Hz. İsa’nın Çölde Sınanması Kıssası ve İncil’deki Tahrif Belirtileri
Hz. İsa’nın Çölde Sınanması Kıssası ve İncil’deki Tahrif Belirtileri
İslam ilahiyatı ve tefsir geleneğinde, Hz. İsa’ya (a.s.) indirilen özgün İncil ile günümüzdeki tahrif edilmiş Dört İncil(Matta, Markos, Luka, Yuhanna) arasındaki farkları “tahrif” kavrayışı çerçevesinde ele alınır. Hz. İsa’nın çölde 40 gün boyunca şeytan tarafından sınanması kıssası (Matta 4:1-11, Luka 4:1-13), İncil metinlerine zamanla karışan şirk unsurlarını ve teolojik tahrifleri göstermesi bakımından önemli bir örnektir.
Hz. İsa’nın Çölde Sınanması Kıssası ve Tahrif Göstergeleri
Hristiyan metinlerine göre Hz. İsa, vaftiz edildikten sonra Ruh-ül Kudüs tarafından çöle götürülür ve burada 40 gün oruç tuttuktan sonra şeytanın üç ayrı sınamasıyla karşılaşır. Kıssada geçen bazı ifadeler ve kurgu, İslam akidesi açısından açıkça tahrif ve şirk unsurları içermektedir:
1. Şeytanın Hz. İsa’ya “Tanrı’nın Oğlu” Diye Hitap Etmesi
Matta İncili’nde şeytan, Hz. İsa’ya “Eğer Tanrı’nın Oğluysan…” şeklinde hitap eder. Hristiyan teolojisi bu kıssayı Hz. İsa’nın “Tanrı’nın Oğlu” olduğunu kanıtlayan bir delil gibi sunar. Oysa İslam inancında Allah’ın evlat edinmesi imkânsızdır ve bu ifade net bir şirk ögesidir.
“De ki: O Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir (her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir). O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.” (İhlâs Suresi, 112:1-4 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
“«Rahmân çocuk edindi» dediler. Hakikaten siz pek çirkin bir şey ortaya attınız. Bundan dolayı neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir; Rahmân’a çocuk isnad etmelerinden ötürü! Halbuki çocuk edinmek Rahmân’ın şanına yakışmaz.” (Meryem Suresi, 19:88-92 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
2. Şeytanın Bir Elçiyi Sınama Mantıksızlığı
Kıssada şeytanın, Hz. İsa’yı tapınağın tepesine veya yüksek bir dağa çıkarıp ona dünyadaki bütün krallıkları vadettiği anlatılır. Şeytan, Hz. İsa’dan kendisine secde etmesini ister.
İslam inancına göre Hz. İsa bir peygamberdir ve Allah tarafından korunmuştur (ismet sıfatı). Şeytanın onu sürükleyip bir yerden bir yere götürebilmesi, peygamberlik makamının yüceliğiyle çelişir.
Kur’ân-ı Kerîm Işığında İncil’deki Tahrif ve Şirk Unsurları
Kur’ân-ı Kerîm, Hz. İsa’nın yalnızca Allah’ın kulu ve elçisi olduğunu vurgularken, tahrif sonucu İncil metinlerine giren insan sözlerinin ve şirk anlayışlarının şeytanın bir aldatmacası olduğunu bildirir:
Çocuk: “Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun” dedi.
“Hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa, hak söze göre işte budur. Allah’ın bir evlat edinmesi asla olacak şey değildir. O bundan münezzehtir. Bir işe karar verdiği zaman ona sadece «Ol!» der, o da oluverir.”
Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!
(Meryem Suresi, 19:30-37 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
Kur’an, Hz. İsa’nın insanlara öğrettiği asıl mesajın tevhid olduğunu ve tahrif edilen kısımların sonradan uydurulduğunu açıkça beyan eder:
“Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin. İşte doğru yol budur.” (Zuhruf Suresi, 43:64 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
“Vay o kimselere ki, kitabı kendi elleriyle yazarlar da sonra biraz para almak için ‘Bu Allah katındandır’ derler. Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!” (Bakara Suresi, 2:79 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
Şeytanın İncil’i Tahrif Etmedeki Rolü
İslam düşüncesinde şeytanın en büyük amacı insanları tevhidden (Allah’ın birliği inancından) uzaklaştırıp şirke düşürmektir. Hz. İsa’nın tevhid mesajı, zamanla havariler sonrasındaki süreçte Roma ve Grek pagan kültürlerinin etkisiyle şekillenmiş; İsa’ya uluhiyet (tanrılık) atfeden “Tanrı’nın Oğlu” ve “Üçleme (Teslis)” kavramları metinlere dahil edilmiştir.
Çölde sınanma kıssasındaki “Tanrı’nın Oğlu” kavramsallaştırması da şeytanın insanları İsa’ya tapınmaya yönlendirmek için İncil metinlerine sızdırdığı şirk unsurlarının tipik bir örneğidir. Şeytan, insanları doğrulardan saptırmak için dinin içine sapkın söylemleri yerleştirmiştir:
“Şeytan onlara vaatlerde bulunur, onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaat ettiği şey aldatmacadan başka bir şey değildir.” (Nisâ Suresi, 4:120 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
Özetle
Hz. İsa’nın çölde sınanması kıssasında geçen “Tanrı’nın Oğlu” ibareleri ve şeytan ile İsa arasındaki ilişki biçimi, İncil’in özgün ilahi vahiy yapısını kaybettiğini, insan müdahalesi ve şeytani aldatmacalarla tahrife uğradığını göstermektedir. Kur’ân-ı Kerîm, bu tür şirk ögelerini reddederek Hz. İsa’yı doğrusuyla —yani Allah’ın şerefli bir kulu ve elçisi olarak— insanlığa tanıtmaktadır.