Hz. Nûh Aleyhisselâm: Sabrın, Tebliğin ve Allah’a Teslimiyetin Muhteşem Örneği

Hz. Nûh Aleyhisselâm: Sabrın, Tebliğin ve Allah’a Teslimiyetin Muhteşem Örneği
12.01.2026 14:56 | Son Güncellenme: 12.01.2026 15:23
54
A+
A-

Hz. Nûh Aleyhisselâm: Sabrın, Tebliğin ve Allah’a Teslimiyetin Muhteşem Örneği

Kur’ân-ı Kerîm’de ismi en çok zikredilen peygamberlerden biri olan Hz. Nûh (a.s.), aynı zamanda ülü’l-azm (azim ve kararlılık sahibi büyük peygamberler) arasında yer alır. Kendisine tam 950 yıl kavmi arasında tebliğde bulunma görevi verilmiş, buna rağmen çok az kişi ona iman etmiştir. Bu uzun süre, insanlık tarihinin en çarpıcı sabır ve metanet örneklerinden biridir.

Allah Teâlâ, Ankebût Suresi 14. ayet’te şöyle buyurur:

«Andolsun ki, Nûh’u kavmine gönderdik de o, aralarında dokuz yüz elli sene kaldı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.»

Bu kadar uzun bir tebliğ dönemi boyunca Hz. Nûh, gece gündüz, gizli ve açık bir şekilde kavmini Allah’ın birliğine davet etti. Nûh Suresi baştan sona onun bu mücadelesini ve duasını anlatır. Peygamberimizin ümmetine örnek gösterilen şu yakarışı ne kadar etkileyicidir:

«Rabbim! Doğrusu ben kavmime gece gündüz (senin birliğini) anlattım. Fakat benim davetim, onların ancak kaçmalarını artırdı. Gerçekten ben, onları senin bağışlaman için her çağırdığımda, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.» (Nûh, 71/5-7)

Kavmi ona hep aynı itirazları yaptı:
«Bu ancak sizin gibi bir beşerdir!» (Hûd, 11/27)
«Bu da ancak sizin gibi bir insan! Fakat size üstünlük kurmak istiyor…» diyerek onu reddettiler.

Fakat Hz. Nûh hiçbir zaman ümidini yitirmedi, asla ümitsizliğe kapılmadı. Allah’a tam bir tevekkül ile şöyle dua etti:

«Rabbim! Beni ve ailemi kurtar, beni ve mü’minleri bağışla!» (Şuarâ, 26/117-118 benzeri dualar)

En sonunda Allah’ın emriyle gemi yapıldı. Tufan geldiğinde Nûh’un oğlu bile iman etmediği için gemiye binmedi. İşte o anki hüzünlü ama teslimiyet dolu sesleniş:

«Yavrucuğum! Bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!» (Hûd, 11/42)

Fakat oğul: «Ben dağa sığınırım, beni sudan korur» dedi ve dalgalar arasında kayboldu. İşte o anda Hz. Nûh’un yüreği parçalansa da Rabbine yönelişi muhteşemdir:

«Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette haktır…» (Hûd, 11/45)
Allah ona: «Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir amel işledi. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme…» buyurdu. (Hûd, 11/46)

Bu olay bize gösterir ki; akrabalık bağı bile iman bağı kadar güçlü değildir. Kurtuluş iman iledir, nesep ile değil.

Tufandan sonra Allah şöyle buyurdu:

«Biz, Nûh’u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemler için bir âyet/ibret kıldık.» (Ankebût, 29/15)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de çeşitli vesilelerle Hz. Nûh’tan bahsetmiş ve onun sabrını ümmetine örnek göstermiştir. Ünlü bir hadiste zorluklara karşı sabır konusunda şöyle buyurmuştur (mana olarak):

«En şiddetli belâlara en çok maruz kalanlar peygamberlerdir, sonra sırasıyla salih kimselerdir…» (Tirmizî, Zühd)

Hz. Nûh’un 950 yıllık tebliğ mücadelesi, günümüz Müslümanlarına çok şey anlatır:

  • Hak sözü söylemekten yorulmamak
  • Çoğunluğun reddetmesi karşısında yılmamak
  • En yakınlarımız bile karşı çıksa doğruyu terk etmemek
  • Sonuç ne olursa olsun Allah’a teslim olmak

Rabbimiz, Nûh Suresi’nin sonunda bize onun muhteşem duasını öğretir ki, hâlâ okunacak en güzel dualardandır:

«Rabbim! Beni, anne-babamı, mü’min olarak evime girenleri, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla. Zalimleri ise ancak helâklarını artır!» (Nûh, 71/28)

Allah’ım! Bize de Hz. Nûh gibi uzun soluklu bir sabır, kararlı bir tebliğ aşkı ve tam bir teslimiyet nasip eyle. Bizleri onun gemisine binenlerden, onun duasından nasiplenenlerden eyle. Âmin.