Ahiret: Sonsuz Hayatın Gerçeği
Ahiret: Sonsuz Hayatın Gerçeği
İslam inancının temel esaslarından biri olan ahiret, dünya hayatının geçiciliğine karşı sonsuz ve ebedi bir yurdun varlığını ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de ahiret, yüzlerce ayette doğrudan veya dolaylı olarak zikredilir ve iman esaslarından biri olarak vurgulanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadislerinde ahireti sıkça hatırlatarak müminleri dünya-ahiret dengesine davet etmiştir.
Ahirete İman, İmanın Şartıdır
Kur’an’da ahirete iman, doğrudan iman esasları arasında sayılır:
Bakara Suresi 177. ayet:
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır.”
Bakara Suresi 62. ayet:
“Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler’den kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Cibril hadisinde imanı tarif ederken şöyle buyurmuştur:
“İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanman ve kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir.” (Müslim, İman 1; Buhârî, Îmân 37)
Bu hadis, ahirete imanın İslam’ın olmazsa olmaz şartlarından biri olduğunu açıkça gösterir.
Dünya Hayatının Geçiciliği ve Ahiretin Üstünlüğü
Kur’an, dünya hayatını “oyun ve eğlence” olarak nitelendirirken ahireti “asıl yurt” ve “dâru’l-karar” (kalıcı yurt) olarak tanımlar:
En’âm Suresi 32. ayet (benzer anlam):
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Ahiret yurdu ise asıl hayatın ta kendisidir. Keşke bilselerdi!”
Âl-i İmrân Suresi 185. ayet:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü size kazançlarınız tastamam ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulursa, o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldanma metâından başka bir şey değildir.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu dengeyi şöyle hatırlatır:
“Allah’ım! Hayat ancak ahiret hayatıdır.” (Müslim, Cihad 4773)
Başka bir hadiste:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna eziyet etmesin.” (Buhârî, Edeb 28; Müslim, Îmân 74-75)
Bu hadis, ahiret inancının ahlaki davranışlara doğrudan yansıdığını gösterir.
Ahiretteki Hesap ve Karşılık
Kur’an, ahirette herkesin amellerine göre karşılık göreceğini defalarca vurgular:
Zümer Suresi 9. ayet (kısmi):
“Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve kıyama durarak ibadet eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman kimse (gibi midir)?”
Mutaffifîn Suresi 34. ayet:
“O gün (ahirette) müminler, (dünyada kendileriyle alay eden) kâfirlere güleceklerdir.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Kim Allah’a ve ahiret gününe inanırsa, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31; Müslim, Îmân 77)
Sonuç: Ahiret Bilinciyle Yaşamak
Ahiret inancı, mümini dünya hırsından uzak tutar, ibadet ve ahlakta derinleştirir. Dünya bir tarla, ahiret ise hasat yeridir. Ne ekersen onu biçersin. Kur’an’ın ifadesiyle:
Bakara Suresi 201. ayet (dua):
“Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de güzellik ver ve bizi ateş azabından koru.”
Allah bizleri ahiret için çalışmaya, dünya için değil ahireti dünyaya tercih etmeye muvaffak eylesin. Âmin.