Uydular ve Kopan Bağlar: İbn Mes’ud’un Haber Verdiği “Dijital Çağ” ve Bir Kıyamet Alameti
Uydular ve Kopan Bağlar: İbn Mes’ud’un Haber Verdiği “Dijital Çağ” ve Bir Kıyamet Alameti
Asırlar öncesinden uzatılan bir zaman dürbünü gibi, bugünün dünyasını tam kalbinden yakalayan mucizevi bir hitap… İslam’ın büyük alimi Abdullah bin Mes’ud (r.a.) vasıtasıyla bizlere ulaşan o sarsıcı hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“يا ابن مسعود، إن من أعلام الساعة وأشراطها أن تواصل الأطباق، وأن تقاطع الأرحام”
“Ey İbn Mes’ud! Şüphesiz ki tabakların (çanakların) birbirine bağlanması/haberleşmesi ve akrabalık bağlarının kopması, kıyametin alamet ve şartlarındandır.”Klasik dönem alimleri bu hadisteki “atbâk” (tabaklar) kelimesini, kendi dönemlerinin sosyolojik yapısına göre “yabancı insan tabakaları, farklı kavimler” olarak yorumlamışlardı. Ancak bugün, başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda ve evlerimizin çatısına baktığımızda, bu kelimenin arkasındaki mucizevi işareti çok daha net görebiliyoruz: Çanak antenler, uydular ve dijital ekranlar.
Gökyüzünü Saran “Tabaklar”: Uyduların Bağlantısı
Hadiste geçen “tevâsulü’l-atbâk” ifadesi, kelimesi kelimesine “tabakların birbiriyle iletişim kurması, birbirine bağlanması” demektir. 21. yüzyılın dünyasında bu ifadeyi okuyup da yörüngede dönen binlerce uyduyu (satellite), evlerin çatılarını kaplayan çanak antenleri düşünmemek imkansızdır.
Bugün dünya, uzaydan bakıldığında adeta devasa bir ağla örülmüştür. Gökyüzündeki o metal “tabaklar” birbirine veri gönderiyor, sinyaller havada uçuşuyor ve yeryüzündeki milyarlarca çanak anten bu sinyalleri evlerimizin içine kadar taşıyor. Hadis, açık bir mucizeyle, sinyal alan ve veren bu dairesel, tabak şeklindeki teknolojilerin dünyayı istila edeceğini yüzyıllar öncesinden haber veriyor.Teknolojik Vuslat, Sıla-i Rahmin Çöküşü
Hadisin asıl sarsıcı yönü ise, bu “tabakların bağlanması” olayı ile toplumsal bir çöküşün eşzamanlı gerçekleşeceğini bildirmesidir: “Ve an tukâtaa’l-erhâm” (Ve akrabalık bağlarının kopması).
İşte tam olarak günümüzün tezatlar dünyası!
- Çatılardaki çanaklar ve ceplerimizdeki ekranlar (ki onlar da birer dijital tabakadır) sayesinde dünyanın öbür ucundaki, hiç tanımadığımız bir yabancıyla saniyeler içinde “bağlantı” (tevâsul) kurabiliyoruz.
- Ancak aynı çanakların, aynı uyduların getirdiği dijital bağımlılık ve sanal dünya illüzyonu yüzünden, İslam’ın en çok üzerinde durduğu sıla-i rahim köprülerini birer birer yıkıyoruz.
Aynı evin içinde herkesin elinde birer ekran (tabaka), herkes uzaktaki “yabancı tabakalarla” iletişim halinde; fakat yanı başındaki akrabasına, teyzesine, amcasına, anne-babasına yabancı… Teknolojinin bizi küresel bir ağda birleştirirken, dinimizin emrettiği o can cana, göz göze yapılan sıla-i rahim ziyaretlerinden ve akraba hukukundan nasıl kopardığının bundan daha çarpıcı bir tasviri olamazdı.
“Dünyanın uydularla bağlandığı, ekranların birbiriyle konuştuğu gün; en büyük ibadetlerden biri olan sıla-i rahim terk edildi ve akrabalar arası uçurumlar derinleşti.”Bir Kıyamet Alametinin Vukuu ve Sıla-i Rahim Mesuliyeti
Bu hadis-i şerif, günümüz dünyasına uyarlanmış popüler bir yorum olmaktan öte, yaşanan gerçeğin tam kendisidir. Kıyametin en büyük alametlerinden biri daha gözlerimizin önünde, evlerimizin çatısında ve ellerimizin arasında vuku bulmuştur.
Sinyallerin gökte fırıl fırıl döndüğü, uyduların ve çanak antenlerin dünyayı esir aldığı bu çağda, bize düşen uyanık olmaktır. Gökyüzündeki o metal tabaklar vazifesini yapıyor ve kıyamete giden yolu fıtri bir dille haber veriyor.