Dıhye el-Kelbî (r.a.): Ashabın En Güzel Siması ve Cebrail’in Suretine Büründüğü Sahabi

Dıhye el-Kelbî (r.a.): Ashabın En Güzel Siması ve Cebrail’in Suretine Büründüğü Sahabi
15.01.2026 12:31 | Son Güncellenme: 15.01.2026 22:05
25
A+
A-

Dıhye el-Kelbî (r.a.): Ashabın En Güzel Siması ve Cebrail’in Suretine Büründüğü Sahabi

Hz. Dıhye bin Halife el-Kelbî (radıyallahu anh), sahabe arasında hem imanı, hem cömertliği hem de eşsiz güzelliğiyle tanınan önemli bir şahsiyettir. Kelb kabilesine mensup olan bu sahabe, ticaretle uğraşan zengin ve kibar bir kimseydi. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’i daha Müslüman olmadan önce sever, ticaret yolculuklarından döndüğünde O’nu ziyaret eder ve hediyeler getirirdi.

En meşhur özelliği ise, Cebrail aleyhisselamın vahiy getirirken çok defa onun suretine girmesidir. Bu durum, sahabelerin sıkça karşılaştığı bir mucize idi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde bu açıkça belirtilmiştir:

  • Cebrâil (a.s.) çoğu zaman Dıhye el-Kelbî suretinde gelirdi.
    (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr, 42; Müslim, Fezâil, 87 – anlamıyla birlikte rivayetler)

Başka bir rivayette Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle der: Dıhye, ashâbın en güzeliydi; iri cüsseli ve beyaz tenliydi. Bu güzellik o kadar belirgindi ki, sahabeler vahiy meleğini gördüklerinde çoğu zaman “Dıhye geldi” sanırlardı.

Bir olayda Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Benî Kureyza’ya doğru giderken sahabelere rastladı ve sordu:
“Size kimse uğramadı mı?”
Onlar: “Yâ Resûlallah, Dıhye bin Hâlife el-Kelbî uğradı; eğerli beyaz bir katır üzerindeydi, katırın üzerinde atlastan kadife vardı” dediler.
Efendimiz (s.a.v.) buyurdu:
Bu Cibrîl’dir. Benî Kureyza’ya gönderildi; kalelerini sarsmak ve kalplerine korku salmak için.

(Bu rivayet Taberânî ve Ahmed b. Hanbel gibi kaynaklarda geçer.)

Yine torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r. anhümâ) küçükken Cebrail’i (Dıhye suretinde) görünce “Dıhye dedemiz geldi” diyerek koşmuş, kucağına oturup koynuna ellerini sokmuşlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mahcup olunca Cebrail:
“Yâ Resûlallah, niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma teheccüd kılarken ben onların beşiklerini sallardım ki rahat namaz kılabilsin” buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bazı rivayetlerde Benî Ümeyye’den üç kişiyi üç farklı varlığa benzeterek şöyle buyurmuştur:
Dıhye el-Kelbî Cebrail’e benzer; Urve bin Mes’ud İsa’ya benzer; Abdüluzzâ ise Deccal’e benzer.

Hudeybiye sonrası İslam’ı yayma faaliyetlerinde Hz. Dıhye, Bizans İmparatoru Herakleios’a elçi olarak gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz’in ünlü davet mektubunu takdim etmiş, imparatorla görüşmüş ve İslam’ı anlatmıştır. Bu elçilik görevi onun imanındaki samimiyeti ve cesaretini de gösterir.

Hz. Dıhye (r.a.), Uhud’dan itibaren pek çok gazveye katılmış, Yermük Savaşı’nda kumandanlık yapmış, Suriye fethinden sonra Şam’a yerleşmiş ve Muaviye dönemi civarında vefat etmiştir. Kendisinden yaklaşık 5 hadis rivayet edilmiştir.

Sonuç olarak Hz. Dıhye, hem fiziki güzelliği hem de manevi makamı ile Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sevgisine mazhar olmuş, Cebrail’in (a.s.) suretine bürünme şerefiyle anılan mübarek bir sahabidir. Onun kıssası, sahabe güzelliğinin ve İslam davetinin ne kadar zarif ve etkili olduğunu gösteren en güzel örneklerden biridir. Allah ondan razı olsun.