Kul Hakkı: İslam’da En Ağır Mesuliyetlerden Biri
Kul Hakkı: İslam’da En Ağır Mesuliyetlerden Biri
İslam dininde kul hakkı, Allah’ın (c.c.) affı için en zor şartlara bağlanan ve ahirette hesabı en çetin olan hususlardan biridir. Kul hakkı; bir insanın malı, canı, namusu, onuru, emeği veya herhangi bir hakkı üzerinde haksızlık yapmak, zulmetmek, gasbetmek anlamına gelir. Bu haklar, hak sahibi affetmedikçe veya helalleşmedikçe Allah katında affedilmez. Kur’ân-ı Kerim’de doğrudan “kul hakkı” tabiri geçmese de, adalet, zulüm yasağı, yetim malı yeme yasağı, haksız mal yeme gibi birçok ayet bu konuyu açıkça düzenler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise hadislerinde kul hakkının vebalini çok net ve korkutucu ifadelerle beyan buyurmuştur.
Kur’ân-ı Kerim’den Kul Hakkıyla İlgili Bazı Ayetler
- Bakara Suresi, 188. Ayet
“Birbirinizin mallarını aranızda haksız yere yemeyin…”
(Bu ayet, haksız kazanç ve kul hakkının en temel yasağıdır.) - Nisa Suresi, 10. Ayet
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, şüphesiz karınlarına ancak ateş dolduruyorlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” - Nisa Suresi, 29. Ayet
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl (haksız) yolla yemeyin…” - İsra Suresi, 34. Ayet
“Yetimin malına, o erginlik çağına gelinceye kadar en güzel şekilde yaklaşmadıkça (dokunmayın)…” - Nisa Suresi, 58. Ayet
“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…”
Bu ayetler, zulmü, haksız mal yemeği, emanete hıyaneti, yetim hakkını, adaletsizliği kesin bir dille yasaklar ve kul hakkının temelini oluşturur.
Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) Sahih Hadisler
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kul hakkının önemini defalarca vurgulamış ve ahiretteki sonucunu çok çarpıcı şekilde anlatmıştır:
- Buhârî ve Müslim’de geçen meşhur hadis
“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helâlleşsin. Çünkü (o gün) eğer onun salih ameli varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır (hak sahibine verilir). Eğer iyilikleri yoksa, zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.”
(Buhârî, Mezâlim, 10; Rikâk, 48; Müslim, Birr, 59) - Başka bir rivayette
“Ümmetimin müflisi (iflas edeni) odur ki; namaz, oruç ve zekâtla gelir. Fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, şunu dövmüş… Bu yüzden sevapları şuna buna verilir. Sevapları bitmeden hak sahiplerinin günahları buna yükletilir ve cehenneme atılır.”
(Müslim, Birr, 59; Buhârî, Mezâlim, 10) - Kul hakkının ağırlığı
“Şehidin, kul hakkı dışındaki bütün günahlarını Allah mağfiret eder.”
(Müslim, İmâre, 119)
(Yani şehitlik gibi büyük bir makam bile kul hakkından kurtarmaz.) - Müslüman’ın tanımı
“Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların zarar görmediği kimsedir.”
(Buhârî, Îmân, 4-5; Müslim, Îmân, 64-65) - Helalleşme emri
“Kimin üzerinde bir kul hakkı varsa, kıyamet günü gelmeden helalleşsin. Çünkü o gün ne dinar ne dirhem geçerli olacak. Hak sahiplerine sevaplarından verilecek, sevap yoksa onların günahları yüklenecek.”
(Buhârî, Mezâlim, 10)
Sonuç: Kul Hakkı, Ahiretteki En Büyük Tehlikedir
Kul hakkı, Allah ile kul arasındaki günahlar gibi tövbeyle affedilebilecek bir husus değildir. Hak sahibi razı olmadıkça, helalleşme gerçekleşmedikçe bu hak ahirette mutlaka görülecek ve ödenecektir. Bu sebeple İslam âlimleri, “Kul hakkı ile Allah’ın huzuruna çıkmayın” mealindeki halk arasında yaygın olan ifadeyi, hadislerin ruhuna uygun olarak yorumlamışlardır.
Müslüman olarak en büyük hassasiyetimiz, kimsenin malına, canına, namusuna, onuruna zarar vermemek; verdiğimiz zarar varsa hemen helalleşmek olmalıdır. Çünkü mahşer günü, ne mal fayda verir ne evlat ne de makam… Sadece helal rızık ve temiz amel kalır.
Allah bizleri kul hakkı yemekten, zulümden korusun. Hakkımızı helal etmeyen kardeşlerimizi de affetmeye, helalleşmeye muvaffak eylesin. Âmin.