İslam’da Tevazu: Kur’ân-ı Kerîm Âyetleri ve Sahih Hadisler Işığında Alçak Gönüllülük
İslam’da Tevazu: Kur’ân-ı Kerîm Âyetleri ve Sahih Hadisler Işığında Alçak Gönüllülük
Giriş: Tevazu Nedir?
Tevazu, insanın kendisini başkalarından üstün görmemesi, kibirden uzak durması, insanlara karşı alçak gönüllü davranması ve sahip olduğu nimetleri Allah’ın bir lütfu olarak bilmesidir. İslam ahlâkında tevazu, kişinin değerini azaltan değil, onun karakterini güzelleştiren erdemlerden biridir.
Tevazu sahibi insan, makamı, malı, bilgisi veya toplumdaki konumu sebebiyle insanları küçümsemez. İnsanlara saygıyla yaklaşır, hakikati kabul eder, hatalarını görür ve Allah’ın huzurunda herkesin O’na muhtaç bir kul olduğunu bilir.
Kur’ân-ı Kerîm, kibri ve böbürlenmeyi yasaklarken müminleri ölçülü, saygılı ve alçak gönüllü olmaya çağırır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(صَلَّىاللّٰهُعَلَيْهِوَسَلَّمَ ) de hadislerinde tevazunun önemini açıklamış ve insanlara karşı üstünlük taslamamayı öğütlemiştir.
1. Kur’ân-ı Kerîm’de Tevazu ile İlgili Âyetler
1. Furkân Suresi, 63. Âyet
Âyetin meali:
“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, ‘Selâm!’ derler (geçerler).”
Açıklama: Bu âyet, Allah’ın razı olduğu kulların özelliklerinden birini bildirir. Mümin, insanlar arasında kibirle dolaşmaz. Kendisine kaba davranan kimselere karşı da ölçülü davranır ve gereksiz tartışmalardan uzak durur. Buradaki tevazu, kişinin vakarını kaybetmesi değil, kibirden ve saldırganlıktan uzak olmasıdır.
2. Lokmân Suresi, 18. Âyet
Âyetin meali:
“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.”
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı meali; Kur’an Külliyatı, Lokmân Suresi, 18. âyet.
Açıklama: İnsanları küçümsemek, onlara tepeden bakmak ve kendini üstün görmek İslam ahlâkına aykırıdır. Allah’ın sevmediği davranışlardan biri, kişinin kendisini beğenerek başkalarına karşı büyüklük taslamasıdır. Tevazu sahibi insan, insanlara değer verir ve kimseyi hor görmez.
3. İsrâ Suresi, 37. Âyet
Âyetin meali:
“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.”
Açıklama: İnsan ne kadar güçlü, zengin veya itibarlı olursa olsun sınırlı bir varlıktır. Bu âyet, insanın kendi gücüne aldanmaması ve haddini bilmesi gerektiğini hatırlatır. Kibir, insanın gerçek durumunu unutmasına yol açarken tevazu, ona kulluğunu ve sorumluluğunu hatırlatır.
4. Hadîd Suresi, 23. Âyet
Âyetin meali:
“Bu da, elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.”
Açıklama: İnsana verilen mal, makam, güzellik, bilgi ve başarı birer imtihan vesilesidir. Mümin, sahip olduğu nimetlerle başkalarına üstünlük taslamaz. Nimeti verenin Allah olduğunu bilir ve şükreder.
5. Kasas Suresi, 83. Âyet
Âyetin meali:
“İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.”
Açıklama: Bu âyet, ahiret mutluluğunu arzulayan kimselerin kibir ve bozgunculuktan uzak durmaları gerektiğini bildirir. Tevazu, insanın yalnızca sözlerinde değil, niyetlerinde ve davranışlarında da kendini göstermelidir.
6. Nahl Suresi, 23. Âyet
Âyetin meali:
“Şüphesiz Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. O, kendini büyük görenleri hiç sevmez.”
Açıklama: Kibir yalnızca dışarıdan görülen bir davranış değildir; insanın kalbinde de bulunabilir. Bu nedenle mümin, davranışlarını düzeltirken niyetini de gözden geçirmelidir. İnsanların takdirini kazanmak için değil, Allah’ın rızasını gözeterek güzel ahlâklı olmaya çalışmalıdır.
