İslam’da Savaş ve Barış: Kur’an ve Hadis Işığında Bir Bakış

İslam’da Savaş ve Barış: Kur’an ve Hadis Işığında Bir Bakış
13.01.2026 20:31 | Son Güncellenme: 14.01.2026 12:28
36
A+
A-

İslam’da Savaş ve Barış: Kur’an ve Hadis Işığında Bir Bakış

İslam, kelime anlamı itibarıyla barış ve esenlik dinidir. “Selam” ve “İslam” kökleri aynıdır; Allah’ın isimlerinden biri de es-Selam’dır (barışın kaynağı). Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünneti, barışı esas alır; savaşı ise ancak zulmü ortadan kaldırmak, can-mal-namus güvenliğini korumak gibi zorunlu hallerde meşru görür. Savaş son çare, barış ise her zaman önceliklidir.

Kur’an-ı Kerim’den Barış ve Sulh Ayetleri

Kur’an, barışı teşvik eden pek çok ayetle doludur:

  • “Ey iman edenler! Hep birden barışa (silm’e / İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”
    (Bakara Suresi, 2/208)
  • “Eğer onlar barışa (silm’e) yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Şüphesiz O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.”
    (Enfâl Suresi, 8/61)
    → Bu ayet, düşman barış teklif ettiğinde hemen kabul edilmesi gerektiğini emreder.
  • “Barış yapmak daha hayırlıdır.”
    (Nisâ Suresi, 4/128)
  • “Onlar sizi bırakıp da sizinle savaşmaktan vazgeçer ve barış teklif ederlerse, artık Allah size, onlara karşı bir yol (saldırı izni) vermez.”
    (Nisâ Suresi, 4/90)

Bu ayetler, İslam’ın barışa ne kadar önem verdiğini, hatta üstünlük durumunda bile barış teklifini reddetmemeyi emrettiğini gösterir.

Kur’an-ı Kerim’den Savaşın Meşruiyeti ve Sınırları

Savaş, İslam’da saldırı ve zulme karşı savunma olarak meşru kılınmıştır:

  • “Kendilerine zulmedildikten sonra savaşmalarına izin verilenler vardır. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir.”
    (Hac Suresi, 22/39)
    → İlk savaş izni ayetidir; zulme uğrayan müminlere savunma hakkı tanınır.
  • “Size karşı savaş açanlarla Allah yolunda savaşın. Ama aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”
    (Bakara Suresi, 2/190)
  • “Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.”
    (Bakara Suresi, 2/193)

Savaşın amacı fitne (zulüm, baskı, din özgürlüğünü engelleme) ortadan kalkmasıdır; intikam veya zorla din kabul ettirme değildir.

Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) Hadisler

Hz. Peygamber (s.a.v.), hem barışı hem de savaşın ahlakını öğretmiştir:

  • “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.”
    (Buhârî, Îmân 4-5; Müslim, Îmân 64-65)
    → Barışın temelidir: Kimseye zarar vermemek.
  • “İnsanların arasını düzeltmek (barıştırmak) için yalan söyleyen yalancı sayılmaz.”
    (Buhârî, Sulh 2; Müslim, Birr 101)
    → Barış için fedakârlık teşvik edilir.
  • “Size karşı savaş açılmadıkça, size savaşılmadıkça savaşmayın. Çocukları, kadınları, yaşlıları, mabetlerde ibadetle meşgul olanları öldürmeyin.”
    (Ebû Dâvûd, Cihâd 146; benzer rivayetler)
  • Hudeybiye Antlaşması’nda müşriklerle 10 yıl barış yaptı; üstün olduğu halde savaşı erteledi ve barışı tercih etti.
  • “Ben rahmet peygamberiyim, savaş peygamberi değilim.” anlamında rivayetler de vardır; savaşı rahmetin gölgesinde tutmuştur.

Sonuç

İslam’da barış asıldır, savaş istisnadır. Savaş ancak:

  • Zulme karşı savunma,
  • Din özgürlüğünü koruma,
  • Baskı ve fitneyi kaldırma amacıyla meşrudur.

Barış teklif edildiğinde hemen kabul edilir, antlaşmalara sadakat emredilir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı bunun en güzel örneğidir: Mekke’de 13 yıl sabırla barış yolunu seçmiş, Medine’de ancak saldırılara karşı savaşmıştır. Günümüzde de Müslümanların barışa, adalete ve merhamete öncülük etmesi beklenir.

“Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”