Her İnsan İslam Fıtratı Üzere Doğar
Her İnsan İslam Fıtratı Üzere Doğar
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur:
“Her doğan İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecûsî yapar. Hayvan yavrusu da tam ve sağlam doğar; onda kesik burun, kesik kulak görür müsünüz?”
(Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22 – lafız Buhârî’den)
Bazı rivayetlerde doğrudan “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar” ifadesi geçer. Bu rivayetler, fıtrat kelimesinin yanına “İslam”ı özellikle ekleyerek konuyu daha netleştirir.
İslam Fıtratı Ne Demektir?
- Fıtrat: Allah’ın insanı yarattığı ilk, saf, bozulmamış hal.
- İslam fıtratı: Bu saf halin içeriği; yani insanın yaratılış kodlarında var olan Allah’ın birliğine inanma, O’na teslim olma, O’nu tanıma, O’na şükretme, O’na yönelme ve hanif (dosdoğru tevhid üzere olma) eğilimi.
Yani her bebek:
- Tek bir ilaha inanmaya müsait olarak doğar
- Şirke değil tevhîde yatkın olarak doğar
- İyiliği, adaleti, merhameti sevmeye kodlanmış olarak doğar
- Yalan, haksızlık, zulüm karşısında içten içe rahatsızlık duyar
- Güzelliğe, temizliğe, düzene meftun olur
İşte bu bütün özellikler, İslam’ın özü olan teslimiyet ve tevhid eğilimidir. Bu yüzden âlimler “İslam fıtratı” tabirini kullanmışlardır.
Kur’ân-ı Kerim de aynı hakikati şöyle beyan eder:
“Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
(er-Rûm, 30/30)
Buradaki “dosdoğru din” ifadesi ile kastedilen, tam da o İslam fıtratıdır.
Günlük Hayata Yansıması
- Bir bebek ağladığında sakinleşmek için kucağa alınmayı, sevgi görmeyi ister → Bu, Allah’a sığınma fıtratının küçük bir yansımasıdır.
- Çocuk yalan söylediğinde vicdan azabı çeker → Fıtratın hakikate yatkınlığının sesidir.
- İnsan en zor anında “Ya Rabbi!” diye içinden geçirir → İşte o an fıtrat konuşur, dinî isimler ve şartlanmışlıklar bir kenara çekilir.
Sonuç
Her insan İslam fıtratı üzere doğar.
Bu, bir tercih değil; yaratılış gerçeğidir.
İnsanların bir kısmı bu fıtratı örtbas eder, bir kısmı kirletir, bir kısmı ise temiz tutup geliştirir.
Asıl davet budur:
İnsanları “yeni bir dine” çağırmak değil;
onların zaten içinde taşıdıkları İslam fıtratını uyandırmak,
üzerindeki tozları silmek,
ve “Hadi, sen zaten buna aittin, geri dön” demektir.
Fıtratın adı İslam’dır.
Ve o fıtrat, Allah’ın değişmeyen yaratış kanunudur.
Rabbim hepimizi o fıtrat üzere yaşamayı ve o fıtrat üzere ölmeyi nasip etsin. Âmin.