Keramet: Allah’ın Salih Kullarına Özel İkramı

Keramet: Allah’ın Salih Kullarına Özel İkramı
15.01.2026 13:17 | Son Güncellenme: 15.01.2026 23:02
18
A+
A-

Keramet: Allah’ın Salih Kullarına Özel İkramı

İslam inancında keramet, Allah’ın sevdiği, takva sahibi, salih ve veli kullarından zuhur eden olağanüstü hallerdir. Bu haller, tabiat kanunlarının ötesinde olup mucizeye benzer; ancak mucize peygamberlere mahsusken, keramet velilere mahsustur. Keramet, Allah’ın kudretinin bir tezahürüdür ve asıl gaye gösteriş değil, imanı güçlendirmek ve kulluğu artırmaktır. En büyük keramet ise istikamet üzere yaşamak, farzları eda edip günahlardan sakınmaktır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “keramet” kelimesi doğrudan geçmese de, peygamber olmayan salih kullardan zuhur eden harikulade olaylar keramete delil olarak gösterilir. İşte bazı önemli ayetler:

  • Neml Suresi 40. ayet (Sebe Melikesi Belkıs’ın tahtının göz açıp kapayıncaya kadar getirilmesi):
    “Kitaptan bilgisi olan biri dedi ki: ‘Ben onu sana gözünü kapayıp açmadan önce getiririm.’ … (taht) onun yanında duruyordu.”
    Bu olay, salih bir kulun (ismi belirtilmeyen zatın) Allah’ın izniyle olağanüstü bir tasarrufta bulunmasıdır ve Ehl-i sünnet alimlerince keramet delillerinden sayılır.
  • Âl-i İmrân Suresi 37. ayet (Hz. Meryem’e rızık gelmesi):
    “Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine verdi. Zekeriya her ne zaman mihraba girse, onun yanında bir rızık bulurdu. ‘Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?’ derdi. O da: ‘Bu Allah katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir’ derdi.”
    Hz. Meryem’in peygamber olmamasına rağmen Allah katından doğrudan rızık alması keramet olarak kabul edilir.
  • Kehf Suresi 25. ayet (Ashâb-ı Kehf’in uzun uyku hali):
    “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve buna dokuz yıl daha eklediler.”
    Allah’ın salih kullarını tabiat kanunlarının ötesinde koruması ve uzun süre uyutması keramet örneğidir.
  • Şems Suresi 8. ayet (İlham):
    “Nefsine iyiliği ve kötülüğü ilham edene yemin olsun.”
    Bu ayet, Allah’ın kullarına ilham yoluyla lütfunu göstermesi açısından keramet ve ilhamın temel dayanaklarındandır.

Hadis-i şeriflerde de keramet örnekleri sahih kaynaklarda yer alır. Bunlar, sahabe ve salih kullardan zuhur eden hallerdir:

  • Cüreyc hadisi (Buhârî, Enbiyâ 48; Müslim, Birr 8):
    Salih bir zat olan Cüreyc’in beşikteki bebeği konuşturması ve bebeğin masumiyetini beyan etmesi anlatılır. Bu, veli bir kulun Allah’ın izniyle harikulade bir duruma vesile olmasıdır.
  • Mağarada mahsur kalan üç kişi hadisi (Buhârî, İcâre 12; Müsned II/116):
    Üç salih kişi mağarada mahsur kalır ve her biri geçmişteki salih amellerini anarak dua eder; Allah da kayayı açar ve onları kurtarır. Bu olay, salih amelin bereketiyle kerametin zuhuru olarak rivayet edilir.
  • Hz. Ömer’in ilhamı (Buhârî ve Müslim’de geçen rivayetler):
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Ümmetimde ilhama mazhar olan biri olsaydı, o Ömer olurdu” buyurmuştur. Hz. Ömer’in bazı görüşleri daha sonra ayetle tasdik edilmiş ve uzak mesafeden ordusunu uyaracak şekilde ilham alması keramet olarak nakledilir.
  • Sahabe kerametlerinden:
    Hz. Ebû Bekir’in yemeğinin bereketlenmesi (birkaç kişiye yetip artması), Abbâd b. Bişr ile Üseyd b. Hudayr’ın yolunu meleklerin nuruyla aydınlatması gibi olaylar sahih hadislerde geçer.

Keramet, Allah’ın dilediği kuluna ikramıdır; sahibi bundan gurur duymamalı, gizlemeli ve şükretmelidir. Keramet peşinde koşmak değil, Kur’ân ve Sünnet istikametinde yaşamak esastır. Allah’ın sevdiği kullarına böyle ikramlarda bulunması, O’nun rahmetinin genişliğini gösterir.

“En büyük keramet istikamettir.” (Yunus Suresi 62-64 ayetleri ve ilgili tefsirler ışığında)