Şeyh-i Ekber’in Satırlarında Görünmez Orduların Lideri: Süleymanî Miras ve Mehdi
Şeyh-i Ekber’in Satırlarında Görünmez Orduların Lideri: Süleymanî Miras ve Mehdi
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin eserlerinde bu ruhanî hükümranlık ve Süleymanî meşrep konusu popüler yorumlardaki gibi hayal ürünü iddialarla değil, tasavvuf ontolojisi (varlık bilimi) ve doğrudan metinler üzerinden temellendirilir.
Şeyh-i Ekber’in bu meseleyi bizzat kendi satırlarında nasıl işlediğini, ana kaynakları ve orijinal ifadeleri üzerinden şu şekilde görebiliriz:
1. El-Fütûhâtü’l-Mekkiyye (366. Bölüm / Bâb)
İbnü’l-Arabî’nin ahir zamanı, velayet hiyerarşisini ve Hz. Mehdi’yi en detaylı anlattığı yer el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’nin 366. Bölümüdür. Bu bölümün orijinal metninde Hz. Mehdi’nin maddi ordulardan ziyade, Allah’ın lütfettiği ruhanî özellikler ve bir otoriteyle, görünmeyen varlıkların itaatiyle yeryüzüne hükmedeceği açıkça aktarılır.
Hayvanların ve Cinlerin Dilini Bilmesi (Süleymanî Vasıf)
Metinde Hz. Mehdi’nin, Yüce Allah’ın lütfettiği özelliklerle tıpkı Hz. Süleyman gibi ruhanî varlıkların diline ve tabiatın sırlarına vakıf olduğu, adaletinin cinler alemini de kapsadığı doğrudan şu ifadelerle belirtilir:
“O, Allah’ın izniyle doğru yolu bulmuş (râşid) bir halifedir. Hayvanların dilini anlar; adaleti bütün insanlara ve cinlere (sekaleyn) ulaşır.“
— Kaynak: el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Cilt 3, Bâb 366Kılıçsız ve Heybetle Fethi (Ruhanî Güç)
Ona ruhanî varlıkların ve gayb ordularının eşlik ettiğini, bu sayede fiziki olarak kan dökmesine gerek kalmadan, Allah’ın lütfettiği o ruhanî heybet ve kalbi cezbe ile dünyayı fethedeceğini söyler:
“Allah onu ruhanî bir güçle destekler… Onun bir kılıcı (tasarrufu) ve İlahi siyaseti vardır. İnsanlar ve onun idaresindeki ruhanî varlıklar ona itaat ederler. O, dinî meselelerde mülkünü kılıçla değil, ruhanî bir heybet ve cezbe ile yürütür; onunla didişen herkes hüsrana uğrar.”
— Kaynak: el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Cilt 3, Bâb 3662. Fusûsu’l-Hikem (Fass-ı Süleymanî / Süleyman Hikmeti Bölümü)
İbnü’l-Arabî, Fusûsu’l-Hikem’de doğrudan Mehdi ismini zikretmese de, ahir zamandaki ruhanî hükümranlığın teorik altyapısını bu eserin “Hz. Süleyman’da Tecelli Eden Rahmanî Hikmet” bölümünde kurar.
Ruhanîlere Hükmetmenin Tasavvufi Sırrı
Şeyh-i Ekber bu eserde, Hz. Süleyman’ın cinlere, rüzgara ve ruhanî alemlere hükmetmesini sağlayan şeyin “nefsindeki mutlak boyun eğiş” ve İlahi isimlerin onun üzerinde mühürlenmesi olduğunu açıklar. Ekberî öğretiye göre, ahir zamanda yeryüzündeki nizamı sağlayacak olan “Kutub” ve “Hatem” (Velayetin Sonu/Mehdi), Allah’ın kendisine lütfettiği bu Süleymanî hikmet ve ruhanî özellikleri tam bir miras olarak devralacaktır. Maddenin manaya, görünür dünyanın görünmez ruhanî aleme boyun eğmesi bu hikmet kanalıyla gerçekleşir.
3. Ankâ-yı Muğrib (Manevi Döngü ve Velayet Sırları)
İbnü’l-Arabî’nin gençlik dönemi eserlerinden olan ve tamamen sembolik, kapalı bir dille yazılan Ankâ-yı Muğrib, “Batıdan doğacak olan güneş” ve “Evliyanın Mührü” (Hatemü’l-Velaye) kavramları etrafında döner.
Eserde, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) batınî (ruhanî) nurunun zaman içindeki döngüsü anlatılırken, ahir zamandaki nihai liderin (Mehdi/Kutub) yeryüzündeki tüm enerjileri, ruhanî varlıkları ve gayb ricalini tek bir merkezde toplayacağı anlatılır. Bu yönüyle eser, ruhanîlerin bir insana (Halifeye) itaat etmesinin kozmik şemasını harf ilmi ve işaretlerle ortaya koyar.Metinlerin Ortak Ortaya Koyduğu Gerçek:
İbnü’l-Arabî kaynaklarında Hz. Mehdi; tankla, tüfekle ya da bilinen klasik krallık usulleriyle değil; Yüce Allah’ın lütfettiği rüzgarlarla, cinlerin itaatiyle, hayvanların dilini bilmesiyle ve gayb ordularının desteğiyle hareket eden evrensel bir figürdür. Bu sıra dışı nitelikler İslam irfanında doğrudan “Süleymanî Saltanat” olarak adlandırılır ve Şeyh-i Ekber’e göre ahir zamanın kapanış perdesinde, madde ile mananın birleştiği o ihtişamlı çağda bu benzersiz yetki ve özellikler Mehdi’ye ruhanî bir lütuf olarak kalacaktır.