Hac: Allah’ın Daveti ve Kulun En Büyük Kabulü

Hac: Allah’ın Daveti ve Kulun En Büyük Kabulü
12.01.2026 13:43 | Son Güncellenme: 12.01.2026 14:48
24
A+
A-

Hac: Allah’ın Daveti ve Kulun En Büyük Kabulü

Hac, İslam’ın beş şartından biri ve müminin ömründe bir defa olsun yapması farz olan muhteşem bir ibadettir. Bu ibadet, sadece bedensel bir yolculuk değil; aynı zamanda kalbin, ruhun ve tüm varlığın Allah’a tam bir teslimiyetle yönelişi, tevazu, eşitlik ve birliğin en güzel tezahürüdür.

Kur’ân-ı Kerîm’de hac ibadeti birçok yerde açıkça emredilmiş ve detayları beyan edilmiştir. En temel farziyet ifadesi şu ayet-i kerimede yer alır:

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Mekke’deki Kâ’be’dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya giren emniyette olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin o evi ziyaret etmesi (haccetmesi), Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.”
(Âl-i İmrân Suresi, 96-97)

Bu ayetler, Kâbe’nin insanlık tarihinin ilk mabedi olduğunu ve gücü yeten her mümin üzerine hac farz olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.

Haccın nasıl yapılacağı, ihram, tavaf, sa’y ve diğer menâsik ise özellikle Bakara Suresi 196. ayet başta olmak üzere detaylı olarak açıklanır:

“Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman tehlikesi, hastalık gibi sebeplerle) kuşatılırsanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden biri hasta olur veya başında bir rahatsızlığı bulunursa (tıraş olup) fidye olarak ya oruç tutar, ya sadaka verir ya da kurban keser. Güvenlik içinde olduğunuzda ise, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimse, gücünün yettiği bir kurban keser. Kurban bulamayan ise üç gün hacda, döndükten sonra da yedi gün olmak üzere tam on gün oruç tutar. Bu, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çetindir.”
(Bakara Suresi, 196)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde haccın önemini ve faziletini defalarca vurgulamıştır. En meşhur ifadelerden biri Cibril hadisidir:

“İslam nedir?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.):
“– İslam; Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Beytullah’ı ziyaret (hac) etmendir.” buyurmuştur.
(Buhârî, Îmân 1; Müslim, Îmân 1)

Başka bir hadiste ise haccın sevabı şu şekilde müjdelenmiştir:

“Kim Allah için hacceder de (bu sırada) kötü söz ve fiillerden ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, (kul hakkı dışında) annesinin onu doğurduğu gündeki gibi (günahlardan arınmış olarak) döner.”
(Buhârî, Hac 4; Müslim, Hac 438)

Yine kabul olunmuş bir haccın ne kadar büyük bir mükâfat olduğunu şu hadiste görüyoruz:

“Amellerin hangisi daha faziletlidir?” diye sorulunca:
“– Allah’a ve Rasûlüne iman etmek.” buyurdu.
“Sonra hangisidir?”
“– Allah yolunda cihad.”
“Sonra hangisidir?”
“– Kabul olunmuş hacdır.” buyurdular.
(Buhârî, Hac 4; Müslim, Îmân 135)

Hac aynı zamanda tüm insanlığın eşitliğini en çarpıcı şekilde gösterir: Zengin-fakir, siyah-beyaz, doğulu-batılı herkes aynı ihramla, aynı Arafat’ta, aynı telbiye ile Allah’ın huzurunda durur. Bu yönüyle hac, sadece bir ibadet değil; aynı zamanda dünya barışının, kardeşliğin ve tevhidin sembolüdür.

Ey Rabbimiz! Bizi haccı eda edebilen, makbul hac yapan kullarından eyle. Hac ibadetimizi kabul buyur ve bizleri annelerimizin bizi doğurduğu gün gibi tertemiz olarak döndür. Âmin.

Hac yolcularına selam ve dualar…
Lebbeyk Allahümme lebbeyk…