Ölüm ve Kabir: Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki Gerçekler
Ölüm ve Kabir: Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki Gerçekler
Ölüm, her nefsin mutlaka tadacağı kaçınılmaz bir hakikattir. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de bu gerçeği defalarca hatırlatır:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 29/57)
“Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet günü size hak ettiğiniz karşılık tamamen verilecektir…” (Âl-i İmrân, 3/185)
Ölüm anı geldiğinde insan, dünya hayatının geçiciliğini en şiddetli şekilde hisseder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Ölümü çokça hatırlayın; çünkü o, günahları yok eder ve dünyayı gözden düşürür.” (Tirmizî, Zühd, 4)
Kabir, ölümden sonraki ilk durak ve berzah âlemidir. Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Resûlullah (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizî, Kıyâmet, 26)
Kabirde sorgu suali (kabir suali) gerçekleşir. Ölen kişi kabre konulduktan kısa süre sonra, Münker ve Nekir adlı iki melek gelir ve onu sorguya çeker. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:
“Kul kabre konulup yakınları ayrılınca (ayak seslerini hâlâ duyarken), iki melek gelir, onu oturtur ve ‘Muhammed hakkında ne dersin?’ diye sorarlar…” (Buhârî ve Müslim’de benzer rivayetler)
Mümin kişi bu sorulara rahatlıkla cevap verir:
- Rabbin kim? → Allah
- Dinin nedir? → İslam
- Peygamberin kim? → Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve resulüdür.
Bu cevap üzerine kabri genişletilir, aydınlatılır ve cennetten bir pencere açılır. Melekler “Rahatça uyu” der ve gider. Mümin kabirde nimet içinde bekler.
Kâfir ve münafık ise sorulara “Bilmiyorum” der. Kabri daralır, ateşle dolar ve azaba uğrar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizî)
Kabir azabına işaret eden ayetlerden bazıları:
“Andolsun ki, biz o inkârcılara, cehennem azabından önce daha yakın (küçük) bir azabı da tattıracağız…” (Secde, 32/21)
“Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet kopacağı gün: ‘Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!’ denilir.” (Mü’min, 40/46)
(Âlimler bu ayetleri kabir azabına delil gösterir.)“Allah, iman edenlere hem dünya hayatında hem de âhirette o sabit söz üzere sebat verir…” (İbrâhim, 14/27)
(Peygamber Efendimiz bu ayetin kabirde iman edenlere sebat ve kurtuluş verdiğini açıklamıştır – Buhârî)
Kabir, insanın amellerinin ilk karşılığını gördüğü yerdir. Orada yalnız amelimiz arkadaşımızdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Kabirdeki arkadaşın ameldir.” (Kudsî hadis rivayetleri)
Ey insan! Ölüm yakındır, kabir kapısı açıktır. Dünya hayatı bir rüya gibi geçip gider. Kabirde rahat etmek istiyorsak, imanımızı sağlam tutmalı, salih ameller işlemeli, günahlardan sakınmalıyız. Çünkü:
“Ölüm sarhoşluğu hak ile gelip çattığında: ‘İşte bu, senden kaçtığın şeydir!’ denir.” (Kâf, 50/19)
Allah’tan bizlere iman üzere ölüm, kabirde selamet ve kabir azabından muhafaza dileriz. Âmin.