7. Âl-i İmrân Suresi, 159. Âyet
Âyetin meali:
“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet, onlar için Allah’tan bağışlama dile ve iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”
Açıklama: Peygamber Efendimiz’in insanlara karşı yumuşak davranması, müminler için önemli bir örnektir. Tevazu; sertlikten, kabalıktan ve insanları incitmekten uzak durmayı da kapsar. Bununla birlikte yumuşak huyluluk, doğruyu söylemekten veya adaleti gözetmekten vazgeçmek anlamına gelmez.
8. Hucurât Suresi, 13. Âyet
Âyetin meali:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, hakkıyla haberdardır.”
Açıklama: İnsanların ırkı, soyu, milleti, zenginliği veya toplumsal konumu onları Allah katında üstün kılmaz. Âyet, gerçek üstünlüğün Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle ilişkili olduğunu bildirir. Bu anlayış, başkalarını küçümsemeyi ve insanları dış görünüşlerine göre yargılamayı reddeder.
9. Necm Suresi, 32. Âyet
Âyetin meali:
“Onlar, küçük günahlar hariç olmak üzere, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınan kimselerdir. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. O, sizi topraktan yarattığı zaman da annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman da sizi en iyi bilendir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın. O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.”
Açıklama: İnsan kendi iyilikleriyle övünerek kendisini kusursuz ilan etmemelidir. Kişi yaptığı iyilikleri Allah’ın lütfu olarak görmeli, hatalarını kabul etmeli ve kendisini başkalarından üstün saymamalıdır. Tevazu, insanın kendi eksikliklerini görmesine ve sürekli kendini düzeltmesine yardımcı olur.
2. Hadis-i Şeriflerde Tevazu
1. Tevazu Göstermenin Değeri
Resûlullah(صَلَّىاللّٰهُعَلَيْهِوَسَلَّمَ ) şöyle buyurmuştur:
“Allah(جَلَّ جَلَالُهُ) için tevazu gösteren kimseyi Allah mutlaka yükseltir.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Birr ve Sıla, 69. hadis (numaralandırma baskılara göre değişebilir).
Açıklama: İnsanların gözünde yükselmek için kibirli davranmak gerekmez. Allah rızası için tevazu gösteren kimse, ahlâkını güzelleştirir. Tevazu, insanın onurunu kaybetmesi değil; hakikati kabul etmesi ve insanlara karşı büyüklük taslamamasıdır.
2. Kalbinde Kibir Bulunan Kimsenin Durumu
Resûlullah (صَلَّىاللّٰهُعَلَيْهِوَسَلَّمَ ) şöyle buyurmuştur:
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”
Bunun üzerine bir adam, insanın elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını sevmesinin kibir sayılıp sayılmayacağını sordu. Resûlullah şöyle cevap verdi:
“Allah(جَلَّ جَلَالُهُ )güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakkı inkâr etmek ve insanları küçümsemektir.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Îmân, 147.
Açıklama: Bu hadis, güzel giyinmenin veya temiz ve bakımlı olmanın kibir olmadığını açıkça ortaya koyar. Kibir, hakikat karşısında direnmek ve insanları hor görmektir. Mümin, güzel görünmeye önem verebilir; ancak bunu başkalarını küçümsemek için kullanmamalıdır.
3. İnsanlara Karşı Tevazu Göstermek
Resûlullah(صَلَّىاللّٰهُعَلَيْهِوَسَلَّمَ ) şöyle buyurmuştur:
“Allah(جَلَّ جَلَالُهُ )bana, birbirinize karşı mütevazı olmanızı bildirdi; öyle ki hiç kimse diğerine karşı övünmesin ve hiç kimse diğerine zulmetmesin.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Cennet, 64. hadis (numaralandırma baskılara göre değişebilir).
Açıklama: Tevazu, insan ilişkilerinde eşitlik, saygı ve adalet anlayışını güçlendirir. Bir insanın zengin veya güçlü olması, ona başkalarını ezme hakkı vermez. Mümin, gücünü başkalarını incitmek için değil, iyilik ve adalet için kullanmalıdır.
