Develer: Kur’ân-ı Kerim’de ve Hadislerdeki Yeri
Develer: Kur’ân-ı Kerim’de ve Hadislerdeki Yeri
Deve, çöl coğrafyasının en önemli nimeti ve Allah’ın (c.c.) kudretinin açık delillerinden biri olarak Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetinde sıkça zikredilir. Hem yaratılışındaki hikmetlerle tefekküre davet eder hem de insanlığa sunduğu faydalarla şükre sevk eder.
Kur’ân-ı Kerim’de Deve ve Tefekkür
Kur’ân, devenin yaratılışına özellikle dikkat çeker ve insanı bu muhteşem varlığın nasıl yaratıldığı üzerinde düşünmeye çağırır:
“Peki o develere bakmıyorlar mı? Nasıl yaratıldılar?”
(Gâşiye Suresi, 17. ayet)
Bu ayet, devenin hörgücü, uzun boynu, dayanıklı yapısı, susuz çölde günlerce yol alabilmesi gibi özellikleriyle Allah’ın sonsuz ilmini ve kudretini gösteren bir mucize olduğunu vurgular. Devenin yaratılışı, basit bir hayvan olmaktan öte, ilâhî bir sanat eseridir.
En çarpıcı örneklerden biri Hz. Sâlih (a.s.) kavmi Semûd’a gönderilen mûcize dişi devedir:
“Ey kavmim! İşte size mûcize olarak Allah’ın devesi; onu bırakın Allah’ın arzında yesin. Ona kötülükle dokunmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
(Hûd Suresi, 64. ayet)
“Allah’ın peygamberi Sâlih onlara: ‘Allah’ın mûcize olarak yarattığı şu dişi deveye zarar vermekten sakının ve onun su içme hakkına dokunmayın’ dedi.”
(Şems Suresi, 13. ayet)
Semûd kavmi bu emre uymayıp deveyi kesince helâk oldular. Bu olay, Allah’ın âyetlerine karşı gelenlerin akıbetini gösteren ibretlik bir kıssadır.
Başka ayetlerde develer hac ibadeti, kurban ve rızık olarak anılır:
“Biz, kurbanlık sığırları ve develeri de sizin için Allah’ın dininin işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için pek çok hayır vardır.”
(Hac Suresi, 36. ayet)
Deve, hacda ve kurban ibadetinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Araf Suresi’nde (40. ayet) kibirlenenlerin cennete giremeyeceği “deve iğne deliğinden geçinceye kadar” misaliyle ifade edilir; bu, imkânsızlığı vurgular.
Hadis-i Şeriflerde Deve
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) develerle ilgili çeşitli hükümler ve uygulamalar bildirmiştir:
- Deve eti yedikten sonra abdest alma gerekliliği:
“Deve eti yedikten sonra abdest alınız.”
(Bazı rivayetlerde bu, abdestin yenilenmesi olarak anlaşılır; çünkü deve eti ağır ve diş etlerini etkileyebilen bir yiyecektir.) - Tedavi amacıyla deve sütü:
Sahih hadislerde (Buhârî ve Müslim’de geçen Ükl/Urayne olayı), hastalanan kimselere Medine dışında develerin sütünden içmeleri tavsiye edilmiştir. Bu, o dönemin şartlarında Arap toplumunun geleneksel tedavi yöntemlerinden biriydi. Günümüzde deve sütünün yüksek besin değeri, mineralleri ve bazı bağışıklık destekleyici özellikleri modern araştırmalarda da incelenmektedir; ancak bu tavsiye o günün özel şartlarına bağlı bir uygulamadır. - Devenin değeri ve diyet:
Bazı cinayet ve yaralama diyetlerinde devenin ölçü alındığı hadisler vardır (örneğin 100 deve gibi miktarlar).
Deve, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatında da önemliydi; binek olarak kullanılır, zekât malları arasında yer alır ve çölde yolculukların vazgeçilmeziydi.
Sonuç: Deveden Alınacak Ders
Deve, Kur’ân ve sünnette hem maddî nimet (yük taşıma, süt, et, kurban) hem de manevî ders (tefekkür, itaat, mucizeye saygı) kaynağıdır. Ğâşiye Suresi’nin emriyle ona bakmak, Allah’ın yaratma sanatını görmek ve şükretmektir.
“Bütün bu nimetleri yaratan Allah’ı tesbih ederiz. O ne güzel yaratandır!”
Deveyi düşünmek, bizi Yaratan’ın kudretine, nimetlerine ve emirlerine karşı daha dikkatli olmaya davet eder. Şükürle yaşayan kullarından eylesin bizi Allah (c.c.). Âmin.