Hızır Aleyhisselam: Kur’an’daki Salih Kul ve Ledün İlmi Sahibi
Hızır Aleyhisselam: Kur’an’daki Salih Kul ve Ledün İlmi Sahibi
Hızır Aleyhisselam, İslam tarihindeki en çok merak edilen şahsiyetlerden biridir. Kur’an-ı Kerim’de ismi açıkça zikredilmez, ancak Kehf Suresi 60-82. ayetlerde Hz. Musa Aleyhisselam ile yaşadığı olay detaylı olarak anlatılır. Bu kıssada kendisinden “katımızdan kendisine rahmet ve ilim verdiğimiz kullarımızdan bir kul” (Kehf, 65) diye söz edilir. Sahih hadisler ve tefsirlerin büyük çoğunluğu bu zatın Hızır Aleyhisselam olduğunu belirtir.
Hızır isminin anlamı “yeşil” demektir. Rivayetlere göre, kuru ve otsuz bir yere oturduğunda oranın yeşermesi, bitkilerin dalgalanması nedeniyle bu isimle anılmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususu şöyle ifade buyurmuştur:
- Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetle:
“Hızır otsuz, kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.”
(Buhârî ve Müslim’de benzer ifadelerle nakledilir.)
Başka bir rivayette:
“O (Hızır), her nerede namaz kılsa orası baştan başa yeşillik olur.”
(Bu da sahih hadis kaynaklarında geçen tariflerdendir.)
Hz. Musa ile Hızır’ın yolculuğu, zahir ilim (şer’i hükümler) ile ledün ilmi (Allah’ın doğrudan verdiği özel ilim) arasındaki farkı açıkça gösterir. Hz. Musa Aleyhisselam peygamber olmasına ve zahir ilmin en üst seviyesinde bulunmasına rağmen, Hızır’ın yaptığı işlerin hikmetini anlayamamış ve sabredememiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kıssayı sahabelere anlatırken şöyle buyurmuştur:
- Übey b. Kâ’b (r.a.)’dan gelen meşhur hadiste (Buhârî, Müslim):
Hz. Musa: “İnsanların en âlimi kimdir?” diye sorunca Allah Teâlâ: “Kullarımızdan bir kul” (Hızır) buyurur. Hz. Musa onu bulur ve beraber yolculuğa çıkar. Hızır şart koşar:
“Eğer benimle olacaksan, bana hiçbir şey sormayacaksın, ben sana açıklamasını yapıncaya kadar.”
Yolculukta şu olaylar yaşanır:
- Gemi delinir.
- Bir çocuk öldürülür.
- Bir duvar ücretsiz onarılır.
Hz. Musa her defasında itiraz eder. Sonunda Hızır ayrılırken hikmetleri açıklar (Kehf, 79-82):
- Gemi fakir kimselere aitti. İleride her gemiyi zorla alan bir kralın eline geçmesin diye delindi ki kurtulabilsinler.
- Çocuk ileride anne-babasına isyan edecek, büyük bir küfür ve zulüm işleyecekti. Allah onlara daha hayırlı, temiz bir evlat vermeyi diledi.
- Duvar iki yetim çocuğa aitti. Altında babalarından kalan bir hazine vardı. Babaları salih biriydi. Allah, o çocukları büyüyünceye kadar korumak için duvarı onardı ki hazineye ulaşsınlar.
Hızır şöyle der:
“Ben bunu kendiliğimden yapmadım. İşte Rabbinin rahmeti budur.” (Kehf, 82)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kıssayı yorumlarken buyurur:
“Allah Musa’ya rahmet etsin, sabretseydi Allah bize onların haberlerinden daha fazlasını anlatırdı.”
(Buhârî, Enbiyâ bölümü)
Hızır’ın kimliği konusunda âlimlerin görüşleri
- Çoğunluk (Ehl-i Sünnet âlimlerinin büyük kısmı), Hızır’ın nebî olduğunu söyler; çünkü yaptığı işler vahye dayalı hikmet içerir ve Hz. Musa ondan ilim talep etmiştir.
- Bazı âlimler ise veli olduğunu, Allah’ın doğrudan ilim verdiği salih bir kul olduğunu belirtir.
Önemli bir nokta: Hızır’ın kıyamete kadar yaşadığına, hala yeryüzünde dolaştığına dair sahih bir ayet veya hadis yoktur. Kur’an-ı Kerim’de açıkça buyurulur:
“Senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik.” (Enbiyâ, 34)
Bu âyet, peygamberler dâhil hiçbir insana dünyevî ebedî hayat verilmediğini bildirir.
Hızır kıssası bizlere şu dersleri verir:
- Her görünenin arkasında Allah’ın bir hikmeti vardır.
- Zahirde anlaşılmayan işlerin batınında rahmet gizlidir.
- İlmin her çeşidi Allah’tandır; sabır ve edep ilmin kapısını açar.
Allah bizlere hem zahir hem batın ilim nasip etsin. Âmin.