Zülkarneyn: Kur’ân-ı Kerîm’de Anlatılan Adalet ve Kudret Sahibi Kul
Zülkarneyn: Kur’ân-ı Kerîm’de Anlatılan Adalet ve Kudret Sahibi Kul
Kur’ân-ı Kerîm’de Zülkarneyn’den bahseden kıssa, Kehf Suresi’nin 83-98. ayetleri arasında yer alır. Bu kıssa, Allah’ın bir kuluna verdiği büyük nimetleri, adaleti, tevhid inancını yayma çabasını ve mazlumları koruma gayretini en güzel şekilde ortaya koyar. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) yöneltilen bir soru üzerine bu bilgiler vahiy yoluyla indirilmiştir.
Kehf Suresi 83. ayet ile başlar:
“Sana Zülkarneyn’den soruyorlar. De ki: Size ondan bir öğüt ve hatırlatma okuyacağım.” (Kehf, 83)
Allah Teâlâ, Zülkarneyn’e yeryüzünde büyük bir kudret ve her şeye ulaşacak sebepler vermiştir:
“Gerçekten biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve ona her şeye (ulaşacak) bir yol verdik.” (Kehf, 84)
Zülkarneyn, batıya doğru sefer düzenler ve güneşi kara balçıklı (hamie) bir gözede batıyor gibi bulur. Orada bir kavimle karşılaşır. Allah ona şöyle hitap eder:
“Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın.” (Kehf, 86)
O, adaletle hareket eder:
“Kim zulmederse onu cezalandıracağız. Sonra Rabbine döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandıracaktır. Kim de iman eder ve salih amel işlerse, işte onun için en güzel karşılık vardır. Biz ona kolaylık göstereceğiz.” (Kehf, 87-88)
Sonra doğuya yönelir, güneşi doğarken bulan bir kavim görür ve onlara da doğru yolu gösterir (Kehf, 89-91).
En önemli kısmı ise iki dağ arasına ulaşmasıdır. Orada bir kavim, Ye’cûc ve Me’cûc’ün bozgunculuğundan şikâyet eder ve onlarla aralarına set yapılmasını ister. Zülkarneyn, Allah’ın lütfuyla demir ve bakır eriterek muazzam bir set inşa eder:
“Dediler ki: ‘Ey Zülkarneyn! Ye’cûc ve Me’cûc yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramıza bir set yapman karşılığında sana bir vergi versek olur mu?’
Dedi ki: ‘Rabbimin bana verdiği (imkân) daha hayırlıdır. Siz bana güç (işçi) ile yardım edin, sizinle onlar arasına sağlam bir set yapayım.’” (Kehf, 94-95)
Set tamamlanınca şöyle der:
“Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin belirlediği vakit gelince onu yerle bir edecektir. Rabbimin vaadi haktır.” (Kehf, 98)
Bu kıssa, Zülkarneyn’in adalet, güç ve ilimle donatılmış olması, mazlumları zalimlerden koruması ve her işinde Allah’a dayanıp tevekkül etmesi yönüyle ibretler doludur.
Hadislerde Zülkarneyn kıssasının kendisiyle ilgili doğrudan sahih bir rivayet (Buhârî, Müslim gibi en yüksek derecede kaynaklarda) bulunmamaktadır. Zülkarneyn kıssası Kur’ân’da yeterince detaylı anlatıldığı için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından ayrıca uzun uzadıya açıklanmamıştır. Ancak Ye’cûc ve Me’cûc’ün ahir zamanda çıkacağı, büyük bir fitne ve bozgunculuk çıkaracağı sahih hadislerle sabittir (örneğin Müslim’de Îsâ aleyhisselamın Deccâl’den sonra Ye’cûc-Me’cûc’ün çıkışı anlatılır). Bu da Zülkarneyn’in setinin kıyamete yakın bir zamanda yıkılacağını ve Kur’ân’ın bu vaadinin gerçekleşeceğini gösterir.
Zülkarneyn kıssası bizlere şunu öğretir:
- Allah dilediği kuluna büyük kudret verir ama asıl başarı O’na yönelmek ve adaletle davranmaktır.
- Mazlumun yanında olmak, bozgunculuğu engellemek en yüce amellerdendir.
- Dünyadaki her güç geçicidir; asıl kalıcı olan Rabbimizin vaadidir.
Kehf Suresi’ni okumak, özellikle Cuma günleri bu sureyi okumak büyük fazilet taşır. Bu kıssa da o surede yer alır ve bizlere hem tarihî hem de kıyamet alametleri açısından derin mesajlar verir. Allah bizleri Zülkarneyn gibi adalet sahibi kullarından eylesin. Âmin.