Şükür: Kalbin, Dilin ve Amelin Teslimiyeti
Şükür: Kalbin, Dilin ve Amelin Teslimiyeti
Şükür, İslam’da en güzel kulluk hallerinden biridir. Allah’ın verdiği sayısız nimete karşı minnettarlık duymak, O’nu anmak, nimetleri doğru yerde kullanmak ve nankörlükten kaçınmaktır. Kur’ân-ı Kerim’de şükür, sıkça emredilen ve övülen bir sıfattır. Allah Teâlâ buyurur:
“Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.” (Bakara, 152)
Bu ayet, şükrün Allah ile kul arasındaki bağı güçlendiren temel bir ibadet olduğunu gösterir. Yine Rabbimiz şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin.” (Bakara, 172)
Şükür, sadece sözle değil; kalp ile tasdik, dil ile zikir ve beden ile amelle tamamlanır. Kur’ân’da defalarca “az şükrediyorsunuz” (Yûnus, 22; Mülk, 23) ikazı yer alır; çünkü insan nimetlerin çokluğuna alışır ve gaflete düşer.
İbrahim Suresi’nde Allah’ın lütfu açıkça hatırlatılır:
“Hani Rabbiniz şöyle bildirmişti: ‘Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size artırırım. Yok eğer nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir.’” (İbrahim, 7)
Bu ayet, şükrün nimetleri artıran ilahi bir sır olduğunu müjdeler. Şükür, nimeti korur ve çoğaltır; nankörlük ise onu yok eder.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hayatıyla ve sözleriyle şükrün en güzel örneğini vermiştir. Bir hadislerinde şöyle buyurur:
“Nice yemek yiyip şükreden vardır ki, sevabı nafile oruç tutup sabredenden daha büyüktür.” (Taberânî)
Yani varlık içinde şükretmek de, yokluk içinde sabretmek kadar kıymetlidir.
Başka bir hadiste:
“Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez.” (Ahmed b. Hanbel)
Bu söz, şükrün bir karakter meselesi olduğunu öğretir. Küçük nimetlere teşekkür etmeyen, büyük nimet geldiğinde de hakkını veremez.
Peygamberimiz (s.a.v.) sevinçli bir haber aldığında veya nimete kavuştuğunda hemen şükür secdesi yapar, iki rekât namaz kılardı. Bir rivayette Enes bin Mâlik (r.a.) anlatır: “Bir ihtiyacının görüldüğü haberi gelince hemen secdeye kapandı.” (İbn Mâce)
Yine buyurur:
“Mümine şaşarım! Her hâli onun için hayırlıdır. Bir nimete kavuşur da şükrederse bu onun için hayırdır. Bir musibete uğrar da sabrederse bu da onun için hayırdır.” (Müslim)
Şükür ve sabır, müminin iki kanadıdır; biri nimette, diğeri zorlukta uçar.
Ey Rabbimiz! Bize verdiğin göz, kulak, akıl, sağlık, aile, rızık ve en büyüğü iman nimeti için Sana hamdolsun. Bizi şükreden kullarından eyle. Nankörlükten, gafletten koru. Nimetlerini artır, şükrümüzü kabul buyur.
“Rabbimiz! Bize ve bizden önce iman eden kardeşlerimize mağfiret buyur. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin tutma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” (Haşr, 10)
Âmin.