Harût ve Mârût: Kur’ân-ı Kerîm’de Sihir, Hz. Süleyman’a Atılan İftira ve İmtihan

Harût ve Mârût: Kur’ân-ı Kerîm’de Sihir, Hz. Süleyman’a Atılan İftira ve İmtihan
27.10.2026 01:25 | Son Güncellenme: 27.10.2026 01:26
48
A+
A-

Harût ve Mârût: Kur’ân-ı Kerîm’de Sihir, Hz. Süleyman’a Atılan İftira ve İmtihan

Harût ve Mârût, Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Sûresi’nin 102. âyetinde adı geçen iki melektir. Bu âyet, şeytanların Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) saltanatı hakkında uydurdukları yalanları, insanlara sihir öğretmelerini ve Harût ile Mârût’un bir imtihan vesilesi olmalarını açıklar.

Harût ve Mârût Hakkındaki Âyet

Bakara Sûresi, 102. âyet

“Onlar, Süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: ‘Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!’ demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar, Allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi öğreniyorlardı. Elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!”

Şeytanların Hz. Süleyman’a Attığı Sihirbazlık İftirası

Bakara Sûresi’nin 102. âyetinde, şeytanların Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) saltanatı hakkında yalanlar uydurdukları ve insanların bu yalanlara uydukları bildirilir. Âyet, Hz. Süleyman’ın kâfir olmadığını, aksine inkâr edenlerin şeytanlar olduğunu açıkça ortaya koyar.

Buna göre Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) saltanatını sihirle ilişkilendiren ve onu sihirbaz gibi gösteren iddialar, Kur’ân’ın bildirdiği hakikatle bağdaşmaz. Hz. Süleyman Allah’ın peygamberidir. Şeytanların sihirle ilgili faaliyetleri ona isnat edilemez.

Âyet, şeytanların insanlara sihir öğretmelerini de inkârla ilişkilendirir. Böylece sihir öğrenmenin ve onu insanlara zarar vermek amacıyla kullanmanın tehlikesine dikkat çeker.

Harût ve Mârût’un İmtihan Vesilesi Olması

Âyette Harût ve Mârût’un insanlara bir şey öğretmeden önce onları uyardıkları bildirilir:

“Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!”

Bu uyarı, Harût ve Mârût’un söz konusu olayda bir imtihan vesilesi olduklarını gösterir. İnsanlar, karşılarına çıkan imkânlar karşısında doğruyu seçmek ve inkâra götüren davranışlardan uzak durmakla yükümlüdür.

Âyetin devamında, bazı insanların bu iki melekten öğrendikleri bilgileri karı ile kocanın arasını ayırmak için kullandıkları bildirilir. Ancak Allah’ın izni olmadıkça bu yolla hiç kimseye zarar veremeyecekleri de açıkça belirtilir.

Bu ifade, Allah’ın kudretinin her şeyin üzerinde olduğunu ve hiçbir şeyin O’nun izni dışında gerçekleşemeyeceğini ortaya koyar. İnsanların arasını bozmak, aileleri dağıtmak ve başkalarına zarar vermek amacıyla sihre yönelmek ise âyette kınanan davranışlardandır.

Sihir Hakkında Sahih Hadis

Ebû Hüreyre’den (رَضِيَ ٱللَّٰهُ عَنْهُ) rivayet edildiğine göre Resûlullah (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) şöyle buyurmuştur:

“Helâk edici yedi şeyden kaçının!”

Sahâbîler, “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Resûlullah (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) şöyle buyurdu:

“Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş günü düşmana karşı savaşmaktan kaçmak ve hiçbir şeyden habersiz, iffetli mümin kadınlara zina isnadında bulunmak.”

Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 6857; Sahîh-i Müslim, 89.

Bu sahih hadis, sihrin helâk edici büyük günahlardan olduğunu bildirir. Bakara Sûresi’nin 102. âyetiyle birlikte değerlendirildiğinde, sihirden uzak durmanın ve onu başkalarına zarar vermek amacıyla kullanmamanın önemi anlaşılır.

Sihirden Allah’a Sığınmak

Felak Sûresi, 1-5. âyetler

“De ki: Sabahın Rabbine sığınırım,

Yarattığı şeylerin şerrinden,

Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,

Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”

Felak Sûresi, kötülüklerden Allah’a sığınmayı öğretir. Düğümlere üfleyenlerin şerrinden Allah’a sığınmayı bildiren âyet, sihirle ilişkilendirilen kötülüklerden korunma bakımından önemlidir.

Sihir Hakkında Tâhâ Sûresi’ndeki Âyet

Tâhâ Sûresi, 69. âyet

“Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Onların yaptıkları, sadece bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”

Bu âyet, Hz. Mûsâ’nın (aleyhisselâm) kıssasında yer alır ve sihirbazların yaptıklarının Allah’ın kudreti karşısında üstün gelemeyeceğini bildirir.

Sonuç

Kur’ân-ı Kerîm’in Bakara Sûresi 102. âyeti, şeytanların Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) saltanatı hakkında yalanlar uydurduklarını ve insanlara sihir öğrettiklerini bildirir. Âyet, Hz. Süleyman’ın kâfir olmadığını, inkâr edenlerin şeytanlar olduğunu açıkça belirtir.

Harût ve Mârût ise insanları uyaran ve bir imtihan vesilesi olan iki melek olarak anılır. Âyet, sihir yoluyla karı ile kocanın arasını ayırmaya çalışanların davranışını kınar ve Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar verilemeyeceğini bildirir.

Peygamber Efendimizin (صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) sahih hadisinde de sihir, helâk edici büyük günahlar arasında sayılmıştır. Müminin görevi sihirle uğraşmak değil; Allah’a iman etmek, O’na sığınmak, insanlara zarar vermekten kaçınmak ve Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliğine bağlı kalmaktır.