Işık ve Nurun Manevi Yansıması: Hz. Mehdi’ye Güneş Benzetmesi

Işık ve Nurun Manevi Yansıması: Hz. Mehdi’ye Güneş Benzetmesi
08.01.2026 14:34 | Son Güncellenme: 10.01.2026 00:39
41
A+
A-

Işık ve Nurun Manevi Yansıması: Hz. Mehdi’ye Güneş Benzetmesi*

Kur’ân-ı Kerîm, evrenin muhteşem düzeninde ince hikmetler gizlemiştir. Güneş ve ay, bu hikmetlerin en parlak örneklerindendir. Yüce Allah, Yunus Suresi 5. ayette şöyle buyurur: “O ki, güneşi ziya (parlak bir ışık), ayı nur (yansıyan bir aydınlık) kıldı.” Burada güneş için “ziya”, ay için “nur” kelimelerinin seçilmesi tesadüf değildir.

Ziya, ışığın kendi kaynağından fışkıran şiddetli ve yakıcı parlaklığını ifade ederken; nur, daha yumuşak, sükûnet dolu ve yansıyan bir aydınlığı anlatır. Büyük müfessir Elmalılı Hamdi Yazır’ın belirttiği gibi, güneş ışığın asıl kaynağıdır; ay ise bu ışığı güneşten alır ve dünyaya yumuşak bir nur olarak yayar. Bu ilâhî ifade, modern bilimin de doğruladığı bir gerçeğe işaret eder: Güneş kendi enerjisiyle parlar, ay ise güneşin ışığını yansıtır.

Bu kozmik düzen, manevi âlemde de derin karşılıklar bulur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kıyamet alametlerinden biri olarak “güneşin batıdan doğması”nı haber vermiştir (Buhârî, Rikak 39; Müslim, İman 248). Bu hadis-i şerif, literal bir yorumla büyük bir alamettir; ancak müteşabih yönüyle de tevil edilegelmiştir.

Bazı rivayetlerde Hz. Mehdi (a.s.), zulmetleri gideren bir güneş olarak tasvir edilir: “Hz. Mehdi bütün gam ve zulmetleri giderecek güneştir.” (Muhammed b. Resul el-Hüseynî el-Berzencî, Kıyâmet Alametleri, s. 188). Yine başka hadislerde Mehdi’nin batıdan zuhur edeceği belirtilir. Böylece “güneşin batıdan doğması”, manevi bir aydınlığın beklenmedik bir yönden –zulmün yoğunlaştığı batıdan– gelmesine işaret eder: Karanlığı yırtan, bereketli bir yağmur gibi ihsan dağıtan bir nur kaynağı.

Bu benzetme, tasavvuf ve edebiyatımızda da yankı bulmuştur. Büyük âşık Seyyid Nesîmî, Mehdi’yi öven nutkunda şu beyitlerle bu hakikati dile getirir:

Âlem yüzüne saldı ziyâ Âl-i Muhammed Seyfin çâk edüp geldi yine Âl-i Muhammed

Burada “ziyâ” kelimesinin bilinçli kullanımı dikkat çeker: Mehdi, Âl-i Muhammed’in nuruyla âleme güneş gibi ışık saçar. Nesîmî, nakaratlarda “Sad salli ‘alâ mürşidinâ Şâh-ı Velâyet” diyerek Sad Suresi’ne atıf yapar. Sad Suresi 4. ayette, kâfirlerin içlerinden bir uyarıcıya şaşmaları anlatılır: “Bu, yalancı bir sihirbazdır.” Bu, ahir zamanda gelecek kurtarıcının karşılaşacağı tepkilere işarettir.

Aynı surede Adn Cenneti’nin zikredilmesi de mânidardır; zira hadislerde Mehdi, cennet ehlinin efendileri arasında sayılır. Tevrat’ta da benzer tevafuklar görülür: Dünya yaratılmadan önce yedi şeyin yaratıldığı rivayet edilir; bunlar arasında Adn Cenneti ve Mesih/Mehdi’nin adı geçer. “Kralın adı sonsuza dek yaşasın. Güneş durdukça adı var olsun.” (Mezmurlar 72:17’ye yakın ifadeler). Bu, Mehdi’nin adının güneş gibi ebedî bir nur taşıyacağına delil olarak yorumlanır.

Tüm bu işaretler, kâinatta tesadüfün olmadığını gösterir. Güneşin ziyası nasıl karanlığı yırtarsa, Hz. Mehdi de ahir zamanın zulmetini nuruyla aydınlatacak bir güneş gibidir. O, gamları gideren, adaleti tesis eden, kalplere sükûnet veren bir nur kaynağıdır.

Yüce Allah, bu müjdeleri kalplerimize nakşetsin ve o nurun zuhuruna bizi eriştirsin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.