Üzeyir Aleyhisselam: Kur’an-ı Kerim’deki Yeri ve İbretlik Kıssası
Üzeyir Aleyhisselam: Kur’an-ı Kerim’deki Yeri ve İbretlik Kıssası
Kur’an-ı Kerim’de Üzeyir (a.s.) ismi doğrudan yalnızca bir ayette geçer. Bu ayet, Ehl-i Kitap’ın (özellikle Yahudilerin) bazı sapkın inançlarını eleştirirken zikredilir ve tevhid inancının ne kadar net olması gerektiğini hatırlatır.
Tevbe Suresi 30. Ayet:
“Yahudiler, ‘Üzeyir Allah’ın oğludur’ dediler. Hıristiyanlar da, ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu, onların ağızlarıyla (uydurup) söyledikleri sözleridir. (Böyle söylemekle) daha önce inkâr etmiş olanların sözlerine benziyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!”
Bu ayet, Allah’ın birliğine gölge düşüren her türlü şirk ve iftira iddiasını reddeder. Yahudilerin bir kısmının Üzeyir’i (a.s.) “Allah’ın oğlu” olarak nitelemesi, tıpkı Hıristiyanların Hz. İsa (a.s.) hakkında ileri sürdükleri iddia gibi, Kur’an tarafından kesin bir dille yalanlanır. Bu sözler “ağızlarıyla söyledikleri” bir uydurma olarak nitelenir ve geçmişteki inkârcıların benzer sapmalarına benzetilir.
Kur’an’da Üzeyir (a.s.) ile ilişkilendirilen en önemli kıssa ise Bakara Suresi 259. ayettir (birçok müfessire göre bu olay Üzeyir’e işaret eder):
“Yahut, (şehirlerinden biri) üzerinden geçmiş olan o kimse gibi ki, evleri, duvarları üst üste yıkılmış (harabe olmuş) bir kasabaya uğramıştı. ‘Allah bu (yıkıntıları) ölümünden sonra nasıl diriltecek?’ demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve şöyle dedi: ‘Ne kadar (burada) kaldın?’ O, ‘Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldım’ dedi. Allah şöyle buyurdu: ‘Hayır, sen yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak; hiç bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Bunu) insanları (dirilişe) bir delil kılalım diye (böyle yaptık). Kemiklere de bak, onları nasıl yerli yerince dizer, sonra üzerlerine et giydiririz.’ (Bütün bunları görünce o kişi) gerçeği iyice anlayınca şöyle dedi: ‘Şimdi anladım ki Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.'”
Bu ayet, Allah’ın kudretini gösteren muhteşem bir mucizeyi anlatır: Bir kişi (çoğu tefsire göre Üzeyir a.s.), harabe bir beldeye uğrar, ölümden sonra dirilişten şüphe eder. Allah onu tam 100 yıl ölü bırakır, sonra diriltir. Yiyeceği ve içeceği bozulmadan kalırken, eşeği ise kemikleri dağılmış halde yeniden diriltilir. Bu olay, kıyamet günü bedenlerin yeniden yaratılmasının en çarpıcı delillerinden biridir.
Üzeyir (a.s.) hakkında sahih hadis kaynaklarında (Buhârî ve Müslim’de) doğrudan detaylı bir rivayet bulunmaz. Bazı zayıf veya mevzu rivayetlerde adı geçse de, güvenilir hadis külliyatında (özellikle Buhârî ve Müslim’de) Üzeyir’e dair özel bir hadis yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dönemindeki Yahudilerle ilgili genel hadisler olsa da, Üzeyir özelinde kesin bir metin sahih kaynaklarda yer almaz.
Sonuç ve İbret
Üzeyir (a.s.), Allah’ın bir mucizesi olarak 100 yıl ölü kalıp diriltilmiş, bu olayla Allah’ın kudretini insanlara gösteren bir kul ve muhtemelen bir nebîdir. Ancak Yahudilerin bir kısmının onu aşırı yüceltip “Allah’ın oğlu” demesi, tevhid inancına ağır bir iftiradır. Kur’an bu iddiayı net biçimde reddeder ve Allah’ın hiçbir ortağı, oğlu veya kızı olmadığını vurgular.
Bu kıssa bize şunu öğretir: Allah’ın kudreti sınırsızdır. Ölümden diriliş, kemiklerin toplanıp et giydirilmesi O’na kolaydır. İnsan ne kadar şaşırıp hayret etse de, Allah her şeye kadirdir. Tevhid inancını korumak, her türlü şirk ve aşırı yüceltmeden uzak durmak ise müminin en büyük vazifesidir.
Allah Teâlâ bizleri Kur’an’ın rehberliğinde dosdoğru yola iletsin. Amin.