İslam’da Şükür: Kur’ân-ı Kerîm Âyetleri ve Sahih Hadisler Işığında Şükrün Önemi
İslam’da Şükür: Kur’ân-ı Kerîm Âyetleri ve Sahih Hadisler Işığında Şükrün Önemi
İslam dininde şükür, Allah’ın (عَزَّ وَجَلَّ) verdiği nimetleri bilmek, bu nimetlerin O’ndan geldiğini kabul etmek, kalple minnet duymak, dille hamdetmek ve nimetleri Allah’ın rızasına uygun şekilde kullanmaktır. Şükür yalnızca bolluk ve rahatlık zamanlarında değil, zorluklar karşısında da müminin Allah’a bağlılığını gösteren önemli bir kulluk özelliğidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ, kullarını kendisine şükretmeye çağırmış; şükrün nimetlerin artmasına vesile olduğunu bildirmiştir. Hz. Peygamber (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) de sözleriyle ve davranışlarıyla şükrün önemini göstermiştir.
1. Kur’ân-ı Kerîm’de Şükür ile İlgili Âyetler
1. Bakara Suresi, 152. Âyet
Arapçası:
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلَا تَكْفُرُونِ
Meali:
“Öyleyse siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.”
2. İbrahim Suresi, 7. Âyet
Arapçası:
وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
Meali:
“Hani Rabbiniz şöyle bildirmişti: ‘Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.’”
3. Nahl Suresi, 114. Âyet
Arapçası:
فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلَالًا طَيِّبًا وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Meali:
“Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız Allah’ın nimetine şükredin.”
4. Lokmân Suresi, 12. Âyet
Arapçası:
وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
Meali:
“Andolsun, biz Lokmân’a, ‘Allah’a şükret’ diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.”
5. İsrâ Suresi, 3. Âyet
Arapçası:
ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا
Meali:
“Ey Nûh ile birlikte gemide taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Şüphesiz Nûh çok şükreden bir kul idi.”
6. Zümer Suresi, 7. Âyet
Arapçası:
إِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضَىٰ لِعِبَادِهِ الْكُفْرَ وَإِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ لَكُمْ ۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۚ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Meali:
“Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah size muhtaç değildir. Bununla beraber kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için bundan hoşnut olur. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber verir. Çünkü O, kalplerin özünü hakkıyla bilendir.”
7. Sebe Suresi, 13. Âyet
Arapçası:
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ ۚ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا ۚ وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
Meali:
“Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuz büyüklüğünde çanaklardan ve yerinden kaldırılamayan kazanlardan ne isterse yaparlardı. ‘Ey Dâvûd ailesi! Şükür için çalışın.’ Kullarımdan şükredenler azdır.”
8. En‘âm Suresi, 53. Âyet
Arapçası:
وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لِيَقُولُوا أَهَٰؤُلَاءِ مَنَّ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنْ بَيْنِنَا ۗ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَعْلَمَ بِالشَّاكِرِينَ
Meali:
“Böylece, ‘Allah aramızdan bunlara mı lütufta bulundu?’ demeleri için onların bir kısmını diğerleriyle sınadık. Allah şükredenleri daha iyi bilen değil midir?”
9. A‘râf Suresi, 10. Âyet
Arapçası:
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ ۗ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ
Meali:
“Andolsun, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim imkânları sağladık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”
10. İnsân Suresi, 3. Âyet
Arapçası:
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
Meali:
“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. Artık ister şükredici olsun, ister nankör.”
11. Âl-i İmrân Suresi, 145. Âyet
Arapçası:
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَنْ تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًا ۗ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِهِ مِنْهَا وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْآخِرَةِ نُؤْتِهِ مِنْهَا ۚ وَسَنَجْزِي الشَّاكِرِينَ
Meali:
“Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya nimetini isterse kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Şükredenleri mükâfatlandıracağız.”
