Bilâl-i Habeşî: İmanın Sesi, Sabrın ve Sadakatin Sembolü
Bilâl-i Habeşî: İmanın Sesi, Sabrın ve Sadakatin Sembolü
İslam tarihinin en dokunaklı ve ilham verici simgelerinden biri olan Hz. Bilâl-i Habeşî (r.a.), kölelikten özgürlüğe, işkenceden ezanın gökleri inleten nağmelerine uzanan bir hayat hikâyesine sahiptir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in müezzini, cennetle müjdelenen sahâbîlerden ve imanın en saf hâliyle yaşandığı bir örnek olarak asırlardır gönüllerde taht kurmuştur.
Hz. Bilâl, Habeşistan asıllı bir köle olarak Mekke’de doğmuş, Ümeyye bin Halef’in kölesiydi. İslam’ı kabul etmesiyle birlikte en ağır işkencelere maruz kaldı. Sırtına kızgın kumlar döküldü, ağır taşlar konuldu, ama o sadece “Ahad, Ahad” (Allah birdir) diyerek imanından dönmedi. Bu sabrı gören Hz. Ebû Bekir (r.a.), onu satın alıp âzad etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise onun hakkında şöyle buyurmuştur:
“Ebû Bekir efendimizdir; efendimizi (Bilâl’i) âzad etmiştir.”
(Buhârî, Fedâilü’s-Sahâbe)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Bilâl’i çok sever, koluna girip birlikte yürürdü. Bir keresinde ona hitaben:
“Bu gece cennette, önümde senin pabuçlarının tıkırtısını duydum.” buyurmuş ve hangi ameliyle bu makama ulaştığını sormuştu. Hz. Bilâl de her abdestten sonra nafile namaz kıldığını söylemişti.
(Buhârî, Teheccüd; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe)
Başka bir hadiste ise onun cennet ehli oluşu şöyle müjdelenmiştir:
“Ben Arapların, Suheyb Rumların, Selman Farsların, Bilâl de Habeşlilerin ilk olarak cennete girenleriyiz.”
(Tirmizî ve benzeri rivayetler)
Hz. Bilâl’in en büyük özelliği, ezan okumasıdır. Sabah ezanına “es-Salâtü hayrun mine’n-nevm” (Namaz uykudan hayırlıdır) ibaresini eklemesi üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Bilâl, bu ne güzel söz!” diyerek onay vermiştir.
Mekke’nin fethinde Kâbe’nin damına çıkıp ezan okuması, İslam’ın zaferinin en güçlü sembollerinden biri olmuştur.
Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra Medine’de kalamayan Hz. Bilâl, Şam’a yerleşti. Yıllar sonra bir rüya üzerine Medine’ye dönüp ezan okuduğunda, sahâbeler gözyaşlarına boğuldu. “Muhammeden Resûlullah” derken sesi titredi, boğazı düğümlendi. Bu, onun son ezanı oldu. 641 yılında Şam’da vefat ettiğinde, son sözleri “Vatarabâh” (Oh ne tatlı, ne hoş) idi; Rabbine kavuşmanın sevinciyle göçtü.
Hz. Bilâl-i Habeşî, teninin rengi siyah olsa da kalbi kar gibi ak bir insandı. Kölelik zincirlerini imanla kıran, işkencelere “Ahad” diyerek göğüs geren, ezanıyla milyonları Allah’a çağıran bu büyük sahâbî, bugün hâlâ müezzinlerin piri, sabrın ve tevazunun timsali olarak anılmaktadır.
Onun hayatı bize şunu öğretir: İman, makam-mevki tanımaz; ten rengi, soy sop bilmez. Üstünlük ancak takva iledir. (Hucurât, 13)
Allah ondan râzı olsun, şefaatine nail eylesin. Âmin.