Hidayet: Kalbin Işığı, Allah’ın En Büyük Lütfu
Hidayet: Kalbin Işığı, Allah’ın En Büyük Lütfu
Hidayet, insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran, kalbi hakikate açan, ayakları dosdoğru yola sabitleyen ilahi bir nimettir. O, Allah’ın kullarına bahşettiği en değerli hediyedir; çünkü hidayet olmadan ne dünya ne de ahiret kurtuluşa erer.
Kur’ân-ı Kerim’de hidayet, defalarca zikredilir ve genellikle Allah’ın rehberliği, Kur’ân’ın kendisi ve peygamberlerin tebliğ ettiği yol olarak tarif edilir. Allah Teâlâ buyurur:
Bakara Suresi, 185. ayet
“Ramazan ayı, insanlara bir hidayet rehberi, doğrunun ve eğrinin birbirinden ayrıldığı apaçık deliller olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır…”
Bu ayet, Kur’ân’ın bizzat hidayet kaynağı olduğunu açıkça bildirir. Kur’ân, hak ile bâtılı ayıran furkandır; ona sarılan kurtulur, yüz çeviren ise kendi nefsine zulmeder.
Zümer Suresi, 23. ayet
“Allah, sözün en güzelini; âyetleri (birbirine) benzer, (tekrarlarla) tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yatışır. İşte bu, Allah’ın hidayetidir. Onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah kimi saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”
Burada hidayet, kalbin yumuşaması, ürpermesi ve Allah zikriyle huzur bulması olarak tarif edilir. Gerçek hidayet, kalbin Allah’a yönelmesi ve O’nun kelamıyla sükûnete ermesidir.
Kasas Suresi, 56. ayet
“Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Fakat Allah dilediğini hidayete erdirir. O, hidayete erecek olanları daha iyi bilir.”
Bu ayet, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) bile teselli olur. Hidayet, kulun çabasıyla değil, Allah’ın lütfuyla verilir. Peygamberimiz bile en yakınlarını hidayete kavuşturamadıysa, bizim de kimseyi zorla hidayete erdirmeye gücümüz yetmez; dua eder, tebliğ eder, gerisini Allah’a bırakırız.
Şûrâ Suresi, 52. ayet
“İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu bir nur kıldık; kullarımızdan dilediğimizi onunla hidayete erdiririz…”
Hidayet nurdur; o nur kalbe düştüğünde kişi dosdoğru yolu bulur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hidayeti çokça zikretmiş ve ümmetine bunun kıymetini öğretmiştir:
Resûlullah (s.a.v.) hutbelerinde şöyle buyururdu:
“Bir kimseye Allah hidayet verirse artık onu saptıracak yoktur; Allah’ın saptırdığına da hidayet verecek yoktur. Sözün en hayırlısı Allah’ın Kitabı’dır.”
(Müslim, Cum’a, 45)
Başka bir hadiste:
“Allahım! Senden hidayet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”
(Müslim, Zikir, 72)
Bu dua, her Müslümanın her namazda okuması gereken en güzel dualardan biridir. Çünkü hidayet olmadan takvâ, iffet ve kanaat de olmaz.
Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Allah’ın Kitabı ve sünnetim.”
Hidayet yolları işte bunlardır: Kur’ân ve Sünnet. Onlara sarılan hidayet bulur, uzaklaşan dalâlete düşer.
Ey Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdiğin kullarından eyle. Kalplerimizi Kur’ân nuruyla aydınlat, ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl. Sevdiğin ve razı olduğun kullarından eyle. Bizi ve ailelerimizi, sevdiklerimizi dalâletten koru. Âmin.
Hidayet, Allah’tandır; O’ndan isteriz, O’na sığınırız.