Gıybet, İftira ve Yalancı Şahitlik: İslam’da Büyük Günahlar
Gıybet, İftira ve Yalancı Şahitlik: İslam’da Büyük Günahlar
İslam dininde dilin korunması, en önemli ahlaki meselelerden biridir. Gıybet, iftira ve yalancı şahitlik; kul hakkı yemenin, kardeşlik bağlarını koparmanın ve toplumu zehirlemenin en ağır yollarıdır. Bu üç günah, Kur’ân-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde şiddetle yasaklanmış, büyük günahlar arasında sayılmıştır.
Gıybet (Arkadan Çekiştirme, Dedikodu)
Gıybet; bir kimsenin gıyabında (yokluğunda), hoşlanmayacağı bir kusurunu veya özelliğini başkalarına anlatmaktır. Doğru olsa bile gıybettir; yanlışsa iftiraya dönüşür.
Kur’ân-ı Kerim’de bu konuda en net yasak Hucurât Suresi 12. ayettedir:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
Bu ayet, gıybeti ölü kardeşinin etini yemek kadar iğrenç ve tiksindirici bir fiil olarak tasvir eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de gıybetin tanımını şöyle yapmıştır:
Bir sahâbî: “Ya Resûlallah! Bir kimsenin arkasından söylediğimiz şey onda varsa?” diye sorunca, Efendimiz (s.a.v.):
“Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun; yoksa ona iftira etmiş olursun.” buyurmuştur. (Müslim, Birr, 70)
Başka bir hadiste ise gıybetin zinadan daha ağır olduğu belirtilir:
“Gıybetten sakının; çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina edip tövbe eder de bir daha yapmazsa, Allah onun tövbesini kabul eder. Ancak gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, Allah katında da affedilmez.” (rivayetler arasında benzer anlamlar)
Gıybet, kul hakkı doğurur; affı ancak helalleşmekle mümkündür.
İftira (Asılsız Suçlama, Bühtan)
İftira; bir kimseye onda olmayan bir kusur, suç veya kötülük isnat etmektir. En ağır şekli namus ve iffet üzerine atılan iftiradır (kazf).
Kur’ân-ı Kerim’de iftira şiddetle lanetlenir. Özellikle Nûr Suresi 23. ayet:
“Hiçbir şeyden haberi olmayan hür, namuslu, inanmış kadınlara iftira edenlere, dünyada da lanet edilmiştir, âhirette de ve onlaradır pek büyük azap.”
Başka bir ayette:
“Kim bir hata yapar veya günah işler de sonra onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisâ, 4/112)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“En büyük iftiralar, bir kimsenin babasından başkasına neseb iddiasında bulunması, görmediği rüyayı gördüğünü iddia etmesi ve Resûlullah’ın söylemediği bir sözü ona nisbet etmesidir.” (Buhârî, Menâkıb, 5)
İftira, hem yalan hem de kul hakkıdır; affı çok zordur.
Yalancı Şahitlik
Yalancı şahitlik; gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, adaleti saptırmak ve masumun hakkını gasp etmektir. Büyük günahların başında gelir.
Kur’ân-ı Kerim’de müminlerin vasıfları arasında:
“Onlar, yalana şahitlik etmezler. Boş/yararsız bir şey gördüklerinde, değerli/onurlu insanların tavrını sergileyerek yüz çevirip giderler.” (Furkan Suresi, 72)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Büyük günahların en büyüğü Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek ve yalancı şahitlik yapmaktır.” (Buhârî, Şehâdât; Müslim, Îmân)
Başka bir hadiste:
“Kim şahitlik edecek durumda olmadığı halde bir müslümanın aleyhine şahitlik ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın.” (rivayetler)
Yalancı şahitlik, hem yalan hem zulümdür; adaleti yok eder, toplumu çökertir.
Sonuç: Dilimizi Koruyalım, Kul Hakkından Sakınalım
Bu üç fiil –gıybet, iftira, yalancı şahitlik– dil ile işlenen en büyük günahlardandır. Kul hakkı içerir; Allah’ın affı için helalleşmek şarttır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.”
Dilimizi hayra, doğruya, örtmeye ve affetmeye alıştıralım. Gıybet duyduğumuzda engel olalım, iftiraya karşı susmayalım, şahitlikte adaletten ayrılmayalım. Allah bizleri bu büyük günahlardan korusun, tövbelerimizi kabul etsin. Âmin.