Rukye Nedir ve Hadislerle Açıklaması

Rukye Nedir ve Hadislerle Açıklaması
10.01.2026 23:27 | Son Güncellenme: 11.01.2026 15:53
36
A+
A-

Rukye Nedir ve Hadislerle Açıklaması

Rukye, hastalık, nazar veya kötülüklerden korunmak amacıyla Kur’ân-ı Kerîm âyetleri, Allah’ın isim ve sıfatları veya Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) öğrettiği dualar okunarak yapılan bir tedavi ve korunma yöntemidir. Okuyup üfleme şeklinde uygulanır ve şifanın yalnızca Allah’tan geldiğine inanmak şartıyla caizdir.

İslam’da rukye, cahiliye dönemindeki şirk içeren uygulamalardan ayrıştırılarak teşvik edilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hem kendisi rukye yapmış, hem başkalarına yaptırmış hem de onaylamıştır. Ancak şirk unsuru taşıyan (anlaşılmaz kelimeler, bilinmeyen isimler veya Allah’tan başkasına sığınma içeren) rukyeler yasaklanmıştır.

Rukyenin Caiz Olduğunu Gösteren Hadisler

  1. Peygamber Efendimiz’in Kendisine ve Başkalarına Rukye Yapması
    Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor:

“Resûlullah (s.a.v.) hastalandığı zaman İhlâs, Felak ve Nâs surelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerini yüzüne ve vücuduna sürerdi. Hastalığı ağırlaşınca ben okuyup üfler, onun eliyle mesh ederdim.”
(Buhârî, Tıb 39; Müslim, Selâm 50)

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Muavvizeteyn (Felak ve Nâs) ve İhlâs sureleriyle rukye yapması, en güzel örnektir.

  1. Şirk İçermeyen Rukyeye İzin
    Câbir b. Abdullah (r.a.)’ın dayısı rukye metnini Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) arz edince:

“İçerisinde şirk olmayan dua ile rukye yapmada sakınca yoktur.” buyurdu.
(Müslim, Selâm 60-64)

Bu, rukyenin şartını açıkça belirtir: Şirk olmamalı.

  1. Nazar ve Kötülüklerden Korunmaya Karşı Rukye
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

“Nazar haktır.” buyurmuş ve nazara karşı rukye yapılmasını onaylamıştır.
(Buhârî, Tıb 54; Müslim, Selâm 59)

Ayrıca torunları Hasan ve Hüseyin (r.a.) için nazar ve kötülüklerden korunmak amacıyla dua okuyup üflemiştir (Buhârî, Enbiyâ 10).

  1. Başka Bir Sahabenin Rukyesi ve Onayı
    Evs b. Sevrî (r.a.) anlatıyor: Biz cahiliye döneminde rukye yapardık. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.): “Ey Allah’ın Resulü! Biz cahiliyede rukye yapıyorduk, şimdi ne yapalım?” diye sorduk. Buyurdu ki:

“Rukyelerinizi bana arz edin. İçinde şirk olmayan rukyede sakınca yoktur.”
(Müslim, Selâm 64; Ebû Dâvûd, Tıb 18)

Bu hadis de şirk içermeyen rukyenin caizliğini vurgular.

Şirk İçeren Rukyenin Yasaklanması

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) cahiliye rukyelerini yasaklamış, şirk unsuru taşıyanları reddetmiştir:

“Rukyelerde, muskalar ve muhabbet tılsımlarında şirk vardır.”
(İbn Mâce, Tıb 39; benzer rivayetler Müslim’de)

Alimler, rukyenin caiz olması için şu şartlarda ittifak etmiştir:

  • Allah’ın kelâmı (âyetler), isimleri veya sıfatlarıyla olmalı.
  • Anlaşılır (Arapça veya anlamı bilinen) olmalı.
  • Şifa ve faydanın sadece Allah’tan geldiğine inanılmalı.

Sonuç

Rukye, Kur’ân-ı Kerîm’in şifa kaynağı olması (İsrâ 17/82: “Biz Kur’ân’dan müminler için şifa ve rahmet indiriyoruz”) ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) uygulamalarıyla sünnettir. Fatiha, Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs sureleri en çok kullanılanlardır. Şirkten uzak, tevhide uygun yapıldığında büyük fayda vardır. Şifayı verenin Allah olduğunu unutmadan, dua niyetiyle uygulanmalıdır.