2. Şükür ile İlgili Sahih Hadisler
1. Hz. Peygamber’in Şükreden Bir Kul Olması
Arapçası:
عَنْ الْمُغِيرَةِ قَالَ قَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى تَوَرَّمَتْ قَدَمَاهُ فَقِيلَ لَهُ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ قَالَ أَفَلَا أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا
Meali:
Muğîre’den (رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ) rivayet edildiğine göre, Peygamber (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Kendisine, “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı hâlde neden böyle yapıyorsun?” denildi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Şükreden bir kul olmayayım mı?”
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 1130; Sahîh-i Müslim, 2819.
2. Müminin Her Hâli Hayırlıdır
Arapçası:
عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ
Meali:
“Müminin durumu ne hoştur! Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına sevindirici bir iş geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde sabreder; bu da onun için hayır olur.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 2999.
3. İnsanlara Teşekkür Etmek
Arapçası:
لَا يَشْكُرُ اللَّهَ مَنْ لَا يَشْكُرُ النَّاسَ
Meali:
“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.”
Kaynak: Sünen-i Ebû Dâvûd, 4811; Câmiu’t-Tirmizî, 1954. Hadis, hadis âlimlerince sahih kabul edilmiştir.
Bu hadis, insanlardan görülen iyilikleri takdir etmenin ve iyilik yapanlara teşekkür etmenin önemini ortaya koyar.
4. Yemekten Sonra Allah’a Hamdetmek
Arapçası:
إِنَّ اللَّهَ لَيَرْضَى عَنِ الْعَبْدِ أَنْ يَأْكُلَ الْأَكْلَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا أَوْ يَشْرَبَ الشَّرْبَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا
Meali:
“Şüphesiz Allah, kulunun bir yemek yedikten sonra O’na hamdetmesinden veya bir içecek içtikten sonra O’na hamdetmesinden hoşnut olur.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 2734.
5. Elhamdülillah Demenin Fazileti
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ
Meali:
“Elhamdülillah (hamd Allah’a mahsustur) sözü, mizanı doldurur.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 223.
Bu rivayet, Hz. Peygamber’in (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) temizlik ve güzel amellerle ilgili hadisinde yer alır. Hadisin ilgili bölümünde Allah’a hamdetmenin büyük faziletine dikkat çekilir.
3. Şükür Nasıl Yerine Getirilir?
İslam’da şükür üç temel şekilde ifade edilir:
- Kalp ile şükür: Sahip olunan nimetlerin Allah’tan geldiğini kabul etmek ve bunların kıymetini bilmektir.
- Dil ile şükür: Allah’a hamdetmek, “Elhamdülillah” demek ve nimetleri vereni anmaktır.
- Davranışlarla şükür: Sağlığı, zamanı, malı, bilgiyi ve diğer imkânları hayırlı işlerde kullanmak; ihtiyaç sahiplerine yardım etmek ve Allah’ın emirlerine uygun yaşamaktır.
Şükür, yalnızca zenginlik ve bollukla ilgili değildir. Sağlık, iman, aile, güven, ilim, helal rızık, nefes almak ve insanlara faydalı olabilmek de şükredilmesi gereken nimetler arasındadır.
Mümin, sahip olduklarının kıymetini bilmeli; başkalarının elindekilere haset etmek yerine Allah’ın kendisine verdiği nimetleri düşünmelidir.
4. Şükür ve Hamd Duası
Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meali:
“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (Fâtiha Suresi, 2. âyet)
Kur’ân-ı Kerîm’den şükür duası:
رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
Meali:
“Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni salih kullarının arasına kat.” (Neml Suresi, 19. âyet)
Sonuç
Şükür, müminin Allah ile olan bağını güçlendiren, nimetlerin kıymetini hatırlatan ve insanı nankörlükten uzaklaştıran önemli bir kulluk görevidir. Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ı anmayı ve O’na şükretmeyi emrederken Hz. Peygamber (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ), ibadetleriyle şükrün yalnızca sözden ibaret olmadığını göstermiştir.
Gerçek şükür; nimeti tanımak, nimeti verene hamdetmek ve o nimeti hayırlı işlerde kullanmaktır.Her gün Allah’ın nimetlerini hatırlamak ve “Elhamdülillah” demek, şükür bilincini canlı tutmanın güzel yollarındandır.