İslam’da Astroloji

İslam’da Astroloji
20.01.2026 19:54 | Son Güncellenme: 20.01.2026 20:17
55
A+
A-

İslam’da astroloji (yıldız falı, burçlara bakarak gelecekten haber verme, karakter analizi veya kader tayini yapma) konusu, Kur’ân-ı Kerim ve sahih hadislerde net bir şekilde ele alınmıştır. Genel olarak İslam âlimleri ve ana kaynaklar, astrolojiyi (ilm-i ahkâm-ı nücûm’un kehanet boyutu) bâtıl, hurâfe ve gaybı Allah’tan başkasına nisbet etmek olarak görür; bunu yasaklar ve büyük günah addeder.

Kur’ân-ı Kerim’de İlgili Ayetler

Kur’ân’da yıldızlar ve burçlar, Allah’ın kudretinin delili, yol bulma aracı, göğün süsü ve tefekkür konusu olarak geçer. Ancak gelecekten haber verme, kehanet veya kader tayini amacıyla kullanılmaları reddedilir; çünkü gayb bilgisi yalnız Allah’a aittir.

  • En’âm Suresi 59. ayet
    “Gaybın anahtarları O’nun katındadır; onları O’ndan başkası bilmez…”
  • Neml Suresi 65. ayet
    “De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez…”
  • Lokman Suresi 34. ayet
    “Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez…”

Bu ayetler, astrolojinin temel iddiası olan “yıldız konumlarına göre geleceği bilme”yi doğrudan geçersiz kılar.

  • En’âm Suresi 97. ayet
    “O, karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir. Biz âyetleri bilen bir toplum için açıkladık.”
  • Hicr Suresi 16-18. ayet
    “Andolsun, biz gökte burçlar (burûc) yarattık ve onları seyredenler için süsledik. Ve onları şeytanların her türlü şerrinden koruduk…”

Burada “burûc” kelimesi geçer; ancak bu, göğün mimari güzelliği ve yıldız kümeleri anlamındadır. Astrolojik burç falı veya kehanet anlamında değildir.

  • Fussilet Suresi 37. ayet
    “Gece ile gündüzün ardarda gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde muttakî bir toplum için elbette âyetler vardır. Güneş’e ve ay’a secde etmeyin; onları yaratan Allah’a secde edin…”

Yıldızları, Güneş’i ve Ay’ı ilâhlaştırmak veya onlara tesir atfetmek şirktir.

Hadis-i Şeriflerde Astroloji ve Yıldız Falı

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müneccimlik (astroloji/kehanet), falcılık ve bunlara inanmayı şiddetle yasaklamıştır:

  • “Kim bir kâhine (müneccime/falcıya) gider ve onun söylediğini tasdik ederse, Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.” (Tirmizî, Tahâret; İbn Mâce, Tahâret)
  • “Kim bir kâhine gider, ona bir şey sorar ve söylediğini tasdik ederse, kırk gün namazı kabul olmaz.” (Müslim)
  • “Ahir zamanda fala (burçlara, yıldızlara bağlayarak hüküm verme) inanıp kaderi inkâr edenler çıkacaktır.” (Tirmizî rivayeti ve benzerleri)
  • Hz. Ömer’den nakledilen: “Yıldız ilminden kıble ve yolları gösteren kadarını öğrenin, (kehanet ve fal kısmında) durun.”

Yasaklanan, astronomi (yıldızların hareketini inceleme, takvim, yön bulma) değil; astrolojidir (yıldızların insan kaderini belirlediği, gelecekten haber verdiği iddiası).

Sonuç

İslam, gökyüzünü ve yıldızları Allah’ın âyetleri olarak görür; onlarda tefekkür etmeyi teşvik eder. Ancak burçlara, yıldız konumlarına bakarak “bugün şansın açık, aşk hayatın kötü geçecek” gibi kehanetlerde bulunmak, gaybı Allah’tan başkasına nisbet etmektir. Bu, tevhid inancına aykırıdır ve şirk tehlikesine kapı açar.

Müslüman, geleceği Allah’a bırakır; istihare yapar, dua eder, çalışır ve tevessül eder. Yıldız falı, burç yorumu gibi uygulamalarla meşgul olmak yerine, Kur’ân ve sünnet ışığında yaşamak en doğrusudur.

Allah bizleri bâtıl inançlardan korusun, hakka tâbi kılsın. Âmin.

ETİKETLER: