Yalan Hakkında Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerden Bir Yazı

Yalan Hakkında Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerden Bir Yazı
12.01.2026 13:40 | Son Güncellenme: 12.01.2026 14:47
31
A+
A-

Yalan Hakkında Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerden Bir Yazı

Yalan, insanlığın en eski ve en çirkin günahlarından biridir. Dil ile işlenen bu günah, sadece bireyi değil, bütün bir toplumu zehirler; güveni yok eder, kalpleri karartır ve kişiyi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır. İslam dini, doğruluk (sıdk) üzerine bina edilmişken, yalan ise nifakın (münafıklığın) en bariz alametlerinden biri olarak tarif edilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Yalan ve Yalancılar

Kur’ân-ı Kerîm, yalanı çok ağır bir şekilde kınar ve yalan söyleyenleri büyük zalimler arasında sayar:

“Allah hakkında yalan uydurup iftira edenden daha zalim kim olabilir?”
(Hûd Suresi, 18)

“Yalan sözden kaçının.”
(Hac Suresi, 30)

Bu ayet çok nettir: Putlardan kaçmakla birlikte yalan sözden de kaçınmamız emredilir. Çünkü yalan, pislik ve şirk ile aynı kategoride zikredilmiştir.

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. Böyle yaparsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar.”
(Ahzâb Suresi, 70-71)

Allah Teâlâ burada doğrudan doğruyu söylemeyi, hem dünya işlerimizin düzelmesine hem de günahlarımızın affına sebep kılıyor.

Başka bir ayette ise Allah’a karşı yalan uyduranların durumu çok korkutucu şekilde bildirilir:

“Allah’a karşı bile bile yalan söyleyenlerin vay haline!”
(Âl-i İmrân Suresi, 78 – mealden özet)

Yine Furkan Suresi’nde müminlerin vasıfları sayılırken şöyle buyrulur:

“Onlar ki, yalan yere şahitlik etmezler…”
(Furkân Suresi, 72)

Yalan şahitlik, büyük günahların başında gelir ve birçok hadiste cehennem azabıyla ilişkilendirilmiştir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Yalan Konusundaki Çok Ağır Uyarıları

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetini yalandan sakındırmak için çok kesin ve çarpıcı ifadeler kullanmıştır:

“Yalandan sakının! Çünkü yalan, günah ile yan yanadır ve ikisi birden kişiyi cehenneme götürür.”
(Müslim, Birr 103-105)

“Münafığın alametleri üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.”
(Buhârî & Müslim)

Bu hadis çok önemlidir. Peygamber Efendimiz yalan söylemeyi münafıklık alameti saymıştır. Yani yalan söylemek alışkanlık haline gelirse, kişi münafıklık sıfatına yaklaşmış olur – Allah korusun.

Başka bir hadiste ise şöyle buyurur:

“Doğru söyleyiniz, doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Yalan söylemekten sakınınız. Çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (çok doğru) diye yazılır. Yalan söyleye söyleye de Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.”
(Buhârî, Edeb; Müslim, Birr)

En korkutucu uyarılardan biri de şudur:

“Kim bana bile bile yalan isnat ederse (hadis uydurursa), cehennemdeki yerine hazırlansın.”
(Buhârî, İlim)

Bu hadis, yalanın ne kadar büyük bir vebal olduğunu gösterir.

Son Söz

Yalan; küçük görünse de kalpte pas bağlar, kalbi karartır, kişiyi yavaş yavaş dinden ve insanlıktan uzaklaştırır. Müslüman’ın en temel özelliği doğruluktur. Bir Müslüman yalana mecbur kaldığını zannettiği anda bile tevriye (dolaylı ifade) yoluna gitmeli, mümkün mertebe doğrudan yalandan kaçınmalıdır.

“Allah’ım! Bizi doğrulardan eyle, yalancılardan uzak tut. Dilimizi doğruluktan ayırma, kalbimizi yalandan koru.” (Âmin)

Doğru sözlü, emin bir kul olarak yaşamak hepimizin duası olsun.
Allah yalandan, yalancılıktan ve yalanın açtığı bütün kapılardan bizleri muhafaza eylesin. Âmin.