Kısas: Adaletin ve Hayatın Korunması
Kısas: Adaletin ve Hayatın Korunması
İslam hukukunda kısas, haksız yere cana kıyan veya bedene zarar veren kimseye, işlediği fiilin misliyle karşılık verilmesi ilkesidir. Bu hüküm, hem Kur’ân-ı Kerim’de açıkça yer alır hem de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetinde uygulanmış ve açıklanmıştır. Kısas, intikam duygusunu değil; adaleti, caydırıcılığı ve toplumda hayatın korunmasını hedefler.
Kur’ân-ı Kerim’deki Temel Ayetler
Kur’ân-ı Kerim’de kısas en net şekilde Bakara Suresi‘nde emredilmiştir:
Bakara Suresi 178. Ayet
“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Fakat kime (katilin) kardeşi (maktulün yakını) tarafından bir şey bağışlanırsa, artık örfe uymak ve (diyeti) güzellikle ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için elem verici bir azap vardır.”
Bu ayet, cahiliye dönemindeki kabile intikamcılığını ve katilden başkasının öldürülmesini ortadan kaldırır. Kısasın sadece katille sınırlı olduğunu, affetme ve diyet yolunun açık olduğunu vurgular.
Bakara Suresi 179. Ayet
“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız (takvâ sahibi olursunuz).”
Bu muhteşem ifade, kısasın asıl amacını özetler: Toplumda cinayetlerin önlenmesi, hayatın korunması ve insanların birbirine karşı daha dikkatli, daha sorumlu davranması. Kısas uygulanınca potansiyel suçlular cayar, canlar kurtulur; bu yönüyle “hayat kurtaran” bir hükümdür.
Mâide Suresi 45. Ayet (Önceki semavî dinlerdeki hükmü hatırlatarak)
“Tevrat’ta onlara şöyle farz kılmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (diğer) yaralamalarda da kısas vardır. Kim (kısas hakkını) bağışlarsa, bu onun için günahlarına kefârettir…”
Bu ayet, kısasın adalet ilkesinin evrensel olduğunu gösterir. İslam’da ise affetme teşvik edilerek rahmet boyutu daha da öne çıkarılır.
Hadis-i Şeriflerde Kısas
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kısas hükmünü hem açıklamış hem de bizzat uygulamıştır. İşte bazı önemli hadisler:
Hz. Ebû Şürayh el-Huzâî’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Cinayet veya yaralanma gibi bir cürüme maruz kalan kişi (veya velisi) şu üçünden birini seçer: Ya kısas ister, ya affeder ya da diyet alır.”
Bu hadis, mağdur tarafına üç seçenek sunduğunu gösterir: Kısas (misliyle ceza), af (bağışlama) veya diyet (maddi tazminat). İslam, intikamı değil; adaletle uzlaşmayı ve rahmeti esas alır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde kısasın uygulandığı olaylar da sahih rivayetlerde yer alır. Örneğin, bir Yahudi’nin Müslüman bir kadını öldürmesi üzerine kısas uygulanmıştır. Bu uygulamalar, canların eşitliğini ve adaletin herkese uygulanması gerektiğini gösterir.
Sonuç: Kısasta Hayat Vardır
Kısas, ilk bakışta sert görünebilir; ancak Kur’ân’ın ifadesiyle “hayat”tır. Çünkü:
- Potansiyel katilleri caydırır
- Toplumda güven ve huzuru sağlar
- Affetme ve diyet kapısını açık tutarak rahmeti öne çıkarır
- İntikam duygusunu hukuka bağlar, kabilecilik ve keyfiliği ortadan kaldırır
Allah Resûlü (s.a.v.)’in sünneti ve Kur’ân’ın beyanıyla şekillenen bu hüküm, adaletin en yüksek mertebesidir. Affetmek üstün ahlâktır, ancak adaletsizlik de kabul edilemez. Müslüman, hem hakkını korur hem de affetmeyi tercih edebilecek yüce bir gönle sahip olmaya çalışır.
Allah bizleri kısasta hikmetini idrak eden, adaletle davranan ve affetmeyi seven kullarından eylesin. Âmin.