Fecr-i Sâdık, Mehdi ve Ramazan: Karanlığın Ardından Doğan Gerçek Şafak

Fecr-i Sâdık, Mehdi ve Ramazan: Karanlığın Ardından Doğan Gerçek Şafak
09.01.2026 14:41
50
A+
A-

Fecr-i Sâdık, Mehdi ve Ramazan: Karanlığın Ardından Doğan Gerçek Şafak

Fecr-i sâdık, İslamî terminolojide sabahın gerçek şafağıdır. Gece karanlığının hüküm sürdüğü bir anda, doğu ufkunda yatay olarak yayılan, giderek genişleyen beyaz bir aydınlıktır. Bu aydınlık, fecr-i kâzibden (yalancı şafak) farklı olarak kalıcıdır; karanlığı yararak gündüzün müjdesini verir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Suresi 187. ayette bu vakit, orucun başlangıcı olarak işaret edilir:
“Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra akşama kadar orucu tamamlayın.”

İşte bu fecr-i sâdık, imsak vaktini belirler; sahur sona erer, sabah namazı girer ve oruç başlar.

Ramazan ayı ise bu fecr-i sâdıkın her gün tekrarlanan bir mucizesidir. Mübarek ay boyunca Müslümanlar, her sabah bu gerçek şafağı bekler; karanlığın en yoğun olduğu anda doğan aydınlıkla nefislerini terbiye eder, Rabbine yönelir.

Ramazan, bir aylık yoğun bir manevi yolculuktur; fecr-i sâdık ise her günün başlangıcında yenilenen bir umuttur. Gece boyunca açlık ve susuzlukla mücadele eden kul, şafak sökerken Allah’ın rahmetine sığınır. Bu vakit, sadece bedensel bir arınma değil, ruhun karanlıktan kurtuluşudur.

İslamî eserlerde ve âlimlerin yorumlarında fecr-i sâdık, mecazi olarak da büyük bir mana taşır. Bediüzzaman Said Nursî gibi zatlar, bu kavramı İslam’ın yeniden yükselişine, zulmetin dağılıp nurun hakim olacağı zamana benzetmiştir.

Karanlık bir geceden sonra gerçek şafağın doğması gibi, ümmetin zorluklar içinden geçerek adalet ve huzurun geleceği bir fecr-i sâdık müjdelenmiştir.

Hz. Mehdi’nin zuhuru ise bu mecazi fecr-i sâdıkın en parlak tecellisidir. Hadislerde ve ehlibeyt rivayetlerinde Mehdi’nin gelişi, dünyanın karanlık bir geceye döndüğü bir dönemde, gerçek bir aydınlık olarak tasvir edilir.

Zulüm ve fitnenin zirveye ulaştığı zamanda zuhur edecek olan Mehdi, adaleti yayacak, ümmeti birleştirecek ve İslam’ı asr-ı saadet aydınlığına kavuşturacaktır. Bazı rivayetlerde zuhur alameti olarak Ramazan ayında gök olayları (güneş ve ay tutulmaları) zikredilir; bu da Ramazan’ın bereketiyle Mehdi’nin nurunun birleşmesini çağrıştırır.

Ramazan ayı, Mehdi beklentisiyle de iç içedir. Müminler, her Ramazan’da fecr-i sâdıkı beklerken, aynı zamanda büyük fecrin –yani Mehdi’nin zuhuruyla gelecek kurtuluşun– şafağını gözler.

Her imsak, her sahur, her teravih; karanlıktan aydınlığa geçişin bir provasıdır. Ramazan, nefisleri temizler, kalpleri birleştirir ve ümmeti o büyük güne hazırlar.

Ey mümin! Her fecr-i sâdıkta, Ramazan’ın manevi ikliminde, karanlığın biteceğini hatırla. Gerçek şafak doğduğunda, zulüm dağılacak, adalet doğacak.

Mehdi’nin nuruyla aydınlanacak dünya, Ramazan’ın bereketiyle dolar taşar. Bu umutla oruç tut, bu beklentiyle dua et. Karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, fecr-i sâdık mutlaka doğar. Ve o doğduğunda, her şey yenilenir.