Kediler ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Merhameti: Hadislerle Kedilere Bakış

Kediler ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Merhameti: Hadislerle Kedilere Bakış
15.01.2026 23:28 | Son Güncellenme: 16.01.2026 16:57
49
A+
A-

Kediler ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Merhameti: Hadislerle Kedilere Bakış

İslam tarihinde kediler, sadece sevimli birer evcil hayvan değil, aynı zamanda temizlik, merhamet ve bereket sembolü olarak özel bir yere sahiptir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), kedilere karşı gösterdiği şefkat ve hoşgörüyle, ümmetine hayvanlara nasıl davranılması gerektiğini en güzel şekilde öğretmiştir. Sahih hadis kaynaklarında (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî gibi) geçen rivayetler, kedilerin necis (pis) olmadığını, ev halkından sayıldığını ve onlara eziyet etmenin büyük vebal olduğunu açıkça ortaya koyar.

En bilinen ve en çok aktarılan hadislerden biri, kedinin artığının temizliğine dair olandır:

“Kedi necis değildir. Çünkü o, aranızda dolaşanlardandır.”
(Ebû Dâvûd, Tahâret 38; benzer rivayetler Tirmizî ve Nesâî’de de geçer)

Bu hadis, Hz. Ebû Katâde’nin (r.a.) yeğeni Kabşe’ye anlattığı bir olayla nakledilir: Abdest suyu hazırlarken bir kedi gelip içer, Hz. Peygamber (s.a.v.) bu suyu kullanır ve kedinin pislik bulaştırmayacağını belirtir. Kedinin evlerde özgürce dolaşması, insanlarla iç içe yaşaması, onun temiz kabul edilmesinin hikmetlerinden biridir.

Başka bir meşhur rivayette ise hayvanlara merhametin önemi vurgulanır:

“Bir kadın, bir kediyi hapsetti; ona yiyecek vermedi, yeryüzünün haşeratından yemesine de izin vermedi. Bu yüzden o kadın cehenneme girdi.”
(Buhârî, Şirb 9, Enbiyâ 50; Müslim, Birr 151 – mealen)

Bu hadis, bir kediye eziyet etmenin, onu aç ve susuz bırakmanın ne kadar büyük bir günah olduğunu gösterir. Aynı şekilde, her canlıya iyilik yapmanın sevap olduğu da başka bir hadiste geçer:

“Her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır.”
(Buhârî – mealen)

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kedisi Muezza’nın hikâyeleri de İslam coğrafyasında asırlardır anlatılır. Rivayete göre bir gün namaz kılarken elbisesinin ucuna yatmış olan kediyi uyandırmamak için cübbesinin bir parçasını kesip öyle kalkmıştır. Başka bir rivayette ise kedisinin su içtikten sonra kalan suyla abdest aldığı, “Onlar en temiz ağıza sahiptirler” buyurduğu aktarılır.

Sahabelerden Hz. Ebû Hureyre’nin (r.a.) lakabı bile “Kedicik Babası” anlamına gelir. Kendisi minik bir kediyi elbisesinin yeninde taşıdığı için bu künyeyi almış, binlerce hadis rivayet eden büyük bir sahabe olmuştur.

Kedilerle ilgili uydurma olduğu belirtilen sözler de vardır; mesela “Kediyi sevmek imandandır” ifadesi sahih kaynaklarda geçmez, âlimler tarafından mevzu (uydurma) kabul edilir. Ancak sahih hadisler yeterince açıktır: Kedi, evin bir parçası gibi görülür, ona eziyet etmek büyük günahtır, temizdir ve merhamet gösterilmeyi hak eder.

Bugün İstanbul’un sokaklarında, cami avlularında özgürce dolaşan kediler, işte bu rahmet mirasının yaşayan şahitleridir. Onları beslemek, sevmek, korumak; Peygamber sünnetine uymak, merhamet halkasını genişletmektir.

“Merhamet et ki merhamet olunasın.”
O halde bir kap su, bir avuç mama… Belki de küçük bir kedi mırmırında, Rabbimizin rahmetinin yankısını duyarız.

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.