Kur’ân-ı Kerîm ve İncil Arasındaki Farklar: İncil’in Tahrif Edilmesi, Hz. Îsâ’nın Allah’ın Kulu Olması, Teslis İnancının Şirk Olması ve Çarmıha Gerilmemesi

Kur’ân-ı Kerîm ve İncil Arasındaki Farklar: İncil’in Tahrif Edilmesi, Hz. Îsâ’nın Allah’ın Kulu Olması, Teslis İnancının Şirk Olması ve Çarmıha Gerilmemesi
31.10.2026 22:13
52
A+
A-

Kur’ân-ı Kerîm ve İncil Arasındaki Farklar: İncil’in Tahrif Edilmesi, Hz. Îsâ’nın Allah’ın Kulu Olması, Teslis İnancının Şirk Olması ve Çarmıha Gerilmemesi

1. İncil, Allah Tarafından İndirilen Bir Kitaptır

İncil, Allah Teâlâ tarafından Hz. Îsâ’ya عليه السلام indirilen ilahî bir kitaptır. Kur’ân-ı Kerîm’de İncil’in Allah tarafından indirildiği açıkça bildirilir.

Âl-i İmrân Suresi, 3-4. Âyetler

نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنْزَلَ التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ ۝ مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَأَنْزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللَّهُ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ

O, sana Kitab’ı hak olarak, kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. Daha önce de insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti. Furkan’ı da indirdi. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

2. Hz. Îsâ’ya عليه السلام İncil Verilmiştir

Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Îsâ’ya عليه السلام İncil’in verildiğini ve bu kitabın kendisinden önceki Tevrat’ı doğruladığını bildirir.

Mâide Suresi, 46-48. Âyetler

وَقَفَّيْنَا عَلَىٰ آثَارِهِمْ بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَآتَيْنَاهُ الْإِنْجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقِينَ ۝ وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ الْإِنْجِيلِ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ۝ وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا آتَاكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ إِلَى اللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Onların ardından da kendinden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik. Ona, içinde doğru yol ve nur bulunan, kendinden önceki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve öğüt olan İncil’i verdik.

İncil’e inananlar Allah’ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Sana da kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onları koruyup gözetici olarak Kitab’ı hak ile indirdik. Artık Allah’ın indirdiğiyle aralarında hükmet. Sana gelen haktan ayrılıp onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdiği şeylerde sizi denemek için böyle yaptı. Öyleyse hayırlı işlerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

3. Önceki Kitapların Tahrif Edilmesi

Kur’ân-ı Kerîm, bazı insanların Allah’ın kitabını kendi elleriyle yazıp Allah katından olduğunu söylediklerini bildirir. Bu durum, insanların ilahî vahye müdahale ettiğini ve kitapların tahrif edildiğini gösterir.

Bakara Suresi, 79. Âyet

فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ لِيَشْتَرُوا بِهِ ثَمَنًا قَلِيلًا فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ

Artık kendi elleriyle Kitab’ı yazıp sonra da onu az bir bedel karşılığında satmak için, “Bu Allah katındandır.” diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından dolayı vay hâllerine! Kazandıklarından dolayı vay hâllerine!

Mâide Suresi, 13-14. Âyetler

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَائِنَةٍ مِنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ۝ وَمِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَىٰ أَخَذْنَا مِيثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللَّهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

Verdikleri sözü bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilenlerin bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.

“Biz Hristiyanız.” diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. Bu sebeple kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını onlara bildirecektir.

4. Kur’ân-ı Kerîm Allah Tarafından Korunmaktadır

Önceki kitapların tahrif edilmesine karşılık Kur’ân-ı Kerîm’in korunmasını Allah Teâlâ bizzat üzerine almıştır.

Hicr Suresi, 9. Âyet

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

Şüphesiz o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz.

5. Allah Birdir, Doğurmamış ve Doğurulmamıştır

İslam’ın temel inancı tevhiddir. Allah tektir. O’nun eşi, benzeri, ortağı, çocuğu ve kendisinden doğmuş bir varlığı yoktur.

İhlâs Suresi, 1-4. Âyetler

قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ۝ اللَّهُ الصَّمَدُ ۝ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ۝ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ

De ki: O, Allah’tır, tektir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.

6. Hz. Îsâ عليه السلام Allah’ın Kulu ve Peygamberidir

Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Îsâ’nın عليه السلام Allah olduğunu değil, Allah’ın kulu ve peygamberi olduğunu bildirir.

Mâide Suresi, 72. Âyet

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ

“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ateştir. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.”

7. Teslis İnancı Açıkça Şirktir

Hristiyanlıktaki Baba, Oğul ve Kutsal Ruh şeklindeki üçleme inancı, Kur’ân-ı Kerîm’in tevhid anlayışıyla bağdaşmaz. Allah Teâlâ, üç ilah inancını açıkça reddetmiştir.

