Yetimlere ve Fakirlere Merhamet: Kur’an ve Hadislerin Işığında Bir Çağrı
Yetimlere ve Fakirlere Merhamet: Kur’an ve Hadislerin Işığında Bir Çağrı
İslam dini, toplumun en zayıf ve korumasız kesimleri olan yetimler ile fakirler‘e özel bir önem vermiş, onların haklarını korumayı ve kendilerine iyilik etmeyi en büyük faziletlerden saymıştır. Kur’an-ı Kerim’de defalarca yetim ve yoksullara yardım emredilirken, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hayatı boyunca bu kesimlere en güzel örnek olmuş ve ümmetine onları gözetmeyi vasiyet etmiştir.
Kur’an-ı Kerim, yetim ve fakirleri defalarca anarak gerçek iyiliğin ölçüsünü şöyle belirler:
“Yüzlerinizi doğu ya da batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanan; malını sevdiği halde akrabasına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, dilenenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren; namazı dosdoğru kılıp zekâtı ödeyen; antlaşma yaptığında sözünde duran; sıkıntı, darlık, hastalık ve şiddetli savaş zamanlarında sabredenlerin yaptığıdır.” (Bakara Suresi, 177)
Bu ayet, iyiliğin sadece ibadetlerle sınırlı olmadığını, malın en sevilen kısmını yetimlere ve yoksullara ulaştırmanın gerçek takva olduğunu açıkça beyan eder.
Başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
“Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ‘Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir.’” (Bakara Suresi, 215)
Yetimlerin malına haksızlık etmek ise en ağır günahlardan biri olarak nitelendirilir:
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.” (Nisa Suresi, 10)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise yetimlere ve fakirlere karşı tutumuyla ümmete en güzel örnek olmuştur. Kendisi de yetim büyümüş olan Allah Resulü, bu konuda çok sayıda müjde ve uyarıda bulunmuştur. Sahih hadislerden bazıları şöyledir:
- “Ben ve yetimi kollayıp gözetleyen kimse cennette şöyle beraberce bulunacağız.” (Buhârî, Talâk 25) buyurmuş ve işaret parmağı ile orta parmağını yan yana getirerek aralarını hafifçe açmıştır. Bu, yetime sahip çıkanın Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) cennette en yakın konumda olacağının müjdesidir.
- “Müslümanlar arasında en hayırlı ev; içinde yetime iyi davranılan evdir. Müslümanlar arasında en kötü ev de yetime kötü davranılan evdir.” (İbn Mâce, Edeb, 6)
- “Kim bir yetimi yedirip içirir, himayesine alırsa; affedilmeyecek bir günah işlemediği takdirde Allah onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizî, Birr, 14)
- Bir başka hadiste: “Yetimin başını okşa, fakiri doyur!” buyurarak kalbin katılığından kurtulmanın yolunu göstermiştir.
Yetimlere iyilik etmek, onların başını okşamak, ihtiyaçlarını gidermek, malını korumak ve onları kardeş gibi görmek İslam’ın en temel ahlak kurallarındandır. Fakirlere ve yoksullara yardım ise zekâtın, sadakanın ve infakın en güzel şekillerindendir.
Sonuç olarak, bir toplum ancak yetimlerine ve fakirlerine sahip çıktığı ölçüde Allah’ın rahmetine mazhar olur. Bugün de milyonlarca yetim ve fakir kardeşimiz var. Onlara uzanacak bir el, bir lokma, bir tebessüm; hem onların hem de bizim kurtuluşumuza vesile olabilir.
“Yetimi sakın üzme, senden bir şey isteyeni azarlama!” (Duhâ Suresi, 9-10) emriyle başlayan bu yol, cennete komşu olma fırsatıyla taçlanır.
Allah hepimizi yetim ve fakirlerin hakkını gözeten, onlara merhamet eden kullarından eylesin. Âmin.