Zikrullah: Kalplerin Huzuru ve Rabbimizin Anılması
Zikrullah: Kalplerin Huzuru ve Rabbimizin Anılması
Zikir, Allah’ı anmak, O’nu hatırlamak, dil ile, kalp ile ve fiillerle O’nu tesbih etmek demektir. Kur’ân-ı Kerim’de zikir, müminlerin en büyük ibadetlerinden biri olarak emredilmiş ve kalplerin ancak Allah’ın zikriyle huzur bulacağı müjdelenmiştir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Bilin ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28)
Bu ayet, zikrin insana verdiği manevi dinginliği en güzel şekilde ifade eder. Günümüzün stres, telaş ve endişe dolu dünyasında kalbin gerçek sükûneti, ancak Rabbini çokça anmakla mümkündür.
Başka bir ayette Rabbimiz şöyle emreder:
“Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” (Bakara Suresi, 152)
Bu ilahi çağrı, zikrin karşılıklı bir muhabbet olduğunu gösterir: Kul Rabbini andıkça, Allah da kulunu rahmetiyle, mağfiretiyle ve lütfuyla anar.
Yine Kur’ân’da:
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. O’nu sabah akşam tesbih edin.” (Ahzâb Suresi, 41-42)
buyurularak, zikrin sürekliliği ve gündelik hayatın her anına yayılması istenmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de zikrin faziletini pek çok hadis-i şeriflerinde vurgulamıştır. Sahih hadis kaynaklarında geçen bazı müjdeler şöyledir:
- “Allah’ı zikreden ile zikretmeyen, diri ile ölü gibidir.” (Buhârî, Daavât)
Bu hadis, zikrin kalbe hayat veren bir nur olduğunu anlatır.
- “Güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlı olan amel, Allah’ı zikretmektir.” (Tirmizî)
- Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim günde yüz defa ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ derse; on köle azat etmiş gibi sevap kazanır, yüz hasene yazılır, yüz günahı silinir ve o gün akşama kadar şeytandan korunur.” (Buhârî ve Müslim)
- Başka bir hadiste: “Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Kim beni gizlice zikrederse, ben de onu gizlice zikrederim.’” (kudsi hadis rivayetleri arasında)
Zikir meclislerinin fazileti de çok büyüktür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Bir topluluk Allah’ı zikretmek için toplanırsa, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar, Allah Teâlâ da onları yanında bulunanlara över.” (Müslim)
Zikir; dilin tesbihi, kalbin huzuru, ruhun gıdasıdır. Sabah-akşam, yolda yürürken, iş yaparken, yatarken bile “Subhânallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber” demek, insanı gafletten korur, günahlara karşı kalkan olur ve cennet yolunda derecesini yükseltir.
Ey iman eden kardeşlerim! Hayatın koşuşturmacasında Rabbimizi unutmayalım. Dilimizle, kalbimizle O’nu analım ki O da bizi rahmetiyle ansın. Zira kurtuluş, ancak Allah’ı çok zikredenler içindir.
“Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Enfâl Suresi, 45)
Allah hepimizi zikr-i daim ehli kılsın. Âmin.