Mâide Suresi, 73. Âyet

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا إِلَٰهٌ وَاحِدٌ وَإِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

“Allah üçün üçüncüsüdür.” diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. Hâlbuki bir tek Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden inkâr edenlere mutlaka acı bir azap dokunacaktır.

Nisâ Suresi, 171. Âyet

يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَا تَقُولُوا ثَلَاثَةٌ انْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ إِنَّمَا اللَّهُ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا

Ey Kitap ehli! Dininizde aşırılığa gitmeyin ve Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyin. Meryem oğlu Îsâ Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. “Üçtür.” demeyin. Kendi iyiliğiniz için bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.

8. Hz. Îsâ عليه السلام Kendisinin Allah’ın Kulu Olduğunu Bildirmiştir

Hz. Îsâ عليه السلام daha beşikteyken Allah’ın kulu olduğunu ve kendisine kitap verildiğini bildirmiştir.

Meryem Suresi, 30-36. Âyetler

قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا ۝ وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنْتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا ۝ وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا ۝ وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا ۝ ذَٰلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِي فِيهِ يَمْتَرُونَ ۝ مَا كَانَ لِلَّهِ أَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍ سُبْحَانَهُ إِذَا قَضَىٰ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ۝ وَإِنَّ اللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ

Îsâ şöyle dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni zorba ve bedbaht kılmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün esenlik banadır.”

Hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu Îsâ, işte budur. Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der, o da oluverir.

Şüphesiz Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin. İşte doğru yol budur.

9. Hz. Îsâ عليه السلام Öldürülmemiş ve Çarmıha Gerilmemiştir

Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Îsâ’nın عليه السلام düşmanları tarafından öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini açıkça bildirir. Allah onu kendi katına yükseltmiştir.

Nisâ Suresi, 157-158. Âyetler

وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا ۝ بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

“Allah’ın peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesih’i biz öldürdük.” demeleri sebebiyle de onları lanetledik. Oysa onu öldürmediler ve çarmıha germediler. Fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. Bu hususta zanna uymaktan başka hiçbir bilgileri yoktur. Kesin olarak onu öldürmediler.

Bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

10. Hz. Îsâ عليه السلام İnsanları Kendisine ve Annesine Kulluk Etmeye Çağırmamıştır

Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın kıyamet günü Hz. Îsâ’ya عليه السلام insanlara kendisini ve annesini Allah’tan başka iki ilah edinmelerini söyleyip söylemediğini soracağı bildirilir. Hz. Îsâ عليه السلام böyle bir şey söylemediğini ifade eder.

Mâide Suresi, 116-117. Âyetler

وَإِذْ قَالَ اللَّهُ يَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ أَأَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللَّهِ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِي بِحَقٍّ إِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُ تَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِي وَلَا أَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ۝ مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنْتَ أَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنْتَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

Allah, “Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara, ‘Allah’ı bırakıp beni ve annemi iki ilah edinin.’ diye sen mi söyledin?” buyurduğu zaman o, şöyle diyecek: “Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz gaybları hakkıyla bilen sensin.”

“Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Beni vefat ettirince artık onların üzerinde gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.”

11. Hz. Îsâ’nın عليه السلام İkinci Kez Yeryüzüne Gelişi ve Vefatı

Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın عليه السلام Allah tarafından vefat ettirilmesi ve kendisine yükseltilmesi şöyle bildirilir:

Âl-i İmrân Suresi, 55. Âyet

إِذْ قَالَ اللَّهُ يَا عِيسَىٰ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey Îsâ! Şüphesiz ben senin süreni tamamlayacağım, seni kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda ben hükmedeceğim.”

Nisâ Suresi, 159. Âyet

وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا

Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onların aleyhine şahit olacaktır.

Hz. Îsâ’nın عليه السلام Adil Bir Hakem Olarak Yeryüzüne İneceğini Bildiren Hadis

Ebû Hüreyre رضي الله عنه’den rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكَنَّ أَنْ يَنْزِلَ فِيكُمُ ابْنُ مَرْيَمَ حَكَمًا مُقْسِطًا، فَيَكْسِرَ الصَّلِيبَ، وَيَقْتُلَ الْخِنْزِيرَ، وَيَضَعَ الْجِزْيَةَ، وَيَفِيضَ الْمَالُ حَتَّى لَا يَقْبَلَهُ أَحَدٌ.

“Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Meryem oğlu Îsâ’nın aranıza adil bir hakem olarak inmesi yakındır. O, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizyeyi kaldıracaktır. Mal o kadar çoğalacaktır ki hiç kimse onu kabul etmeyecektir.”

Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 2476; ayrıca 3448.

