İslam’da Nazar Boncuğu ve Benzeri Hurafeler: Hadislerle Çelişkisi ve Yaygın Örnekler
İslam’da Nazar Boncuğu ve Benzeri Hurafeler: Hadislerle Çelişkisi ve Yaygın Örnekler
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bid’at ve hurafeler konusunda çok kesin bir uyarıda bulunmuştur:
“Her bid’at dalalettir (sapıklıktır), her dalalet de ateştir.”
(Sahih Müslim, Cum’a, 43; Ebû Dâvûd, Sünnet, 5-6)
Bu hadis, dinde sonradan ortaya çıkan, Kur’an ve sahih sünnette herhangi bir delili olmayan her yeniliği sapıklık olarak niteler. Özellikle nazar boncuğu gibi yaygın uygulamalar, korunma gücünü Allah’tan değil nesnelere atfetme tehlikesi taşır ve doğrudan hadislerle çelişir.
Nazar Boncuğu (Mavi Boncuk, Nazarlık) Hakkında Ayrıntılı Açıklama
Çocuklara, bebeklere, evlere, arabalara, kapılara, iş yerlerine nazar değmesin diye mavi boncuk takmak, toplumda çok yaygın bir uygulamadır. Bu, nazarın gerçek olduğu kabul edilse bile, korunma yöntemini yanlış yere yönlendiren bir hurafedir.
Hadislerle Açık Çelişki ve Yasaklar:
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim temîme (nazar boncuğu, nazarlık, muska) takarsa, Allah onun (işini) tamamlamasın.”
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 154-156; Ebû Dâvûd, Tıb, 19 – sahih rivayetler) - Başka bir rivayette:
“Kim bir temîme (nazar boncuğu) veya muska takarsa ve onu kesip atarsa, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.”
(İbn Hibbân, Sahîh; Hakim, Müstedrek – sahih kabul edilen rivayet)
Bu hadisler, nazar boncuğunun takılmasını açıkça yasaklar ve onu hurafeli bir amel olarak görür. Nazarın kendisi haktır; Peygamber (s.a.v.) buyurur:
“Nazar haktır.”
(Müslim, Selâm, 66)
Ancak korunma yolu, nesnelere güç atfetmek değil;
- Felak ve Nâs surelerini okumak,
- “Mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh” demek,
- Allah’a tevekkül etmek ve dua etmektir.
Boncuk, taş, muska veya herhangi bir eşyaya koruma gücü isnat etmek, Allah’tan başkasına güvenmek anlamına gelir ve büyük şirk tehlikesine kapı açar.
Nazar Boncuğu ile Aynı Hükme Giren Diğer Yaygın Hurafeler
Nazar boncuğu gibi nesnelere veya adetlere güç atfeden pek çok uygulama da aynı şekilde bid’at ve hurafe kategorisindedir:
- Türbe ve Yatırlarda Mum Yakmak, Adak Adamak
Mum yakarak veya adak adayarak türbede yatan kişiden medet ummak.
Hadis: “Kabirleri mescid edinenlere Allah lanet etsin.” (Buhârî, Cenâiz, 62; Müslim, Cenâiz, 23-24) - Ağaçlara, Türbelere, Çeşmelere Çaput (Bez) Bağlamak
Dilek için bez bağlayıp dilek dilemek.
Çelişki: Dilek ve yardım sadece Allah’tan istenir. - Loğusa Kadını 40 Gün Yalnız Bırakmamak ve Evden Çıkarmamak
40 gün yalnız kalırsa cinler/şeytan geleceğine inanmak.
Hadis: Korunma Felak ve Nâs sureleri ile olur, belirli sayılara güç atfetmek bid’attir. - İki Bayram Arasında Nikâh Kıyılmaması
Ramazan ile Kurban Bayramı arasında nikâh yapılırsa uğursuzluk getirir diye inanmak.
Hadis: “Uğursuzluk yoktur.” (Buhârî, Tıb, 54) - Camilerin Duvarını, Minberini, Kabir Taşlarını Öpmek
Taş veya duvara hürmet etmek.
Çelişki: Bu, cahiliye döneminden kalma putperestlik kalıntısıdır. - Ölünün Arkasından Günlerce Yüksek Sesle Ağıt Yakmak, Saç-Baş Yoluşturmak
Hadis: “Ölü için yüzünü tırmalayan, elbiselerini yırtan bizden değildir.” (Buhârî, Cenâiz, 37) - Hıdrellez Gecesi Ateş Yakmak, Dilek Kağıdı Yakmak
Eski pagan gelenekleridir.
Sonuç: Gerçek Korunma ve Kurtuluş Yolu
Nazar boncuğu ve benzeri hurafeler, ne kadar yaygın ve iyi niyetli görünse de dinin saflığını bozar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Size iki şey bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve sünnetim. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapmazsınız.”
(Muvatta, Kader, 3)
Her Müslüman şu soruyu sormak zorundadır:
“Bu uygulama, Resûlullah (s.a.v.) ve sahabe döneminde var mıydı? Kur’an ve sahih sünnette delili var mı?”
Cevap “hayır” ise, bu hurafedir ve terk edilmelidir. Nazar, kötülük ve her türlü beladan korunmanın tek yolu Allah’a tevekkül etmek, Kur’an okumak ve sünnete sımsıkı sarılmaktır.
Allah bizleri hurafelerden, bid’atlardan korusun ve Kur’an ile sünnet üzere sabit kılsın. Âmin.