Peygamber Efendimize (s.a.v.) Vahiy Nasıl Gelirdi? Hadislerden Yansıyan Şekiller

Peygamber Efendimize (s.a.v.) Vahiy Nasıl Gelirdi? Hadislerden Yansıyan Şekiller
15.01.2026 12:30 | Son Güncellenme: 15.01.2026 22:04
18
A+
A-

Peygamber Efendimize (s.a.v.) Vahiy Nasıl Gelirdi? Hadislerden Yansıyan Şekiller

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e vahiy, farklı şekillerde gelmiştir. Bu şekiller, sahih hadis kaynaklarında (özellikle Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim‘de) Hz. Âişe validemiz başta olmak üzere sahâbîlerin rivayetleriyle detaylı olarak aktarılmıştır. Vahyin bu çeşitliliği, onun ilâhî niteliğini ve Peygamber Efendimizin yaşadığı zorlukları da ortaya koyar.

1. Sadık (Doğru Çıkan) Rüyalar Şeklinde Vahiy

Peygamberlik başlangıcında vahiy, genellikle uykuda görülen sâdık rüyalar yoluyla gelirdi. Bu rüyalar, sabah aydınlığı gibi apaçık ve doğru çıkardı.

Hz. Âişe (r.a.) şöyle rivayet eder:
“Resûlullah’a (s.a.v.) vahiy olarak ilk başlayan şey, uykuda gördüğü sâlih rüyalar idi. Rüyada her ne görürse, sabah aydınlığı gibi aynen vukua geliyordu.”
(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 3; Müslim, İman, 252)

Bu, vahyin ilk merhalesiydi ve Peygamber Efendimizi nübüvvete hazırlayan bir süreçti.

2. Çıngırak (Zil) Sesine Benzer Şiddetli Sesle Gelen Vahiy

Bu, vahyin en ağır ve en zor şekliydi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu sırada titrer, terler, hatta soğuk günlerde bile çok terlerdi. Tehdit ve azap içeren âyetler genellikle bu yolla gelirdi.

Hz. Hâris bin Hişâm’ın sorusu üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Bâzen çıngırak sesini andıran bir ses gibi gelir, bana vahyin en ağır geleni de budur. Sonra bu hal benden ayrılır ve ben bana söyleneni tamamen ezberlemiş olurum. Bâzen de melek bana insan suretine girmiş olarak gelir, bana söyler, ben de onun söylediğini aynen bellemiş olurum.”
(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, Fedâil, 86-87)

Hz. Âişe (r.a.) bu hadisi naklettikten sonra ekler:
“Vallahi, vahiy geldiği sırada Resûlullah’ın (s.a.v.) alnından ter damlarken gördüm; soğuk bir günde bile olsa, vahiy bitinceye kadar terlemeye devam ederdi.”

3. Meleğin İnsan Suretinde Görünerek Getirdiği Vahiy

Cebrail (a.s.) bazen insan kılığına girerek (çoğunlukla sahâbî Dıhye el-Kelbî suretinde) gelirdi. Bu şekil, Peygamber Efendimize en hafif gelen vahiy tarzıydı.

En meşhur örneği Cibril Hadisidir:
Cebrail (a.s.) insan suretinde gelerek Peygamber Efendimize İslâm, îmân ve ihsanı sormuş, cevaplarını almış ve bu olay “Cibril Hadisi” olarak meşhur olmuştur.
(Buhârî, Îmân, 37; Müslim, Îmân, 1)

4. Meleğin Görünmeden Kalbe İlkâ Etmesi / Doğrudan Kalbe İlhâm

Bazı vahiyler, melek görünmeden doğrudan kalbe bırakılırdı. Bu, kudsi hadislerin bir kısmında da görülür.

Örnek bir kudsi hadis rivayeti:
“Rûhu’l-Kudüs (Cebrail) kalbime şu sözü fısıldadı: Hiçbir nefis rızkını tamamen almadıkça ölmez. Öyleyse Allah’tan korkun ve rızkınızı helâl yollardan arayın.”

5. Perde Olmadan Doğrudan Allah ile Konuşma (Mîrâc’da)

Mîrâc gecesinde, Sidretü’l-Müntehâ’da ve beş vakit namazın farz kılınması esnasında, perde olmaksızın doğrudan Allah Teâlâ ile konuşma şeklinde vahiy geldi. Bu, en yüksek mertebedir.

Hz. Âişe (r.a.)’nin rivayet ettiği hadislerde, vahyin Peygamberimizin yanında (özellikle onun evinde) geldiği vurgulanır ve bu durum onun faziletine işaret eder.

Sonuç olarak, vahiy Allah’tan gelen ilâhî bir kelâmdır ve şekli ne olursa olsun, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onu eksiksiz olarak alır, ezberler ve ümmete tebliğ ederdi. Bu hadisler, vahyin hem zorluğunu hem de mucizevi niteliğini gösterir. En sahih kaynaklar olan Buhârî ve Müslim’deki bu rivayetler, vahyin hakikatini anlamak için en güvenilir delillerdir.

Allah, Peygamber Efendimize salât ve selâm eylesin.