4. Allah(جَلَّ جَلَالُهُ) Katında Gerçek Büyüklük
Resûlullah(صَلَّىاللّٰهُعَلَيْهِوَسَلَّمَ ) , Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
“İzzet benim izarımdır, kibriya benim ridamdır. Kim bunlardan biri hakkında benimle çekişirse ona azap ederim.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Birr ve Sıla, 136; ayrıca Sünen-i Ebû Dâvûd, Edeb, 84.
Açıklama: Bu kudsî hadiste, mutlak büyüklük ve ululuğun Allah’a ait olduğu vurgulanır. İnsan, yaratılmış bir kul olduğunu unutmamalı; gücünü, malını veya bilgisini Allah’a karşı büyüklük taslamanın aracı hâline getirmemelidir.
3. Tevazu Sahibi Bir Müslümanın Özellikleri
Kur’ân-ı Kerîm ve sahih hadisler ışığında tevazu sahibi bir Müslüman şu özelliklere sahip olmaya çalışır:
- Kibirden uzak durur. Kendini diğer insanlardan üstün görmez.
- İnsanları küçümsemez. İnsanların maddi durumlarına, mesleklerine veya dış görünüşlerine göre değer biçmez.
- Hakkı kabul eder. Bir konuda yanıldığında hatasını kabul etmekten kaçınmaz.
- Güzel ahlâklı davranır. İnsanlara karşı nazik, saygılı ve adaletli olmaya çalışır.
- Nimetler için şükreder. Sahip olduğu malı, bilgiyi ve başarıyı kendisini üstün görme sebebi yapmaz.
- İyilikleriyle övünmez. Yaptığı iyilikleri başkalarını ezmek veya kendisini yüceltmek için kullanmaz.
- Kusurlarını görmeye çalışır. Kendisini kusursuz saymak yerine hatalarını düzeltmeye gayret eder.
- İnsanlara zulmetmez. Gücünü, makamını veya imkânlarını başkalarına haksızlık etmek için kullanmaz.
- Gösterişten kaçınır. İyiliklerini yalnızca insanların övgüsünü kazanmak amacıyla yapmaz.
- Allah’ın rızasını gözetir. Tevazuyu insanların beğenisini kazanmak için değil, güzel ahlâkın bir gereği olarak benimser.
4. Tevazu ile Ezilmişlik Arasındaki Fark
Tevazu, insanın kendisini değersiz görmesi veya haksızlık karşısında susması demek değildir. Mümin, alçak gönüllü olurken aynı zamanda onurunu korur, hakkını arar ve adaletten yana tavır alır.
Kibirli insan başkalarını küçümser; tevazu sahibi insan ise başkalarına değer verir. Bununla birlikte tevazu, yanlış davranışları onaylamak veya zulme boyun eğmek anlamına gelmez.
İslam ahlâkında asıl olan, insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı adaletli olmasıdır. İnsan, sahip olduğu özelliklerle övünmek yerine bunları hayırlı işler için kullanmalıdır.
Sonuç: Tevazu, Güzel Ahlâkın Temelidir
Kur’ân-ı Kerîm, insanı böbürlenmekten, kendini üstün görmekten ve başkalarını küçümsemekten sakındırır. Sahih hadislerde de Allah için tevazu gösteren kimsenin derecesinin yükseltileceği, kibrin ise hakikati reddetmek ve insanları küçümsemek olduğu bildirilir.
Müslüman, hayatının her alanında tevazuyu gözetmelidir. Ailesine, komşularına, arkadaşlarına ve toplumdaki bütün insanlara karşı saygılı davranmalı; malı, makamı, bilgisi veya başarısıyla kimseyi küçük görmemelidir.
Unutulmamalıdır ki insanın gerçek değeri, başkalarına üstünlük taslamasında değil; imanında, güzel ahlâkında, adaletinde ve Allah’a karşı sorumluluk bilincindedir.
Allah’ım! Kalplerimizi kibirden, gösterişten ve kendimizi başkalarından üstün görmekten arındır. Bizlere tevazu, güzel ahlâk, merhamet ve adalet nasip eyle. Bizi sözünde ve davranışlarında samimi, Sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan kullarından eyle. Âmin.