Bağlayıcı Oluşu: Ayet ve Hadislerle Delili
İslam dininde mali ve bedenî ibadetlerin başında gelen hac ve umre, müminlerin ruhî olgunlaşması, Allah’a yönelmesi ve günahlardan arınması için büyük birer vesiledir. Hac ibadetinin bağlayıcılığı ve farziyeti Kur’ân-ı Kerim ile kesin bir şekilde sabitken, ayetlerde haccın hemen ardından umrenin de zikredilmesi ve Peygamber Efendimiz’in sünneti, imkânı bulunan her Müslümana hac gibi bağlayıcı bir sorumluluk olduğunu ortaya koymaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de Umre Emri
Yüce Allah, Bakara Suresi’nin 196. ayetinde haccı ve umreyi aynı cümle içerisinde ve aynı emir kalıbıyla zikrederek her iki ibadetin de hac gibi eksiksiz yerine getirilmesini farz kılınmıştır:
“Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Eğer (düşman, hastalık vb. sebeplerle) alıkonulursanız, kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Bu kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta veya başından bir rahatsızlığı olan varsa, oruç veya sadaka ya da kurban olmak üzere fidye gerekir. Güvenliğe ulaştığınızda kim haccetmekle beraber umre yapmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurban bulamayan kimse hacc günlerinde üç, döndüğünüzde yedi gün olmak üzere tam on gün oruç tutar. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, cezası çetin olandır.” (Bakara Suresi, 196)
Ayetin Delili: Bu ayette haccın yanında umrenin de zikredilmesi ve aynen hac gibi “tamamlanmasının” emredilmesi, haccın taşıdığı hukuki ve dini bağlayıcılığın umre için de söz konusu olduğunu gösterir. İki ibadetin bu denli iç içe ve aynı hüküm cümlesi içinde zikredilmesi, imkân sahibi olan her mümin üzerinde hac gibi bağlayıcı bir yükümlülük bulunduğunun temel delilidir.
Hadis-i Şeriflerde Umrenin Yeri ve Önemi
Hz. Muhammed (s.a.v.) umre ibadetini teşvik etmiş, haccı tamamlayan bir esas olarak konumlandırmış ve müminler üzerindeki bağlayıcı önemini beyan etmiştir.
1. Kadınlar İçin Cihad Olarak Hac ve Umre
Hz. Aişe (r.a.) validemiz rivayet etmiştir: “Ey Allah’ın Resulü, kadınlar üzerine cihad var mıdır?” diye sordum. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Evet, onların üzerinde savaşın olmadığı bir cihad vardır: Hac ve Umre.” (İbn Mace, Menasik, 44; Ahmed bin Hanbel)
2. İki Umre Arasındaki Günahlara Kefaret Olması
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir umre, diğer umreye kadar işlenen günahlara kefarettir. Mebrur (kabul olunmuş) haccın karşılığı ise ancak cennettir.” (Buhârî, Umre, 1; Müslim, Hac, 437)
3. Ramazan Ayında Yapılan Umrenin Sevabı
İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatmıştır: Resûlullah (s.a.v.) bir kadın hakkında: “Ramazan ayında yapılan umre, (sevap bakımından) benimle birlikte yapılan bir hac gibidir.” buyurmuştur. (Buhârî, Umre, 4)
Sonuç
Ayet-i kerimede haccın yanı sıra umrenin de aynı emirle zikredilmesi ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde bu ibadetin hac ile birlikte anılması, umrenin de en az hac kadar bağlayıcı bir ibadet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Maddî ve bedenî imkân (yol güvenliği, sağlık ve azık) bulabilen her Müslümanın, ömründe en az bir defa bu kutsal vazifeyi hac gibi yerine getirmesi ilahi emirlere icabet etmenin zorunlu bir gereğidir.