Manevi Tedavi ile Maddi Tedavi Birbirinin Tamamlayıcısıdır
Manevi Tedavi ile Maddi Tedavi Birbirinin Tamamlayıcısıdır
İslam’da sağlık ve hastalık konusu, hem bedensel (maddi) hem de ruhsal (manevi) boyutlarıyla ele alınır. Yüce Allah, insanı maddi ve manevi yönleriyle yaratmış; hastalıkları da bu iki boyutta göndermiştir. Tedavi ise bu ikisini ayırmadan, birbirini tamamlayıcı şekilde yapılmalıdır. Modern tıpın sağladığı ilaçlar, ameliyatlar ve bilimsel yöntemler maddi tedaviyi; dua, Kur’an okuma (rukye), sabır, tevekkül ve sadaka gibi yollar ise manevi tedaviyi temsil eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), her iki yolu da bizzat uygulamış ve ümmetine tavsiye etmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de şifa, hem bedensel hem de kalbi (manevi) hastalıklar için zikredilir. Örneğin:
- İsrâ Suresi, 82. ayet:
“Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise ancak zararını artırır.”
Bu ayet, Kur’an’ın manevi şifasını vurgular; kalplerdeki sıkıntılara, korkuya, üzüntüye ve ruhsal hastalıklara devadır. Aynı zamanda maddi şifaya da vesile olabilir. - Yûnus Suresi, 57. ayet:
“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere şifa, müminlere yol gösterici ve rahmet olan Kur’an geldi.”
Burada “gönüllerdeki dertlere şifa” ifadesi, manevi tedavinin önemini gösterir; stres, depresyon, kaygı gibi ruhsal rahatsızlıklara işaret eder. - Şuarâ Suresi, 80. ayet:
Hz. İbrahim (a.s.)’ın duası: “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
Şifanın asıl sahibinin Allah olduğu vurgulanır; bu, maddi tedaviye başvururken bile tevekkülü ve duayı terk etmemeyi öğretir. - Nahl Suresi, 69. ayet:
Bal için: “…Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet çıkar; onda insanlar için şifa vardır.”
Bu, maddi bir tedavi vesilesi (bal gibi doğal ilaçlar) gösterir.
Hadis-i şeriflerde ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.), maddi ve manevi tedaviyi birlikte tavsiye eder:
- “Tedavi olunuz! Çünkü Allah, her hastalığın şifasını yaratmıştır. (İhtiyarlık hariç) Her hastalığa bir şifa vardır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Bu hadis, maddi tedaviye (ilaç, doktor) başvurmayı emreder. - Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in uygulaması: Hastalandığında hem dua eder, hem de rukye (Kur’an okuma) yapar, hem de ilaç kullanırdı. Üç türlü tedavi yöntemi kullandığı rivayet edilir: Kur’an ve dua (manevi), fen/ilaç (maddi) ve diğer tabii yöntemler.
- “Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz. Sadaka her derde devadır.” (Deylemi)
Sadaka, manevi bir tedavi vesilesidir; fakire yardım etmekle dua alınır, manevi destek sağlanır ve hastalık hafifler. - Bir sahabi grubu “Tedavi olalım mı?” diye sorduğunda: “Evet, tedavi olunuz…” buyurmuş ve şifası olmayan tek şeyin ihtiyarlık olduğunu belirtmiştir. (Ahmed b. Hanbel)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), rukye (Fatiha, Felak, Nas gibi surelerle okuma) yapmayı teşvik ederken, aynı zamanda ehil tabibe gitmeyi de emretmiştir. İslam’da şifa Allah’tandır; maddi sebepler (doktor, ilaç) ise vesiledir. Manevi tedavi (dua, Kur’an, sabır) ise kalbi güçlendirir, tevekkülü artırır ve tedavinin tesirini yükseltir. Birini terk etmek eksikliktir.
Sonuç olarak: Maddi tedavi bedeni, manevi tedavi ruhu iyileştirir. İkisi birleştiğinde tam şifa gerçekleşir. Hastalığa yakalandığımızda önce doktora gidip tedaviye başlayalım, aynı zamanda dua ve Kur’an’la Rabbimize yönelelim. Şifa veren yalnız Allah’tır; O’na sığınmak en büyük tamamlayıcıdır.
Allah tüm hastalara acil şifalar versin, kalplerimize ferahlık ihsan eylesin. Âmin.