İslam Düşmanları: Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler Işığında Bir Değerlendirme

İslam Düşmanları: Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler Işığında Bir Değerlendirme
22.01.2026 18:02
40
A+
A-

İslam Düşmanları: Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler Işığında Bir Değerlendirme

İslam dini, barış ve adalet üzerine kurulmuş bir inanç sistemidir. Ancak tarih boyunca, İslam’ın yayılmasına ve müminlerin yaşamasına engel olmak isteyen düşmanlar olmuştur. Bu düşmanlar, bazen açıkça savaşan kâfirler, müşrikler veya zalimler şeklinde kendini gösterirken, bazen de içten içe kin besleyen münafıklar olarak ortaya çıkar. Kur’ân-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadisleri, müminlere bu düşmanlara karşı nasıl davranılması gerektiğini öğretir. Bu düşmanlık, sadece fiziksel değil, aynı zamanda inanç ve ahlakî boyuttadır. Allah (c.c.), müminleri uyararak, düşmanlarını tanımalarını ve onlardan sakınmalarını emreder. Aşağıda, bu konuyu Kur’ân ayetleri ve hadislerle destekleyerek ele alacağız.

Kur’ân-ı Kerim’de İslam Düşmanları

Kur’ân-ı Kerim, düşman kavramını sıkça zikreder ve müminlere, Allah’ın düşmanlarını kendi düşmanları olarak kabul etmelerini öğütler. Bu ayetler, düşmanlığın kaynağını şeytan, kâfirler, müşrikler ve zalimler olarak belirler. İşte bazı önemli ayetler:

  • Bakara Suresi, 36. Ayet: “Fakat şeytan, o ağaç yüzünden ikisinin de ayağını cennetten kaydırdı ve içinde bulundukları nimetten onları ayırdı. Biz de onlara: ‘Haydi, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin! Siz orada belli bir zamana kadar kalacak ve ondan faydalanacaksınız’ dedik.”
    Bu ayet, şeytanın insanoğluna karşı olan ebedi düşmanlığını vurgular. Şeytan, İslam’ın en büyük düşmanı olarak tasvir edilir ve müminler ondan sakınmaya çağrılır.
  • Nisâ Suresi, 101. Ayet: “Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.”
    Burada, kâfirlerin müminlere karşı açık düşmanlıkları belirtilir. Bu, İslam’ın temel prensiplerine karşı çıkanların doğal bir tavrı olarak anlatılır.
  • Mümtehine Suresi, 1. Ayet: “Ey iman edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri velîler/dostlar (yöneticiler veya müttefikler) edinmeyin…”
    Bu ayet, Allah’ın düşmanlarını dost edinmemeyi emreder. Allah düşmanları, O’nun dinini tanımayan kâfirler, müşrikler ve zalimler olarak tanımlanır.
  • Mücadele Suresi, 20. Ayet: “Allah’a ve Resulüne düşman olanlar var ya, onlar en alçaklar arasındadırlar.”
    Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) düşmanlık, doğrudan Allah’a düşmanlık olarak kabul edilir.
  • Enfâl Suresi, 60. Ayet: “Ey mü’minler! Düşmanlarınıza karşı bütün imkânlarınızı seferber ederek kuvvet hazırlayın ve beslenmiş, eğitilmiş savaş atları yetiştirin.”
    Bu ayet, düşmanlara karşı hazırlıklı olmayı emreder, ancak bu hazırlık savunma amaçlıdır ve fitneyi önlemeyi hedefler.
  • Bakara Suresi, 120. Ayet: “Sen onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar aslâ senden hoşnut olmazlar.”
    Bu ayet, bazı ehl-i kitabın İslam’a karşı kinini ortaya koyar ve müminleri uyarır.

Kur’ân’da düşmanlık, genellikle kâfirlerin müminlere karşı kin, zulüm ve fitne çıkarmasıyla ilişkilendirilir. Ancak ayetler, müminlerin düşmanlarına karşı adaletten ayrılmamalarını da vurgular. Örneğin, Mümtehine Suresi’nde, düşman olmayan kâfirlere iyilik yapılabileceği belirtilir, ancak düşmanlık yapanlara karşı sakınılması emredilir.

Hadis-i Şeriflerde İslam Düşmanları

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hadislerinde düşmanlık kavramını imanın bir parçası olarak ele alır. Dostluk ve düşmanlık, Allah rızası için olmalıdır (hubb-i fillah ve buğd-i fillah). İşte bazı ilgili hadisler:

  • Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “İman kulplarının en sağlamı, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir (düşmanlık etmek).”
    Bu hadis, İslam düşmanlarına karşı tavrın, imanın bir gereği olduğunu vurgular.
  • Bir kudsi hadiste Allah (c.c.) buyurur: “Kim Benim bir velî kuluma düşmanlık ederse, Ben de ona harp ilân ederim.”
    Bu, Allah’ın dostlarına (müminlere) düşmanlık edenlerin, doğrudan Allah’ın gazabına uğrayacağını belirtir.
  • Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve haset etmeyiniz.”
    Bu hadis, müminler arasında düşmanlık oluşmasını önler, ancak İslam düşmanlarına karşı birleşmeyi teşvik eder.
  • Başka bir hadiste: “Müslümanların dinine düşman olanlar veya sahip oldukları imkân ve nimetlere göz dikmiş olanlar… Sahih İslam’ın düşmanlarıdır.”
    Bu, İslam’ı zayıflatmaya çalışanların düşman olarak görüldüğünü ifade eder.

Hadisler, düşmanlığın şeytanın vesvesesiyle başladığını ve müminlerin buna karşı uyanık olmasını öğütler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Bedir ve Uhud gibi savaşlarda düşmanlara karşı sabır ve hazırlıkla mücadele etmeyi örneklemiştir.

Sonuç: Müminlerin Tavrı

İslam düşmanları, tarih boyunca var olmuş ve var olmaya devam edecektir. Ancak Kur’ân ve Sünnet, müminlere düşmanlara karşı korku değil, hazırlık ve adalet emreder. Düşmanlık, kin ve zulümle değil, İslam’ın yayılması ve korunması amacıyla sınırlıdır. Müminler, Allah’ın düşmanlarını dost edinmemeli, ancak barışa açık olanlara iyilik yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, asıl zafer, iman ve takva ile kazanılır. Allah (c.c.), müminleri düşmanlarının tuzaklarından korusun.