Hamd: Kalbin ve Dilin En Güzel İfadesi

Hamd: Kalbin ve Dilin En Güzel İfadesi
15.01.2026 12:30 | Son Güncellenme: 15.01.2026 22:04
27
A+
A-

Hamd: Kalbin ve Dilin En Güzel İfadesi

Hamd, Allah Teâlâ’ya mahsus olan en kapsamlı övgü, şükür ve takdir ifadesidir. Kulun Rabbini en güzel sıfatlarıyla anması, O’nun nimetlerini, kudretini ve rahmetini gönülden kabul edip dil ile dile getirmesidir. Kur’ân-ı Kerîm hamd ile başlar ve hamd ile doludur; çünkü hamd, kulluğun özü ve imanın en parlak tezahürüdür.

Kur’ân’ın ilk sûresi Fâtiha, doğrudan hamd ile açılır:

“Elhamdülillâhi rabbil âlemîn.”
(Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.)
(Fâtiha Suresi, 2. ayet)

Bu ayet, bütün övgülerin, şükürlerin ve takdirlerin yalnızca Allah’a ait olduğunu en net şekilde bildirir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, her şeyi yaratan, rızık veren, idare eden ve terbiye edendir; dolayısıyla hamde en lâyık olan yalnızca O’dur.

Başka önemli ayetlerde de hamd, Allah’ın zatına, sıfatlarına ve nimetlerine bağlanır:

  • “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.”
    (En’âm Suresi, 1. ayet)
  • “Gerçekten, hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’ındır.”
    (Yûnus Suresi, 10. ayet) – Cennet ehlinin dualarının sonu bu şekilde biter.
  • “Derler ki: ‘Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir.'”
    (Fâtır Suresi, 34. ayet)
  • “Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et.”
    (Tâhâ Suresi, 130. ayet)

Bu ayetler, hamdin sadece nimet zamanında değil, her hâlükârda –sabır, tesbih ve ibadetle birlikte– yapılması gerektiğini gösterir. Hamd, kulun Rabbine olan bağlılığını, tevekkülünü ve rızâsını ifade eder.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de hamdin önemini ve faziletini pek çok hadis-i şerifle vurgulamıştır:

  • “Allah’a hamdederek başlanmayan her önemli iş bereketsiz olur.”
    (Ebû Dâvûd, Edeb, 18)
  • “En faziletli dua, ‘Elhamdülillâh’ demektir.”
    (Tirmizî)
  • “Her kim günde yüz kere ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî’ derse, onun günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır.”
    (Buhârî ve Müslim)
  • “Hamdetmek, şükrün başıdır. Allah’a hamdetmeyen şükür de etmemektedir.”
    (Beyhakî)

Peygamberimiz (s.a.v.) hayatının her anında hamd eder, nimet karşısında şükreder, sıkıntı karşısında da sabırla hamdini artırırdı. Bu, ümmetine en güzel örnek oldu.

Hamd, sadece dil ile söylenen bir söz değil; kalbin teslimiyeti, aklın tefekkürü ve hayatın Allah yolunda geçirilmesidir. Nimet geldiğinde “Elhamdülillâh” demek, musibet karşısında “Elhamdülillâh” diyebilmek, işte gerçek hamd budur.

Ey âlemlerin Rabbi! Bize verdiğin sayısız nimet için, bizi imanla yaşatman için, Kur’ân’la hidayet etmen için sana sonsuz hamd olsun. Bizi hamd eden kullarından eyle, nankörlükten koru. Âmin.

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.