Zeyd bin Hârise (r.a.): Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Sevgili Evlatlığı ve Fedakâr Sahabesi

Zeyd bin Hârise (r.a.): Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Sevgili Evlatlığı ve Fedakâr Sahabesi
25.01.2026 17:45
123
A+
A-

Zeyd bin Hârise (r.a.): Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Sevgili Evlatlığı ve Fedakâr Sahabesi

Zeyd bin Hârise (r.a.), İslam tarihinin en dokunaklı ve örnek hayat hikayelerinden birine sahip sahabedir. Henüz çocuk yaşta esir alınıp köle pazarında satılan bu genç, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şefkat ve merhametiyle tanışmış, azat edilmiş ve manevi evlatlığı makamına yükselmiştir. O, sadakatin, tevekkülün ve Peygamber sevgisinin timsali olmuş bir kahramandır.

Küçük yaşta ailesinden koparılıp esir edilen Zeyd, Mekke’ye getirilmiş ve Hz. Hatice validemizin (r.anha) hediyesi olarak Peygamber Efendimize (s.a.v.) verilmişti. Rasûlullah (s.a.v.), ona köle muamelesi yapmamış; aksine hürriyetini vermiş ve “Sen artık özgürsün, istersen ailene dön, istersen yanımda kal” buyurmuştu. Zeyd bin Hârise ise tereddütsüz şöyle demişti:

“Seni tercih ediyorum, ya Rasûlallah! Senin yanında kalmak istiyorum.”

Bu tercih, onun Peygamber’e (s.a.v.) olan derin bağlılığının ilk nişanesiydi. O andan itibaren Zeyd, Efendimizin (s.a.v.) evinde büyümüş, İslam’ı ilk kabul edenlerden biri olmuş ve “üçüncü Müslüman” şerefine nail olmuştur.

Kur’ân-ı Kerîm’de adı açıkça zikredilen tek sahâbî olması, onun özel konumunu gösterir. Ahzâb Suresi 37. âyette Yüce Allah şöyle buyurur:

وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَاهُ ۖ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي أَزْوَاجِ أَدْعِيَائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا ۚ وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولًا

(Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: “Eşini yanında tut, Allah’tan kork!” diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah, kendisinden çekinmene daha lâyıktı. Nihayet Zeyd ondan (eşinden) ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki, evlâtlıklarının eşlerinden (onlar boşandıktan sonra) mü’minlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir. (Ahzâb, 33/37 – Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)

Bu âyet, hem Zeyd’in (r.a.) Allah katındaki değerini hem de evlatlık âdetinin kaldırılışındaki hikmeti ortaya koyar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Zeyd’i o kadar sevmiş ve güvenmiş ki, ordulara komutan tayin ederken bile onu başa getirirdi. Hz. Âişe validemiz (r.anha) şöyle anlatır: “Resûlullah (s.a.v.), Zeyd’i bir orduyla sefere gönderdiğinde mutlaka onu kumandan tayin ederdi.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında şöyle buyurmuştur:

“Zeyd, bana insanlar arasında en sevgili gelen kişidir.” (Bazı rivayetlerde “Bana ve Allah’a en sevgili olan” şeklinde geçer.)

Başka bir hadiste de Efendimiz (s.a.v.), Zeyd ile oğlu Üsâme’yi (r.a.) bir arada överek şöyle demiştir: “Bunlar bana en sevgili insanlardır.”

Zeyd bin Hârise (r.a.), Mûte Savaşı’nda İslam ordusunun sancaktarı olarak tayin edilmiş ve şehâdet şerbetini içmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onun şehâdet haberini alınca çok üzülmüş, gözleri yaşarmış ve “Zeyd’im!” diye içli içli ağlamıştır. Bu, onun ne kadar sevilen ve kıymetli bir insan olduğunun en büyük delillerindendir.

Zeyd bin Hârise (r.a.), kölelikten evlatlığa, oradan da sancaktarlığa ve şehâdete uzanan yolculuğunda bize şunu öğretir: Gerçek hürriyet, kalbin Allah ve Rasûlü’ne (s.a.v.) bağlanmasıdır. Sadakat, imtihanlar karşısında dimdik durmaktır. O, “Ben Rasûlullah’ın (s.a.v.) kölesiyim” derken bile en hür insanlardan biriydi.

Rabbim bizlere de onun gibi Peygamber sevgisi, sadakat ve fedakârlık nasip etsin. Âmin.

Zeyd bin Hârise (r.a.)’ya selam olsun; o, Kur’ân’da adı geçen, Peygamber’in (s.a.v.) en sevgili evlatlığı ve cennet gençlerinin önderlerinden biridir.