Hz. Îsâ’nın عليه السلام Yeryüzüne İnişi, Kırk Yıl Kalması ve Vefatını Bildiren Hadis

Ebû Hüreyre رضي الله عنه’den rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ نَبِيٌّ ـ يَعْنِي عِيسَى ـ وَإِنَّهُ نَازِلٌ، فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَاعْرِفُوهُ، رَجُلٌ مَرْبُوعٌ إِلَى الْحُمْرَةِ وَالْبَيَاضِ، بَيْنَ مُمَصَّرَتَيْنِ، كَأَنَّ رَأْسَهُ يَقْطُرُ وَإِنْ لَمْ يُصِبْهُ بَلَلٌ، فَيُقَاتِلُ النَّاسَ عَلَى الْإِسْلَامِ، فَيَدُقُّ الصَّلِيبَ، وَيَقْتُلُ الْخِنْزِيرَ، وَيَضَعُ الْجِزْيَةَ، وَيُهْلِكُ اللَّهُ فِي زَمَانِهِ الْمِلَلَ كُلَّهَا إِلَّا الْإِسْلَامَ، وَيُهْلِكُ الْمَسِيحَ الدَّجَّالَ، فَيَمْكُثُ فِي الْأَرْضِ أَرْبَعِينَ سَنَةً، ثُمَّ يُتَوَفَّى، فَيُصَلِّي عَلَيْهِ الْمُسْلِمُونَ.

“Benimle onun, yani Îsâ’nın arasında başka bir peygamber yoktur. O, yeryüzüne inecektir. Onu gördüğünüzde tanıyınız. O, orta boylu, kırmızı ile beyaz arası tenli, iki açık sarı elbise giymiş bir kimsedir. Başına ıslaklık değmediği hâlde sanki saçlarından su damlıyormuş gibi görünür. İnsanlarla İslam uğrunda mücadele eder. Haçı kırar, domuzu öldürür ve cizyeyi kaldırır. Allah, onun zamanında İslam dışında bütün dinleri ortadan kaldırır. Mesih Deccal’i de helak eder. Sonra yeryüzünde kırk yıl kalır. Ardından vefat ettirilir ve Müslümanlar onun cenaze namazını kılarlar.”

Kaynak: Sünen-i Ebû Dâvûd, 4324. Elbânî hadise sahih hükmü vermiştir.

12. Allah’a Çocuk İsnat Edilmesi Büyük Bir İftiradır

Kur’ân-ı Kerîm, Allah’a çocuk isnat edilmesini çok ağır bir söz olarak bildirir. Allah’ın çocuk edinmesi mümkün değildir. Göklerde ve yerde bulunan her şey O’nun kuludur.

Meryem Suresi, 88-93. Âyetler

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۝ لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا ۝ تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا ۝ أَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدًا ۝ وَمَا يَنْبَغِي لِلرَّحْمَٰنِ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا ۝ إِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِلَّا آتِي الرَّحْمَٰنِ عَبْدًا

“Rahmân çocuk edindi.” dediler. Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. Bundan dolayı neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir. Rahmân’a çocuk isnat etmelerinden ötürü. Hâlbuki Rahmân’a çocuk edinmek yakışmaz. Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahmân’a ancak kul olarak gelecektir.

13. Sonuç: Tevhid İnancı ve Hz. Îsâ’nın عليه السلام Gerçek Konumu

Kur’ân-ı Kerîm’e göre İncil, Allah tarafından Hz. Îsâ’ya عليه السلام indirilmiş ilahî bir kitaptır. Ancak günümüzde Hristiyanların elinde bulunan İncil metinleri, Allah’ın Hz. Îsâ’ya عليه السلام indirdiği ilk İncil’in aynısı değildir. Kur’ân-ı Kerîm, önceki kitaplarda insanların kelimeleri değiştirdiğini ve kendi elleriyle yazdıklarını bildirmiştir.

Hz. Îsâ عليه السلام Allah’ın oğlu veya kendisi değildir. O, Allah’ın kulu ve peygamberidir. Teslis inancı, Allah’ın birliği inancına aykırıdır. Allah tektir; doğurmamış ve doğurulmamıştır. Bu sebeple Allah’a ortak koşmak, İslam’ın tevhid inancıyla bağdaşmaz ve şirktir.

Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Îsâ’nın عليه السلام öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini, Allah’ın onu kendi katına yükselttiğini bildirir. Sahih hadislerde de Hz. Îsâ’nın عليه السلام kıyamete yakın yeryüzüne ineceği, adil bir hakem olacağı, haçı kıracağı, Deccal’i helak edeceği ve İslam’ın hükümleriyle hareket edeceği haber verilmiştir. Ebû Dâvûd’da geçen rivayette ise yeryüzünde kırk yıl kaldıktan sonra vefat edeceği ve Müslümanların cenaze namazını kılacağı bildirilmiştir.

İslam’ın temel inancı tevhiddir: Allah birdir, O’ndan başka ilah yoktur. Hz. Îsâ عليه السلام da Allah’ın kulu ve elçisidir.